21.12.2010

80'LERDEN...

Hep politika, hep sıkıci konular olmaz bugun gunesli havayla bearber eglenesim, dertleri unutasim var.
Bunun icin 80'ler Turk sinemasindan daha guzel bi konu bulamiyorum acikcasi.

Turk sinemasi gunumuzde iyi bir yere geldi, bunu goz ardi etmek olmaz. Her cesit film yapilmaya baslandi. Ciddi iyi produksiyonlardan, bakkal diye tabir ettigimiz kotu filmlere kadar.

Ama konu 80'ler sinemasi oldu mu, olay bambaska bir boyuta geciyor. Bahsettigim filmlerin cogu 80'li yillarin ortalarindan sonlarina dogru cekilmis, fabrikasyon isler.Tabii ki cok guzel ve akl-i selim isler de var.
Ama Iffet ve benzeri filmlerden soz etmek gerekirse farz-i misal; konulari ne kadar basit ve olagan olursa olsun, cok carpik sahneler ihtiva ediyor bu filmler. Kimisi de tamamen absurt, neden orada oldugu kesinkle belli olmayan sahnelerle bezenmis oluyor.

Iki tane ornek sectim bu konuyla ilgili. Ilk videomuzda Hakan Balamir ve dillere destan "Bu Ikiliye Dikkat"in basrollerinden birinin sahibesi Serpil Cakmakli var.
Izleyelim


Bir arkadasimin gostermesiyle tanistigim bu muhtesem sahne hangi filme ait, adi nedir, yonetmeni kimdir bilmiyorum ve bilmek de istemiyorum. Tek bilmek istedigim nasil bir halet-i ruhiye ile cekilmis oldugu. Esprinin sinifi oldukca dusuk evet, ama insan kendini gulmekten alamiyor. Oyuncular nasil gulmemisler bilinmez ama takdire sayan. Zira bu kadar absurt bir sahnede bu ciddiyet kanimca imkansiz.
Sahsen filmi izlemedim ama izleseydim de bu mohtesem sahnenin konuya bir sey kattigini sanmiyorum. Gerci oyle bir kaygi oldugunu da hic sanmiyorum ama neyse...


Gelelim ikinci videomuza; yillarin eskitemedigi Fahrettin Curekli Batur a.k.a. Cuneyt Arkin ve ismini hatirlayamadigim tombik abla atesli bir sahneyi canlandiriyorlar.
Izeleyelim


Nefret/uzuntu/sinir gibi duygularin seksle bir arada kullanildigi Amerikan filmi sahneleri cok izlemisizdir. Ama gavur yonetmenler bu isleri o kadar guzel becerirler ki "Ah be!" dedirtir izleyiciye, "Cidden var boyle bir sey"...
Peki ya bu sahne? Bu sahne ne?
Oncelikle oyunculari yine alkislamak istiyorum cunku gulme emaresi gostermiyorlar, ciddiyet full taym baki.
Hanim ablanin bir anda jonumuzu bir anda tokat manyagi yapmasi? Jonumuzun istifini hic bozmadan ayni sekilde karsilik verisi???

Sahne sonunda Fahrettin Bey'in sarfettigi cumle de muhtesem.
Be adam iki dakikadir bir kadinla karsilikli tokatlasiyorsunuz tek derdin isirilmis dudagin midir? Kadin ustunde paltoyla orgazm oldu, biraz daha devam etseniz hamile kalacakti yahu!

Nasil kafalar bunlar? Set oncesi nasil bir alemden gelmisler? Dunyayi Kurtaran Adam'in kult olmasina cok da sasirmamak gerek ama ona bu kadar prim veriliyorsa eger bu filmler de hakettigi ilgiyi gormeli bence. Lakin yabanci bir insanin su gordugunu anlamsi sanirim cok da kolay olmaz hatta imkansiz olur.

Seviyorum bu ulkeyi; bazen cok uzuyor ama sonra bir arkadasiniz boyel bir video yolluyor ve tum gununuz senleniyor.
Ahh gitti alt dudak...

19.12.2010

ASIMILASYON

500 kusur yil once engizisyon mahkemelerinin verdigi kararla Ispanya'dan kovulan yahudiler Avrupa'da avare avare dolasirken Osmanli Imparatorlugu'na sigindilar. Saolsun Osmanli onlari geri cevirmedi ve Turk yahudiligi bu sekilde baslamis oldu.

Bu yahudilere Sefarad ismi verilir. O donemde anadili Ispanyolca olarak bu topraklara yerlesen bu insanlar zaman icinde konstuklari dili Turkce'yle birlikte kullanmaya baslayarak Ladino isminde bir dil olusturdular.
Ladino sadece Turkiye topraklarinda var olan dunyanin baska hic bir ulkesinde duyamayacaginiz bir dil.

Adnan Menderes zamaninda, Cumhuhriyetin kurulus donemlerinde ortaya cikmis bir kampanya diriltildi: Vatandas Turkce Konus. Ilkinden farkli olarak Menderes donemindeki kampanya irkci bir nitelik tasiyordu, malum 6-7 eylul olaylari, Varlik Vergisi faciasi donemleri...

Babamin o doneme ait anlattigi bir hikaye vardir;
Ailece carsiya pazara cikildiginda aile arasinda herkes Ladino konusurmus, ama is alisverise geldiginde kaymis aksanli bir Turkce devreye girermis. Bu Vatandas Turkce Konus kampanyasi tekrar baslatildiginda ise buyukbabam ve buyukannem sokakta Ladino konusmaya korkar olmuslar ve Ladino sadece evde konusulan bir dil olmus yani aliskanlik ufak ufak yitirilmeye baslamis.

Simdiki durum nedir diye bakmak gerekirse eger; ben Ladino'yu sadece anlayabiliyorum ama is konusmaya geldi mi ancak tirt diye bir ses cikarabilirim.
Bu da demek oluyor ki ben ve yasitlarimdan sonraki nesil icin Ladino aramizda espri yaparken duyduklari yabanci bir kelime olacak, bir sonraki nesil icin ise sadece bir efsane...


Cuma gunu Kurtce'nin bazi dogu sehirlerinde tabelalarda kullanildigi gosteriliyordu haberlerde. Kimi kesimler icin cok tehditkar bir durum bu. Isin icinde Kurt kelimesi gecince bu kaygilari anlamak cok da zor degil aslinda. Yillarca terorle ugrasmis bir milletiz ne de olsa. Gerci bir turlu barisamamis olmamiz da soru isaretlerine cok gebe bir durum kanimca gelin gorun ki o islere kimin kafasi tam basar bilmek namumkun. Ne de olsa asil bizans oyunlari icimizde, disardan gelenler hava civa.

Diyecegim odur ki; bir dili yoketmeye calisarak ya da simdiki durumda oldugu gibi ondan korkarak bir yere varamayiz. Insanlar boyle kazanilmiyor ne yazik ki. Bunu ben ve etrafimdaki bir cok insan bu gencecik yasimizda anladik ama devlet buyuklerimiz, askerimiz bir turlu anlayamadi. Bir tabelaya o sehrin vatandasinin isi daha kolay halledilsin diye anadillerinde bir seyler yaziliyorsa bu devleti kesinlikle bolmez, aksine o insanlarin devlete olan inancini pekistirir.
Turkiye Cumhuriyeti'nin kendilerini sahiplendigini hisseder bu insanlar
Tabii ki resmi evrak islerinde , devlet daireleri ve bunu gibi kamusal alanlarda Turkce zorunlulugu olsun. Ama adam gibi Turkce ogretemedigin insanlara da zorla Turkce konus dersen o is ters teper.

Bazen bu kadar basit isler neden boyle cigrindan cikiyor anlayamiyorum. Ben mi cok naifim acaba..?

7.12.2010

SIZOFREN RUH HALLERI

Bu memlekette bir seyler yaptigini iddia etmek o ise sahip olmak icin yeterli olabiliyor sansli bir kesim icin . Artik o sans ayaga mi geliyor, yaratiliyor mu bilemem.
Mikroskobun altina atom koyup kurcaliyormus gibi yapsam o atom parcalanir mi?
Bu "mis gibi yapmak" durumu beni bilim insani yapar mi?
Oyle olduguma inanirsam ayni zamanda sizofren de olurum bence.

Ayse Arman da bir cins sizofren iste; osuruk osuruk tespitleriyle efendime soyleyeyim ipe sapa gelmez sosyolojik arastirmalariyla kosesinde ahkam kesiyor sonra da kendisine yazar diyor...

Son sosyolojik arastirmasi; sisman insanlarmis. Tombik tombik giyinecekmis sonra da dolanacakmis.
Hangi akla hizmet ablacim? Onu da gectim bu muhtesem arastirmanin sonucunda ne olacak? Tez mi yazacaksin? Sayilarla bilgi mi vereceksin bize? Sismanlar soyle dertlerden muzdarip boyle saglik sorunlari mi var diyeceksin? Vakt-i zamaninda da once kapanmistin, sonra da kicin basin acik Fatih'te dolanmistin. Ulan Istanbul'luyum soyle muhtesem bir insanim diye geciniyorsun hayatinda Fatih'e gitmedin mi, anlamiyorum ki?!

Cidden anlamiyorum bu insanlar nasil bu yerlere geliyor? Su kicikirik blogda bile daha dise dokunur seylerden bahsediyorum ben ya!
Yine blog yoluyla hem komik hem de akl-i, selim konulara deginen kac tane kadin taniyorum. Hepsi de Ayse Arman'i katlar. Onlardan birini koysalar su kadinin yerine medyaya olan saygim tavan yapar.





Ayse Arman'dan iyi olmasin baska ilginc bir kisilik ise; Devlet Bahceli.
Bu adamin matematigi ele alis stili beni korkutuyor.
Onumuzdeki secimlerde MHP'nin iktidar olabilmesi icin izlenmesi gereken yolu aciklamis.
Dehaya gel; 5 tane ilkokul arkadasi, 5 tane ortaokul arkadasi, 5 tane askerlik arkadasi, 5 tane es dost ve 4 tane de yoldan gecen insan bulacakmisiz. Onlari MHP'ye oy vermeye ikna edecekmisiz.

Devlet Bey'in devlet baba olabilmesi icin buldugu formul bu.
Peki ilkokul, ortaokul arkadaslarimizi nasil bulacagiz sayin baskan; Facebook'tan mi? Kapandi kapanacak diye yuregimiz agzimizda geziyoruz. Yarin sabah kalkip da o yesil sayfayi karsimizda gorursek sasirmayiz o derece. 10 kisi kafadan gitti.

Bir de kadin secmenler ne olacak; askerlik arkadasimiz yok? . Bizim oyumuzu istemiyor ya da biz 20 kisi toparlasak kendisi icin yeterli.
Gerci o kisim biraz muglak, kadin secmen konusunda bir aciklama yapmadi, kimse de;
"Baskanim kadinlar askere gitmiyor, onlar ne yapsin?" diye sormadi, direkt alkislamaya basladilar.
Biz askerlik yerine, milletin altin gunlerini bassak mesela? Gobek atarken propaganda yapsak, oy verene ceyreginden altin vaad etsek?

Icraatla gelin bize ne olursunuz ya? Propaganda yapin, secmen yoplayin diyorsunuz. Nasil ikna edilecek bu insanlar anlamiyorum ki? Sanki her sey sut liman, vaatler girla, sira oy toplamaya geldi. Butun parti baskanlari bir araya gelseniz dogru duzgun iki cumle kuramiyorsunuz, varsa yoksa cemkirmek, mahallenin koca karilari gibi birbirinizin arkasindan konusmak.

Secime bir sey kalmadi, vallahi icim daraliyor, kime oy verecegimi bilmiyorum. Illa birilerine verecegiz de ona da digerlerinden daha az kotu diye verecegiz, hale bak! Boyle siyaset boyle demokrasi mi olur? Ben de butun gun soylenip kendi kendime cemkiriyorum, politikaci mi oldun yani?
Aha istedim oldu!
Mimarim ben, yarin sanatci(!) da olabilirim. Aksama defterdarim, oglene vergi memuru.
Kusluk vaktinde bir bakkal, ikindi de muezzin...

3.12.2010

WİKİ KİKİ MİKİ

Wikileaks durumlari var memlekette. Hafta basi cok hakim degildim ne olup bittigine. Biraz haber izlemek, iki uc gazeteye bakmak yetti de artti bile.
Bildigin dedikodu sayfasina donmus is. Bir arka sayfa guzelimiz eksik diye dusunmustum sonra yuzu botox'lu ablalarin muhabbetlerini duydum. İlahi Jack ne sakacisin sen...
Daha ciddi hikayeler de var tabii. Oysa biz onlarin komplo teorisi olduguna inandirilmistik. Nasil gercek olur ama nasil nasil? Dis mihraplar Turkiye'ye kumpas kurmuyorlar mi yani???? O may gat!!!!


Isin bir de Kasimpasali'm eli masalim tarafi var. Onun disinda kimse bu kadar alinmadi yazilanlara.; durmadan cemkiriyor efendim durduramiyoruz. O kadar ki adamin sesi kisildi bagirmaktan, nasil sinir basmis siz dusunun.
Inkar boyutunu unutmayalim; o en sevdigim.
Carsaf carsaf yaziyor arkadas, yalanlamak neyine? Kabul etmek olmaz elbette, verilecek hesap kabarik cikar. Ama cemkirmek de neyin nesi? Yara-gocunma iliskisini akla getiriyor direkt, guven sarsici bir durum.

Isvicre bankalarinda paralari varmis; orada parasi olmayani dovuyorlar bu memlekette annem bu sinir niye? Sahsen milletin parasini lupletip mideye indirmeyen bakana bakan demem ben, caiz istir...

Aaa bir de Kaddafi'den gelen insan haklari odulu var yaaaaaa.
Televizyon acikti ama bilgisayar basindaydim. Bir duydum ki saka yapiyorlar sandim; Zaytung hesabi. Hangi akla hizmet verildi o odul cidden bilemiyorum.
Oturdum dusundum neden olabilir diye, cevapsiz kaldim dogal olarak.
Yanlis anlasilma olmasin bu iktidar ya da muhalefet icin konusmuyorum, Turkiye'nin tarihinde hic bir donem hic bir devlet adaminin insan haklari odulu adayligi icin gerekli icraatlari yapmis olduguna inanmiyorum. Yakin gelecekte de cok mumkun gorunmuyor. Mumkunlu'ye tasinsak belki, o derece...

Aaa bir de tasitlara yapilan zam konusu var. Buna isyanim cok buyuk. Bir tunel jetonu -bileti,karti artik haftaya formati ne olursa- 1TL'den 2,5TL'ye cikarilir mi kardesim? Ayiptir gunahtir. Kucuk bir rakam gibi duruyor belki ama onu her gun hem de gunde bilmem kac kere kullanan insanlar var.
Diger toplu tasima araclari icin gencler protesto falan yapiyorlar ama gecen gun bir kac tanesini iceri almislar.
Sanirim iceri alan polislere gelecek yilki insan haklari odulu verilecekmis...

Onu bunu bosverin de, dun Canli Para'da Hulk Hogan biyikli bir abi vardi yegeniyle, hangi ikili yanlistir diye soruldu kendilerine. Seceneklerde "Turgut Ozal-kalem" de vardi. Paralari yerlestirirken 63 yasindaki biyikli abi soyle dedi;
-Kalem birinde vardi ama Turgut Ozal degildi sanirim.-

Pek sevgili Hulk abi; sana tek bir sozum var,bir daha tekrarlamayacagim:
YUHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHHH!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Haydin kalin saglicakla...

26.11.2010

MS mi? O da ne?

Simdi bir hesap yapalim: Kasim 2007'de demisler bana "Sen Ms'sin." diye. Subat 2008'de de Betaferon kullanmaya baslamisim. Yani tam 3 yildir Ms hastasiymisim. 2aya da igne olayina gireli 3 yil olacakmis.

Ha nedendir bu hesap kitap, anlatayim...
Efendim temmuz ayi itibariyle duzensiz ilac kullanimini abarttim ve kullanmayi biraktim. Bu karar tamamen sahsima ait, kimseye de danismadim. Bir gun bir yerde tekrar baslamak arzusuyla yaptim tabii bu isi, iyi de yapmisim sefam olsun!
Ondan sonraki surenin guzelligini anlatmak icin kelimeler kifayetsiz, o derece.

Yaklasik bir bucuk ay once, oturdugum yerden kalkarken sol bacagim adim atmayi reddetti. Ayni hadiseyi ayni gun bir kere daha yasadim sadece. MS konusundaki genis psikolojim saolsun, hic MS'e yormadim bu ufak ayrintiyi.

Ardindan bayram baslangici gibi sol bacagim ayagimdan itibaren uyusmaya basladi, belime geldiginde de durdu. Uyusmayla beraber bacakta bir gucsuzluk basgosterdi. O zaman jetonun dusme sesi yankilandi beynimde; bacagin adim atmayi unutmasi da bundandi kesin.

Aksel'i aradim, "Gel" dedi, gittim. Once ilaci birakmis olamamdan kaynaklanan ufak bir firca yedim ama kibarca. Ardindan da aktif bir hastaligim oldugunu ogrendim. Celik gibi olduguna kanaat getirdigim sinirlerim feleklerini sasirdilar, o gunden beridir Yaprak Dokumu izler bir ruh hali icerisindeyim. Meali: ota boka agliyorum efendim, durdurmak ne mumkun!

Bugun kortizon alip almamak arasinda gidip geliyor karar mekanizmam. Aksama Aksel ile yapacagim telefon gorusmesi nihayi durumu belirleyecek.

Ama sorun bu ataxia durumlari degil; sorun benim MS oldugumu unutmus olmam ve bunu hatirlamanin dayanilmaz agirligi.
Nasil bir ihaleye girmisim ben arkadas! S..erim boyle askin izdirabini. Ben kendimi normal sanarken, merkezi sinir sistemim buhranlarla calkalaniyormus da haberim yokmus. Hayir madem aktiftin ne bokuma kandirdin diye sorarlar adama.

Cumartesi aksami pek sevdigim iki arkadasimin nisan partisine gittim. Ikı kiro dans figuru sergiledim diye pazar gunu bacagim yoktan hallice bir formata gecti. Uyusuuuk, baldirimda dayanilmasi zor bir agri... Bu ne kardesim bu neeeee?????

Kıssadan Hisse:
Defolusun ey MS'li! Sanma ki her sey sut liman, en beklemedigin anda gelir can evinden vurur bu lanet sey. Rahata erme luksun yok, dedim ya defolusun...

12.11.2010

DAMSIZ GIRILMEZ

Konumuz TURBAN.
Oncelikle videomuzu izleyelim, akabinde soylenmeye ve saydirmaya baslayacagiz.


Dogruya dogru; bu kizin kafasi guzel. O yuzden oncelikle kendisine sesleniyorum:

Ablacim; "Basi ortulu kizlar okumasin zaten!" ne demek?! Saclarin rastali diye adam mi oldun sen simdi? Egitim insani bir haktir ve dini inanclarinin gerekliligini yerine getiriyor diye bir kisinin egitimine mani olman insan haklarina aykiridir.
"Okumasinlar, bu ulkeden cekip gitsinler" demekle, Taksim'de iki adam sallandirmak arasinda da hic bir fark yoktur. Bu iki dusuncenin arasindaki benzerligi goremiyorsan da senin okudugun okulun izninle icine sicmak istiyorum.

Gelelim benim konuyla ilgili dusuncelerime; her seyden once sunu soylemeliyim ki, yukaridan da anlasildigi uzere universitelere bas ortusu yuzunden kizlarin alinmamasi durumuna en icten duygularimla karsiyim. O turbanin amaci ister dini olsun, ister siyasi.

Neden karsi olduguma gelince; din ve onunla ilgili konular ne kadar siyasi olursa olsun baskiyla ve dayatmayla degistirilemez. Yani bu sekilde davranarak ve boyle konusan ipsiz sapsiz insanlarin videolarinin altina "Supersin rastali kiiiz!" vs. gibi yorumlar yazarak bu insanlari karsimiza aliyoruz.
Universiteler "ozgurluk" simgesidir. Ulkemizde oyle olmadiginin tabii ki farkindayim. Ama turbaniyla universiteye gelen kiz egitimle olmasa da orada edindigi arkadaslardan bile etkilenerek bir cok konudaki fikrini degistirebilir. Bu durumda degisim devletin degil bizim elimizde.
Tabii ki naif degilim ve bir cok konuda oldugu gibi bunun da arkasinda baska cikarlar, baska beklentiler var, bunun farkindayim. Ama dedigim gibi; bu tip dusmanca yorulmlardir bu ulkeyi bolen.

Ha o zaman ne olmali, nasil olmali? Bence genc kizlar turbanli veya turbansiz universiteye girebilmeli ama videodaki manyagin anlattigi gibi turbana laf edilmezken,baskasinin sapkasina da laf edilmemeli. Bu tip Turk isi saygi komplekslerinin son kullanma tarihi gecti diye dusunuyorum.
Turbanli kizlar okusunlar evet ama bilsinler ki ya da onlara ogretilsin ki; mezun olduktan sonra calistiklari yerlerin cesitli kurallar olacaktir ve bu kurallara uymalari gerekecektir. Tipki 5 yagiz delikanlinin bir gece kulubu kapisinda "Damsiz girilmez kocum!" ikaziyla karsilastiklarinda olay cikarmayip, bir dahakine yanlarina dam alarak o mekana gitmeleri gibi.

Olay aslinda bu kadar basit benim gozumde. Her kurumun, mekanin v e sosyal ortamin belirli ve genel gecer kurallari vardir. Bu kurallari illa bozacagim da bozacagim demenin hic bir alemi yoktur. Ben Ciragan Sarayi'ndaki bir dugune sipidik terlikle ve sortla gitmiyorum. Neden? Cunku o ortam daha şık giyinmeyi gerektiriyor, hakimlik meslegi mahkemede cuppe giymeyi, askerlik uniformayi... Liste uzun, siz anladiniz beni.

Diyecegim odur ki; belki politik anlamda aktif bir gorev edinecek zeminlerimiz yok ya da su veya bu sebepten tirsiyoruz. Ama en azindan bu insanlari kazanmaya calismak bile bu ulkenin hayrina olacaktir.

Ve allahaskina yalvariyorum etrafinizda bu tip fikirlere prim veren şakşaklayan birileri varsa lutfen susturun o insanlari. Konun icerigini bilmeden, oturup uzerinde bes dakika bile dusunmeyip sirf oradan buradan duyduklariyla cumhuriyet savunucusu oldugunu sanan milyonlarca insan var bu ulkede. Asil tehlike turban degil, kendileridir.

Dahasi, bunca dert varken bu ulkede kicikirik bir basortusunun suni gundem olarak kullanilmasina seyirci kalmak icime dokunuyor. Adalet sisteminin ahvali, adam gibi adam Diyanet Bakani Ali Bardakcioglu'nu kumpasla yerinde edilmesii ve daha nice sorunumuz var. Yapmayin etmeyin.

Son sozum yine rastali manyaga; tum turbanlilar ayni dizaynirin basortulerini takmiyorlar bebisim. Orta kesim Aker'den alir turbanini. Kalburustu ablalar Moschino'dan, Burberry'den, Vakko'dan... Sen icini rahat tut...



KISSADAN HISSE:
Dert cok, dusmaliga hic ama hic gerek yok. Asil; Evren'e yargi yolu acilacak diye "evet"'ler catir catir basildi. Evren'in davasi" gorevsizlik"ten dustu. Bunu dusunun. Nerde bir turlu laf anlatamadigimiz "evet"ciler? Neden bu haber yer bulamadi adam gibi? Aha bu turban davasi yuzunden!

2.11.2010

ALINGANSIN

Gecenlerde tum kanallarda haber yapmislardi, youtube'a ozgurluk geldi diye. Ama ulastirma bakani cikip ayar vermeyi de unutmamisti: "Kanunlara uygunsuzluk olursa yine kapatiriz!"
O senin kanunlarin, baska ulkelerin kanunlari degil ki guzel insan. Tum dunyayi yonetmek gibi arzulariniz oldugundan eminim lakin o is oyle kolay olsaydi Osmanli cokmezdi. Zaten iki ileri bir geri Viyana kapilarina dayanmakla da dunyaya sahip olunmuyor ya...

Neyse Ulastirma Bakani'mizin -ki ismini kesinlikle bilmiyorum, bilmek de istemiyorum- verdigi bu naciz ayarin uzerinden bir iki gun sonra youtube yine acize bagladi. Simdi yine o hela duvarlarindan hallice yesil ekran karsimizda. Ver elini ktunnel, vtunnel ve kardesleri.

Bu dns durumlari da apayri bir tartisma konusu. Iki kisinin bildigi sir degil diyorlar, e bunu tum Turkiye biliyor. Kasimpasalim acik acik bahsi gecen siteye girdigini acik ediyor, siz de girebilirsiniz diye fetva veriyor. O zaman bu site neden zirt pirt kapaniyor a dostlar?!
Yaman celiskiler iste...

Hepsini gectim, ben boyle alinganlik gormedim arkadas! Ataturk'e yanlis yaptilar diye site kapatilir mi??
Cocuklugumuz, tum genclik hayatimiz O'nun karga kovalamalarini, nasil cebindeki saat sayesinde olumden dondugunu dinlemekle gecti. Sonra yasimiz kemale erdi, kendi irademizle okuduk ettik, yasaminin bundan ibaret olmadigini cidden buyuk adam oldugunu ogrendik; ama iyisiyle ama kotusuyle. O da insan en nihayetinde..
E simdi iki tane kici kirik cahilin soyledigiyle koskoca Ataturk'un bizim gozumuzdeki yeri sarsilir mi?

O dandirik videolari koyan insanlarin buyuk bir kismi, gurbete calismaya gitmis anne babalarinin yuz karasi insan ziyanlaridir kesin.
Genel portre de soyledir muhtemelen;
Sıkıntidan yanlis insanlarla takilmaya baslamis, hayatinin %90'ini gecirdigi fare deligi kilikli odasinda, bilgisayar basinda porno izleyip ot icen, bos buldugu vakitlerde de boyle ipe sapa gelmez videolar yapip, internete koyarak kendini bir bok sanan bir sunepe.

Bu videolari bu kadar sallayip devlet olayi haline getirerek o ziyan herifin 5metrekarelik odasinda kih kih gulmesine canak tutmak nasil bir akil isidir anlamak zor.

KISSADAN HISSE:
Yapmayiniz sevgili devlet buyukleri, bu kadar alingan olmayiniz lutfen.akli evvellerle bir olmaniyiniz. Ya da bir gazeteci size yanlis yapiyorsa ama ardindan ozur dileyip isinden istifa ediyorsa artik o adama savas acmaktan soz etmeyiniz. Degerli zamaniniza degmez, daha onemli meseleler var.

EDIT: Bu post2u sabah 10 gibi yazmistim. Su anda saat 13.55 ve youtube su anda acik. Kedi fare olayina dondu bu is, allah akil fikir versin...

28.10.2010

YILDONUMU

Parmak uclarindaki uyusmayi farkedisim cok eglenceli bir TORTURED SOUL konseri sonrasinda olmustu. Yuzumdeki uyusmayi ise 29 Ekim 2007'de bir alisveris merkezinde Burcu'cum ile avare avare gezinirken farketmistim.

Pazartesi gunu MS teshisimin 3. yili. Ve ben bunu deli gibi eglenerek kutlamayi planladim. Yanima da en sevdigim arkadaslarimi almak istiyorum. Bunlarin arasinda KAZIKLI VOYVODA baslikli postta bahsettigim sahis da olacakti velhasil tabii ki artik yok...

Onun yerine cok efendi, cok tatli ve kibar birini buldum, beni kaziklamayacak birini... Kendisiyle kutlayacagim o miladi gunu...

Hayat garip, bir yerden aliyor ama vermeyi de ihmal etmiyor.

Kissadan Hisse
Her zaman umut var...

KAZIKLI VOYVODA

Yas 31. Her boku gordu saniyor insan. Her bir seyi biliyor saniyor. Ama oyle degil mirim. Hayat insani en beklemedigi anda ters koseye yatirmakta usta.

Acayim; oncelikle biraz kendimi anlatmam gerek. Ben gectigimiz yila kadar hayatina cok kolay insan alabilen biri degildim. Kendimi guvende hissetmedigi zaman rahatsiz olan, tanimadigi ya da cok bilmedigi insanlarin yaninda rahatsizlik ceken, iletisimde zorlanan hafif sosyal ozurlu bir vatandastim. Bunlarin insanin hayatina kattigi cok sey oldugu gibi goturdugu de cok sey var malum. Bir kere kazik yemekten kurtariyor insani. Ama adamin ilerlemesini onluyor, yasamini sinirliyor.

Neyse, sonralari psikyatra gitmeye basladim ve tabii Efexor girdi hayatima.
Bu ilac oyle lanet bir sey ki, guveni insanlarda degil kendinde aramayi ogretiyor adama. Benimkisi gibi arizali bunyeler icin ruya gibi bir sey bu kendine guven davasi.
Baskalarindan rahatsiz olmadan gezmenin eglenmenin, cok da tanimadigin insanlarla oyle ya da boyle bir iletisim kurabilmenin guzelligini gosteriyor. Buraya kadar guzel tabii. Ama bir yerden sonra dogal seleksiyon bas gosterince, elemeler basliyor ve bu insanlarin aralarindan sevdiklerini yaninda tutmaya basliyor rahatsiz ruh.

E tabii deneme yanilma metodu en nihayetinde, arada hayal kirikliklari da olmali degil mi?
Oyleymis, o severek sectigin insanlardan bir tanesi sana -yani bana- kazik atabiliyormus. Cunku sen yirmi yillik arkadasi degilsin, o yuzden ne kadar deger verildigi soylense de de kalbin herhangi bir kalp; kirip dokmek kolay.

Lakin, "Bu yasa kadar gelmissin, guvendigin daglar disinda baska hic bir daga hatta tepeye bile tirmanmayi denememissin, ne bekliyordun." derler adama. Desinler cunku haklilar.

Bu cumlemden sonrasi kendime bir methiye formatina donusebilir ama yalanim yok, her sey gercektir.
Ben iyi niyetli bir insanim. Kimseyi kirmak ve kimseye kotuluk yapmak istemem. Bunun icin de ozel bir caba gosteririm. Entrikalara kafam basmaz o yuzden istesem de yapamam.Tabii ki hiyarliklarim ve yanlislarim oluyordur. Farkinda olmadan birilerinin kalbini ben de kirmis olabilirim. Ama bana soylendiginde hatami kabul etmesini de ozur dilemesini de bilirim. Kendimi affettirmek icin elimden geleni de arkama koymam. Ama isin acisi herkesi de kendim gibi sanirim. Hayat oyle degil tabii, malum ters kose gol durumlari.
Bugun bana faul yaptilar sonra da kirmizi kart gormeden gol attilar. Ben de mal gibi kalakaldim.

Uzattim, kisaltayim; gecen mart nisan donemlerinde yakinlik kurdugum ve kisa sure icerisinde cok sevdigim bir arkadasim, yazin kendisine hoslasmadan ote hissiyatlar icerisinde oldugum ve aramda bir seyler gecmis olan bir adamla yazdan beridir bazi bazi aralarinda bir seyler gectigini soyledi. Ben bu arkadasima yeri geldiginde o adamdan sevgiyle bahsedip, yeri geldiginde o adama kufurler savurarak gecirdim yaz mevsimini. Ben bunlari anlatirken aslinda neler oluyormus...

Diyecegim odur ki; benim deger yargilarima gore arkadaslikta yanlislar olur ama kazik olmaz...

Kissadan Hisse
Hayatta herkese guvenmek, herkesi kendin gibi sanmak en buyuk salakliktir.

30.09.2010

Hanim kos, Vimeo'yu kapatmislar!!!

Ya seviyorum, kimsenin zoruyla terketmem diyorum ama cok kalles bir yer olmaya basladi burasi. Cidden diyorum; onu kapat, su filmi makasla... Adami zorla kanun disi islere tesvik ediyorlar.

Neden kapattilar vimeo'yu bilmiyorum ve ilgilenmiyorum da. Yine osuruktan bir sebep yuzundendir kesin ve isin icinde Ataturk vardir mutlaka.

Bir akli evvelin sacmalamasi yuzunden tum siteye ceza kesmenin mantigi nedir? Anlamakta gucluk cekgitim bir nokta bu, bir digeri de Vimeo'nun cok mu bir tarafinda?
Eminim yetkilileri sevinmislerdir; ne de olsa bu tip sitelerde yorumlar uzerinden kavga etme basarisini gosterebilmis yegane millet bizimkisi.

Zaten sansur de neymis? Devlet el koymazsa vatandasim el koyuyor olaya; gecen haftaki sergi olaylarinda oldugu gibi.. Ama abartilacak bir sey yok, Turkiye'de her insanin hayat tarzi guvence altinda ne de olsa. RTE oyle dedi ya!

Isin daha da komigi adam olayin vehametinden cok, konunun referanduma baglanmasina takildi tam tersi olmasi gerekirken. Kasimpasalim eline aldi masasini, konusana vuruyor masallah.
Ne zaman bu kadar fasist oldu bu insanlar, ne zaman cifte kavrulmus azinlik oldum ben bilemiyorum.
Ama bildigim tek bir sey varsa o da Ataturk'un cok erken terk-i diyar eyledigidir.Bir ummeti devlete dondurmek icin 15 yil cok kisa bir sure ne yazik ki.

Tophane'de acilan sergiler sirasinda yasanan olaylar icin bu muhtesem link'e lutfen tiklayiniz. Tiklayiniz ki sade vatandasin aklindan neler geciyor gorunuz:
http://tophanehaber.com/goster.asp?nereye=yazioku&ID=134

Ne diyelim allah sonumuzu hayretsin...

ALIVE

Bugunku yazimi eksi sozluk'te yazdigim bir entry ile taclandiriyorum efendim. Copy paste'in bir numarasiyim, Pearl Jam'in hastasiyim.

"90 li yillarin ortalari, yas 14-15; mtv sehre gelmis heyecan dorukta. kanala her baktigimda siyah beyaz bir video klip donuyor; bir konser ortami var sonlara dogru uzun sacli solistin kendini seyircilerin ustune biraktigi. fena degilmis diyorum kendi kendime ama cok da yuz vermiyorum nedense. o siralarda da suruden ayrilma cabalari icindeyim agabeyim tarafindan bunyeye sizdirilmis iron maiden, metallica larin etkisiyle. bir gun aciyorum televizyonu, yine o her gordugumde daha cok sevmeye basladigim sarki. bekliyorum sonunu kimmis bu adamlar diye ve o gun tanisiyorum kendileriyle...
grunge muzigin alip basini gittigi donemler bunlar; nirvana, stone temple pilots, alice in chains... nereye cevirsek kafamizi seattle li birileriyle karsilasiyoruz. ama ben diyorum ki; dunyanin grubu bir yana, pearl jam bir yana. eddie vedder in akillara zarar sesi, efsane sahne performansi, rearview mirror ve turevleri gibi sarkilari yapmis olmalari bir kenara, pearl jam in 90 li yillarda alternatif muzik dinleyen her insanin hayatindaki yeri bambaskadir. evet nirvana vardi ve unutulmaz bir unplugged uzeri intihar kombinasyonuyla tarihe gecti. ama her pearl jam dinleyicisi bilir ki; eddie vedder o mtv studyosunu, oturdugu tabureden kalkmadan (ve tabi ki tabureden duserek) yikmistir. hoplayip ziplamadan gencliginin tum isyankarligini sadece yuz ifadeleri, mimikleri ve sarkilariyla verebilen yegane adamdir.
96 yilinda istanbula gelmislerdi konsere, ilk sarkilari release ti... yil 2006, ben 30 uma dogru kosar adimlarla ilerlemekteyim, ustelik boyum 1.60. diyecegim odur ki; yarin gelsinler konsere, sirf release i tekrar canli dinleyebilmek icin kisa boyumdan gecirecegim ezilme tehlikesine, yas haddinden gelecek tum sikintilara selam eder, o konsere en on siradan katilim gosteririm..."

2006'da yazmisim bu entry'yi. Her ne kadar aradaki bazi albumleri gercek Pearl Jam tadi vermemis olsa da, gecenlerde aldigim son albumleri sayesinde hislerim baki.

Haydi be Eddie, yine gel...

15.09.2010

Mezgit

Eskiden cok soylenmekten anlamini yitirmis bir laf vardi: "Guldururken dusundurmek" diye. Bu dusundurmeler politik icerikli olurdu genelde.
Sonralari Cem Yilmaz'la baslayan geyik muhabbetleri prim yapmaya basladi, dusundurmenin de devri kapandi.

Simdilerde medya organlarinda bu eski usul komedinin izlerini goremiyoruz, anca mizah dergilerinde.
Geyik de guzel tabii ki, ama kaynayan bir dunyada yasiyoruz, bunu da goz ardi etmemek gerek bence. Lakin isin bir de su boyutu var; butun zamanimiz bu pislikleri duyarak, izleyerek ve okuyarak geciyor, bari arada bos bos gulelim. Haksiz da degiliz hani.

Ama ne kadar eskimis olsa bile bir Deve Kusu Kabare'nin yerini tutmuyor bu yeni devrin komedisi.
Dis dunyayla alakaniz ne kadar azsa o kadar az gulersiniz Zeki-Metin'e. Cunku en alakasiz parodide bile bir yerinden laf sokarlar devlet buyuklerimize. Ustelik 12 eylul sonrasi yaparlar bunu; yasaklarin en ayyuka ciktigi zaman. Simdi yazili yasak yok belk iama mahalle baskisinin allahi var, tum terslik de oradan cikiyor zahir.

Neyse suraya baglayacagim; yeni yeni tanimaya basladigim ve cok komik oldugunu dusundugum bir hanim var. Komik olmasinin yani sira suya sabuna da dokunuyor cekinmeden. Avukat kendisi, ve bugun dogumgunu.

Hem dogumgunu kutlayip sak saklamak hem de kendisiyle tanistirmak icin yazdim butun bunlari.

Karsinizda Ezgi MEZGIT ve aynen benim yaptigim gibi soylendigi blogu: Ezgit Ne Diyor?

Okuyun, gulersiniz, seversiniz...

14.09.2010

Referandum Sonrasi Cinnet Emareleri

Farkettim ki politik icerikli yazilar yazmaya baslamisim, o yuzden bunlari Havadan Sudan diye etiketlemeye gonlum el vermiyor. Buranin ismi POLITIK!

Oyle bir donemde buyumusuz ki, politik farkindaligimin yasi baya geckin: 31!
Olacak is degil tabii ama oldu iste, tonton ressamima buradan bir daha selamlar.
Neyse o kadar soylendim ettim, haketmek lazim, tatilden erken donmek lazim diye, dondum de. Vicdanim rahat, kalbim sıkısik tamamladim geceyi.

Yatmadan once tatilde olan ve yurtdisina cikarken oy vereceklerini sanip babayi alan ailemle konustum telefonda - bu da bambaska bir skandal ya neyse-.
Moralimin bozuldugunu anlamis olacak peder bey sacmalamami ve burada boyle seylerin her zaman oldugunu soyledi -ki bu kabullenmislige ayrica gicigim-.
"Ne takiliyorsun bunlara, atma icine" dedi.

Dun gece bu konulari yuzyuze konusma firsati bulduk kendisiyle. Oy oranlari, boykot vesairenin otesinde bambaska bir seye takildi benim aklim.

Bu ulkeye idealist insanlar lazim geldiginden dem vurdum ve o anda kendini kaybetti babamgil - sever kendini kaybetmeyi :)-. "Ne yapabilirsin ki" dedi, "Otekisin sen burada".

Konu uzadi bambaska yerlere vardi, demagojinin kitabini yazar da kendisi o yuzden her zaman oldugu gibi "bos konusan" tecrubesiz hayalperest oldum ciktim tabii ki.

Kendisini bosverelim de, cidden oteki miyim ben bu ulkede? Ben kendimi oyle gormuyorum ve oyle davranmiyorum da, sizler beni oyle goruyor musunuz acaba yahudi oldugum icin?
Dogrudur devlet islerinde gorev aldrimazlar gayri muslimlere, yeri geldiginde Acun abimin yaptigi gibi turklugumuz sorgular bazilari.
Osmanli'dan gelen bir takim aliskanliklar diye dusunuyorum; her turlu devlet isinde gorev alsalar bile yine de farkli renk kiyafette gezermis gayri muslim devlet gorevlileri. Bakmayin kitaplarin her dini milleti kuckladi Osmanli dedigine.
Sonralari Adnan Menderes ile baslayan homojen Turk toplumu hikayeleriyle birer birer isler degisti. E tabi isin icine Varlik Vergisi, Trakya Olaylari ve daha bir cok kitaplara gecemeyecek kucuklukte olaylar da girince iyiyden iyiye zivanadan cikti is. Aslinda tam da bunlar yuzunden gayrimuslimlerin neden geride durdugunu anlamak cok da zor degil.

Lakin Osmanli'nin uzerinden yillar gecmis artik, bazi seyler degistiremez miyiz?
Simdiden bir seyler yapmaya baslasak, cocuklarimiza kiraci olduklari degil de ev sahibi olduklari bir ulke birakabiliriz belki, bilmiyorum.
Bu kiracilik isinde, gayri muslimlerin sucu da var babam ne derse desin. Getto mantigiyla yasayarak zaten egitim duzeyi dusuk bir ulkede, bir anda mucizevi bir sekilde kabul gormeyi beklemek de bana cok salakca geliyor, kimseler alinmasin.

Bu dedigimin arkasindan "Ama"yla baslayan milyonlarca cumle kurabilir gayri muslimler. Dediklerinin cogunda da hakli olabilirler. Velhasil bir yerlerden baslamak gerek.

Burasi benim ulkem, 500 kusur yildan beridir de boyle. Kim tersini dusunurse dusunsun, kim bana aksini hissettirirse hissettirsin. Yeri gelirse ulkem icin savasirim da, gerekirse fislenirim de. 3-5 capulcunun ettigi laflarla kimligim elden gitmiyor. Ben once Turk'um sonra yahudi.

Ev sahibiyim, kiraci degil. Kimsenin zoruyla evimi terketmeye de niyetim yok...

6.09.2010

Ilac Cart Curt

Tam emin degilim ama, dun sanirim Betaferon kullanmayali bir ay oldu.
Allahim bu ne rahatlik! Kullanmaya basladiktan sonra onceki hayatini unutuyormus insan, ben hatirliyorum efendim; pek guzel ve ozgur.
Bayramdan sonra tekrar kullanmaya baslayacagim ama o zamana kadar bunun keyfini surmek arzusundayim.

Lakin bugun gozlerim yuvalarindan firlayacakmis gibi oluyor, o biraz tedirginlik vermedi desem yalan olur.
Daha once de bu goz isinden Aksel'cigime bahsetmistim ama bon bon suratima bakinmakla yetinmisti.
O yuzden aramak istemiyorum, aramayacagim da...

Cok isyankarim beee...

1.09.2010

Dun aksam yillar sonra tekrar Reality Bites'i izledim. Ne guzel filmmis. Genclik filmi en nihayetinde, ask mesk isleri ana konusu. Ama en azindan zeki diyaloglarla suslemisler ask mevzuunu. Her bir konusmada genclik bunalimini, universiteden mezuniyet sonrasi sudan cikmis balik kafalarinin etkilerini hissediyorsunuz, misss.

Sonra Breakfast Club vardi taaaa 80'lerde, fonda Simple Minds saheseri Don't you forget about me ile akillara kazinan. O da cok saglam filmdir. Lisede cumartesi gunu kutuphane cezasina kalmis ogrencilerin gecirdigi o ceza gununu anlatir. Her telden adam vardir tabii ki; sporcu, populer kiz, sert oglan, inek... Gunun sonunda hepsi degisirler, ya da -mis gibi yaparlar.
O da genclik ergenlik gibi acikli zamanlarin depresyonlarina, zorlukllarina guzel yaklasir. Filmle bir bag kurabilirsiniz yani.

Artik cekmiyorlar boyle filmler mirim, varsa yoksa kiyafetler, cantalar ayakkabilar. Hic mi derdi yok simdiki gencligin, ya da o kadar fena durumdalar da filmlerde de bunu gormek istemiyorlar mi? Bilemiyorum ama ici bosalmis isler cikiyor genelde karsima. Bu bir dizi de olabilir, ya da bahsettigim gibi bir film de...

Seviyorum ben teenager filmlerini.
Insan kucuklugunu, gencligini dusundugunde sadece guzel seyleri hatirliyor. Ama biraz daha derine indi mi, ne kadar buyuk karin agrilari cektigini animsayiveriyor. O ne dertti be; yok efendim matematik sinavi varmis, tarihci sozlu yapacakmis...

Ya da ust siniflardan havali abi, bilmem kim ona cok asikmis ama babayi almis, kizin dunyasi basina yikilmis. Hos bu simdi de geliyor basimiza ama en azindan dkolay kolay yikilmiyoruz, kasarlanmis olmanin dayanilmaz hafifligi...:)

Yine de film iyi oldu mu "vay beee" diyor insan, dunyanin bir yerinde baska insanlar da ayni dertten muzdarip olmuslar. Sandigimiz kadar da yalniz degilmisiz aslinda.

Ergenken, etrafimda hep cok mutlu insanlar vardi benim ya da oyle gostermeye calisiyorlardi bilemiyorum. Dolayisiyla derdimi anlayacak insan bulamiyordum. Filmleri izliyordum iste... Iyi geliyordu...

Izleyin izlettirin, begenirsiniz...

25.08.2010

Haketmek...

12 Eylul 2010'da referandum yapilacak; bence ve bir cok bilir kisiye gore genel secimlerden cok daha onemli bir referandum bu. Ustelik anli sanli tarihimizin en cok zaiyata sebep olmus darbesinin 30. yildonumunde; iktidarin manidar bir sakasi.

Gelin gorun ki; referandum ile Ramazan Bayrami'nin son gunu cakisiyor ve muhtelif kafalardan; "Mahsus yapiyolar, oy veremeyelim diye" sesleri yukseliyor. Bu cumlede imkansizlik varmis gibi gorunuyor olsa da, aslinda is pasa gonullerin yarida birakmak istemedikleri sefadan ibaret.

Mahsus veya degil; bu ulkede oy verip vermemek keyfi degil, zorunluolmali artik. Bunun zihinlere yerlesmesi, bir sey icin oy verilecekse her seyin birakilmasi gerektiginin anlasilmasi gerek.
Yani tatille secim cakisiyorsa; erken doneceksin yolcu ya da oturacaksin evinde, bu kadar basit.

Aslinda bu kadar basit dogru ama bir o kadar da zor ki...
1980 darbesi bir cok kapanmayacak yara acti ama bence bu yaralardan en buyugu; benim de icine dahil oldugum neslin vurdumduymazligi. Evren Pasa'm nasil yaptiysa cok iyi bir is cikardi ve apolitikligi tavan yapan bir genclik yaratmayi basardi; Sezar'in hakki Sezar'a...

Politik islerde alinan kararlarin, yillar icinde sekillendigini gorecek kadar buyuduk, okuduk ama nedense "bir oydan ne olacak ki"cilikten bir turlu kurtulamadik. Ama bir kismimiz televizyon karsisinda begenmedigimiz politikacilara sovup saymasini cok guzel ogrendik.

Diyecegim odur ki; olur da bu referandumda oy vermezseniz ve karsiti oldugunuz dusunce galip gelirse o zaman kendi kendinize televizyona bakip kufretmeye bile hakkiniz olmaz.


Kissadan Hisse
"Boyle konusuyorsun da sen tatile gitmiyor musun oy vermek icin." diye soracak olursaniz icinizden, cevaplamak boynumun borcudur. Sormasaniz da soyleyecektim zaten :)
Tatile gidiyorum evet, pazar sabahi donmeye calisiyorum ama yedeklerdeyim, olur da yer acilmazsa gitmeyecegim tatile. 3 gun evde otursam bir sey olmaz, daha once yapmadigim sey degil...

22.08.2010

Ruhumun Gidasi

El atmadigim bir bu kalmisti... Bu gercegi dakikalar once farkettim, zaten zamani da gelmisti.

Dun aksam Istiklal Caddesi'nde ikamet eden Mask'a gittim. Bir tanidigin erkek arkadasinin grubu caliyordu. Guzel performans sergiledi cocuklar, solistin sesi de sukela, daha ne olsun degil mi?
Ama o is oyle degil arkadas, o is oyle olmamali. Yillardir seyrek de olsa bu tip yerlere gidip canli muzik dinleme serefine nail olmus biri olarak artik "Yeter!" diye haykirasim var.

İstaiklal caddesi uzerinde kac tane canli muzik mekani var acaba ve kac tanesinde dun gece Sultans of Swing soylendi acaba?
Kassak 3 basamakli sayilara ulasirmisiz gibime geliyor. Ama ben artik bunlari dinlemek istemiyorum gencler.
Cover grup olmanin ve tabii mekana para kazandirmanin sanindan bu durum onun farkindayim. Ama Sunday Bloody Sunday calmaniz icin -ki o da en az Muse sarkilari kadar piyasa bir sarki en nihayetinde- yalvariyorsam eger, o iste bir terslik vardir.

Yillar once Ingiliz produktor bir arkadasim bana: "Bir cover her zaman orijinalinden daha degisik ve guzel olmalidir, yoksa o cover'i yapmanin bir anlami kalmaz" demisti. Taksim cover'cilarindan boyle bir beklentim yok tabii ki, ama zaten Radio Eksen'de dinledigim sarkiyi tanimadigim bir adamin sesinden dinlemesem de olur. Yarin obur gun radyoda orijinaline rastlarim nasil olsa.

Merak ediyorum neden hic birinin aklina Whiskey In A Jar'i calmak gelmez, ya da ne bileyim bir Fire in Cairo olmadi bir Gimme Shelter? Neden cidden anlayamiyorum. Bu ismi gecen sarkilar super klasikler sonucta, caldiginizda orada bulunan kitle illa ki cosacaktir. Muse caliyorsun da ne oluyor, her Muse sarkisi basina komisyon aliniyorsa o zaman susarim.
Ama "seyirci bunu istiyor" kafalari varsa sayet o zaman kuserim. Vallahi de billahi de kuserim efendim.

Bilmem kac yillik alternatif rock, grunge, metal trash ve turevlerine kiran dusmedigi inancindayim. Cok agir bir sarki olursa onu yumusatacak yetiye sahiptir herhalde bu gencler diye de dusunuyorum ustelik. E haydi ne duruyorsunuz, helva yapsanizaaaaa!

Kissadan Hisse: Bu hayatta MS'mis, sevgilim beni terketti sendromuymus, param yokmus gibi seyler zor tabii ama bos be. Hepsi gecer.
Ustelik bir sarkiya bakar her sey. O sarkiyi iyi secerseniz, yillar oncesine gidersiniz bazen, ya da gulmekten catladiginiz o geceyi hatirlarsiniz. O yuzden ruhun gidasidir ya muzik.

Cumlemize bol muzikli, yaratici cover'li gunler.
Aaaa unutmadan dun geceki abiler Killers caldi. Canli muzik dunyasinda cko sevindirici bir ilk ve gelisme :)

13.08.2010

INCEPTION

Su an kiskancliktan catliyorum okuyucu. Orta yerimden ikiye ayrilmam an meselesi.
Ucundan kosesinden "kreatif" demeyi sevdigimiz bir isle alakadar oluyorsaniz eger bilirsiniz ki; her zaman ama her zaman agzinizi acik birakacak birileri vardir.
O insanlarin varligi sizi umutsuzluga surukler; ne yaparsaniz yapin aslinda bazilari gibi olamayacaginizi bilmek, kucuk dunyanizda kendinizin bir bok oldugunu sanarken aslinda bir bok olusunuzun sadece ruyadan ibaret oldugunu yine farketmek...

Evet efendim Inception'i izledim ben bu aksam. Oncelikle sormak istiyorum: Chris Nolan sen insan misin? Eger oyleysen bizler ne oluyoruz???

Ruyalardan gelecekle ilgili ipuclari arayan bir kulturun cocuguyum ne de olsa, "bilinc altimda neler oluyormus acaba" diye sormam uyandigimda. Sorsam da bendeki yaraticilik kirintisi o sorulardan bir kisa hikaye bile cikaramaz.

Biber acidir, gercekler de acidir demek ki gercek biberdir sayin okuyucu. Bu dunyada ruya dedigimiz o kisa filmlerden 2 saatten uzun nefes kesici filmi yaratmayi basarmis bir insan var. Ve ne yazik ki o insan ben degilim.

Neyse hasetimi bir kenara birakip filme nasil olup bittigimi anlatayim.
Sinemaya her gittigimde bir heyecan vardir icimde. Sıkıci ve tek duze hayatlarimizdan koptugumuz o karanlik salonlardan her cikisimda, izledigim filme gore bazen mutant olmak isterim, kimi zaman da eve donusunde arka fonda muhtesem bir sarki calan o kadin.. Bu filmden ciktigimda uyumak istedim, her filmde yasadigim o hissiyati tekrar yasayabilmek ve uyandigim zamani daha iyi analiz edebilmek icin.
Yer cekiminin olmadigi sahnede, otelin koridorlarindaki aksiyon basladiginda zevkten dort kose oldum desem...

Bir Matrix vardi karsimda, ama ucuslarin yuvarlanmalarin cok daha anlam kazandigi. Referans noktam olan filme taptigimi da eklememe gerek yok herhalde. Her kadar japon orneklerine selam cakiyor olsa da Neo'nun havalarda suzuldugu o sahnelerin benim icin yeri ayridir. Eh simdi bir de ruya konseptinin icine yedirilmis siir gibi sahneler gorunce kendimden gecmem cok da abes degil diye dusunuyorum.
Gorsel guzelligi bir yana, filmde her sahnenin ince ince islendigini goruyorsunuz. Bir cok insanin ortak noktasi olan "dusus"un kilit nokta olmasi, ruya icinde ruya konspetinin olay orgusundeki rolu, en sonda kasten akillara konulan soru isareti, of of of... Sen n'aptin be abi!!!

Kim bilir neler kacirdim izlerken, nerelerde ne detaylar gizliydi de ben agzim acik izlemekten oralara dikkat edemedim...

Yaz yaz bitmez efendim bu film. Gidin izleyin izlettirin. Ben pek yakinda ikinci defa bir sinema salonunda "Sen gercek misin?" diye soyleniyor olacagim, beklerim...

11.08.2010

ACUN ILICALI

Bilirsiniz Acun Ilıcali efendimiz acilarin icinden kullerini silkip yeniden dogmus bir televizyon kisisi.

Yillar, cook yillar once dunyanin uclarinda gezip, sokakta gordugu guzel kadinlara Turkce laf atmasiyla ve Ingilizce oldugunu sandigimiz bir dilde kendileriyle sohbet etmesiyle unlenmisti.

Sonralari yarisma dunyasinin duayeni adayligina soyundu. Simdi ise ne zaman televizyonu acsam karsimda.

Kendisine saygi duyardim; oyle ya da boyle adam cidden ayagina gelen sansi iyi degerlendirip bu dunyayla otekini satin alacak para kazanmayi basardi. Is sadece para kazanmak degilse eger; seveni de var, daha ne olsun?..

"Seyirci bunu istiyor" klisesini korgoze parmaksiz bir sekilde somurebilmesi de ayri bir becerisi.

Velhasil gecen aksam "Var misin Yok musun?"a rastladim. - Evet kabus geri dondu-. Iste o aksam kendisine olan saygim tiksintiye donustu. Aslinda sasirmam cok sacma cunku bu ulkenin sorunlarinin bir cogunu bunyesinde barindiriyor ne de olsa, bende salaklik...

Yarismayi daha beynelminel bir hale getirmek istediginden mi nedir bilinmez, birden fazla yabanci uyruklu insan barindiriyor seferki Var Misin Yok Musun. Bu yabanci uyruklu kisilerden biri de Ispanyol, esi ise Turk.
Buraya kadar her sey normal; her zamanki sevecenligiyle(!) Ispanyol yarismaciyla sohbet ediyor Acun'um. Esine donuyor sonra, ve ismini soruyor. Turkcesi degme sunuculara tas cikaracak kadar duzgun olan hanimefendi cevap veriyor: "Bianca".
Acun'un suratinda sacma bir ifade. Nasil anlatsam; boyle bir saskinlik ama ayni zamanda kil bir gulumseme, uzerine ah caaanim ifadesi...

"Aaa diyor" Acun'um "Nasil yahu, turk musun sen?". Kadincagiz "Evet" diyor urkekce. Basina gelecekleri biliyor tabii, o kadar cok yasamis ki bu durumu. Ama acar televizyoncu Acun durur mu, devam ediyor elinde saziyla;
"E neden ismin yabanci?" diye soruyor.
Kadin elindeki mikrofondan rahatsiz, ailesinin yabanci isimleri sevdigini soyluyor. Acun'daki saskinlik tavan yapmis hanimefendiyi sıkıstirdikca sıkıstiriyor. Ablasinin isminin de Diana oldugunu soyleyen kadin ailesinin kafiyeli isimler istedigi icin boyle bir isim sectiklerini soyluyor. Acun'um gulup geciyor ve iskence orada sonlaniyor.

Sonlaniyor da, bendeki sinir de o anda tavan yapiyor.
Gecen yil bir Roxy gecesinde Papatya(!) ismindeki salakliga mahkum bir kiz da bana neden ZipZip diye sormustu. Annemlerin '68 kusagindan oldugunu soylemistim, alakasi varmis gibi. Karsiliginda da "Aaaaa ne ilginc!" diye bir tepki almistim.
Ilahi Papatya, sen cok yasa emi!

Acun' a olan killigimin sebebine gelince; arkadas, bu ulkede azinlik diye adlandirilan bir kesim var. Hepsi T.C. vatandasi, Turkce'yi sen ve senin turevlerinden kat be kat daha iyi konusan, yeri geldiginde memleket meselelerine senden daha ilgili ve duyarli, ulkesini senden cok seven ama ailesinden birilerini mutlaka bu cahillik yuzunden baska ulkelere yollamis olan...

Acun'um simdi direk sana seslenecegim, umarim bir sekilde okursun bu yaziyi...

Omr-u hayatinda bir tanesini tanima sansina nail olamadin diyelim -ki bunu cok dogal karsilarim-, kitap da mi okumadin, hayatinda bir madam hikayesi de mi duymadin? Madam hikayesi duymussundur ama seninki Manukyan Hanim'inki olmustur ancak. Tanistin mi acaba kendisiyle, ona da sordun mu acaba ismi neden boyle bir degisik diye?!

Haydi hikaye de duymadin diyelim, nerede tarih bilgisi, bu ulkenin yakin tarihinden hic mi haberin yok? Varlik Vergisi'ni Abdullah Efendi icin mi cikardilar saniyorsun? Beklentimi gittikce dusuruyorum farkettiysen. En son gelebilecegim nokta Salkim Hanim'in Taneleri. Ustelik Hulya Avsar oynuyor, onu da mi izlemedin be adam!

Asil sorun ne biliyor musun Acun Bey, sen ve senin gibi insanlar yuzunden isimlerimizi gogsumuzu gere gere soyleyememiz. Uzayli muamelesi gormekten sıkıldik, adimizi her sorduklarinda arkasindan "Turk musun?" demelerinden biktik. Bianca televizyondaydi diye cekindi sanirim, ben de olsam cekinirdim herhalde. Ama gunluk hayatta oyle tepki vermiyorum artik biri bana senin yaptigini yapinca, "Yahudiyim" diye yapistiriyorum. Alisik degilsiniz tabi direk soylenmesine, bakakaliyorsunuz suratima. Ayip bir sey varmis gibi, pot kirmissiniz gibi konuyu degistiriyorsunuz hemen, ogrenmek soru sormak yerine.

Bu ulke boyle karisik oldugu icin guzel. Bir caminin yaninda gordugun o guzel binayi Rumlar yaptirdigi icin, ya da ne bileyim rakinin yaninda Ermeni mezesi topik yedigin icin guzel aslinda. Kimisi de ben topik sevmem diyor inatla, tadina hayatinda bakmamis olsa da...

8.08.2010

INGILIZCE POST - POST IN ENGLISH

This post is written especially for the two lovely ladies i met in Bodrum, Aysegul's cousins Julia and Denise. They wanted to read some of my stuff so i decided to give them a hint.
----------------------
Last week i was in Bodrum with Aysegul for the summer vacation and i realised the staff who work in Bodrum is much friendlier than Istanbul. They smile all the time, they're very attentive and they're not smirky at all.
For instance in our last night we sat on this cafe where they serve desserts and coffee. Aysegul was a bit down, the waiter noticed it and said the ultimate cure for a lady who's blue is chocolate and he asked her if she would care for a cone of chocolate ice cream. How nice and clever! Not Einstein clever of course but at least they know how to please you and know how to sell their product.

But in contrary in Istanbul you get mildly sometimes very stupid staff with careless and smirky attitude but of course exception proves the rule.

Once i went to MAKRO buy some Prosecco which is an italian sparkling wine.
Maybe you don't know what it is and that's understandable but i don't think it is for someone who works in MAKRO's wine section.

So i asked the lady where i could find them. She looked at me and smiled.
Ohh reader that smile, you should have seen it! I didn't say anything and we stared each other for about 30 seconds, still no progress. So i asked again and the smile was transforming into something that i only can call "imbecil".

I changed my question and asked her whether they were selling any Prosecco. Same staring kept going, i repeated my question and all i got in return was that stupid smile again.

There i was having a monologue with some lady who probably hated her job and learnt from someone that if she didn't know an answer to a question, she'd better smile and make the customer mad as hell. I mean c'moon, we're not in school if you don't know something just say so and find someone who does!!!

This whole incident lasted about 5 minutes. Can you imagine, 5 minutes of staring, it's like we're flirting! Dude i'm not lesbian i wanted to shout. I opened my mouth and these words came out of it:
"I guess that this stupidity on your face implies you don't know what i'm talking about..."

--------------------------------------------------

2,5 years ago when i had a relapse on my right arm my doctor prescribed me with steroids. What i did was to go to a hospital's emergency room, find a nurse, have my iv placed, wait for the drug to have it's promenade through my veins for an hour and leave.

It was the third day of the treatment so there wasn't too much development on my arm -meaning: it was still useless-.
I found a nurse and asked her to place my iv, she did it then she left. After an hour i realised all the drug was inside the veins so i called the nurse, another one showed up. She said it was better to leave the catheter on for the next day. I told that my veins were too thin, they would be blocked in the morning and they would have to place the iv again so it was better to take it off and i'd be much comfortable for me. We respectfully argued for a while than i gave up and let her leave it on.

Before continuing my story i have to say that i know they're trained and all but i know my body and i know what's going to happen because it happened before and it happened that day, again!!!!

Anyway she wrapped the catheter with some sort of medical cloth. I tried to put on my jacket on my own but wasn't able to so i asked her to help me with my right arm, the catheter was injected on the left.
She must have thought i was some kind of a princess wannabe, she said smiling:" Oh, are we delicate?"

First; that"we" talk, not cute at all. Second; there must have been something delicate about me that made me come there in the first place, right? Can't you just do your job, please save the small talk for someone who can bare it!

I didn't answer, but when she was helping with my left arm she suddenly left the jacket as if she helped me enough, i said: "Could you please help me 'till the end, i can't do it on my own"

Dear reader; i'm giving you the rest of the conversation exactly the way it happened:
Me: Could you please help me 'till the end, i can't do it on my own.
Nurse: Why?
Me: I'm having a relapse so my right arm doesn't "work" properly and i have the catheter on the left so...
Nurse: HAHAHAHA Are you kidding?

"Am i kidding?!!!! Are you kidding? Are you really a nurse or you took your degree from a grocery store? Even a vet is more understanding than you are, c'mon!! What kind of a question is that?"

As i was imagining beating her up with the fire extinguisher and screaming those words, i calmly said:
- My sense of humor is way better than this so no i'm not kidding. And i should say that you should quit your job as a nurse and never work in a field which consists on providing services. I mean any kind of service, get yourself a nice wealthy husband and knit.

I know i was a little harsh, ok maybe too harsh but imagine my frustration, a woman who works in healthcare asking me if i was kidding!!!!
The next day i saw her but asked for another nurse, of course :)

THE MORAL OF THE STORY:
If you don't like your job, if you're not good at it, if you don't know much about it, oh dear god please quit. Stop torturing yourself and more importantly stop torturing us.

17.07.2010

Sicak Cok Sicak!: 2. Bolum

Gecen yil bu donemler yine sicaktan sikayet ediyordum da onun uzerine yazmistim bu yaziyi.
O zamanki sorunum goz kaymasi ve beraberinde gelen gecici aptallikti :) Cidden aptala donuyordum cok garip.

Bu yil goz kaymasi da aptallik da yok. Onun yerine bu yil terleme var. Ben omr-u hayatimda boyle terledigimi hatirlamiyorum. Psikiyatrim Efexor'un etkisinin cok buyuk oldugunu soylemisti -ki kisin menopoza yeni girmis kadinlardan farkimin olmamasi bu sozlerini dogruluyordu. Ama su anda sicak+nem+Efexor uclusunun bana yasattiklari I-N-A-N-I-L-M-A-Z.

Ben asiri beyaz tenli bir insanim, dolayisiyla yuzumun daha kolay gorulebilmesi icin muhtelif kozmetik urunler kullaniyorum. Ama su Galip Dede Caddesi'nden Istiklal Caddesi'ne cikana kadar yuzum sabahki halşbne geri donuyor. Nasil mi? Tabii ki sicak+nem+Efexor sayesinde. At gibi teliyorum ya!!!(Bu da ne demekse?) Once terliyorum sonra direk bastirilmis Bulent Ersoy kimligim yuzeye cikiyor; bir elinde selpak yuzundeki teri hafif dokunuslarla makyaji bozmadan silmeye calisan bir karakter. Ama ne fayda ben zaten yolda birakmisim makyaji, kafayi suyun altina soksam herkes icin daha saglikli olacak.

Dun oglen pek sevgili blogger Stilize'yle oglen yemegi yedik Istiklal Midpoint'te. Ya ordan Galata'ya inmek maksimum sekiz dakika falan herhalde. Eve geldigimde sacimdan t-shirt'ume ter damliyordu, rezalet. Sonra yagmur yagdigina hava serinledigine seviniyorum diye garipseniyorum. Sevinirim tabii; bekarim kardesim, dustan bes dakika once cikmis ama yine deter icinde igrenc bir kadin mi, yoksa saci basi yerinde temiz bir kadin mi???

Haydi bitsin bu yaz ne olur, benim doktorun Efexor'u biraktirmasina daha cok var...

21.06.2010

EY ADSIZ SOZUM SANA

Bu ayin basiydi sanirim "Kahpe Kader" baslikli yaziyi yazisim.

Bugun o yaziya gelen yorumlari tekrar okudum. Topu topu iki tane var ama olsun, hosuma gidiyor yorum almak o yuzden arada bir okuyorum manyaklar gibi.

Neyse ilk yorum cok icten gelmisti ilk okudugumda halen de oyle, sahibine buradan tesekkuru bir borc bilirim. Ikincisini de begenmistim ama bir yandan da garip gelmisti. Bugun okuyunca daha da garip geldi.

Soyle ki; onu yazan insanin kim oldugu hakkinda bir fikrim yok fakat kendisi basima gelen bu komik olaydan belki birilerinin hayallerini yikmis olabilecegim sonucuna varmis.

Pek sevgili Adsiz, yazinin geri kalan kisminda tamamen sana sesleniyorum, olur da bir gun okursan diye. Yok okumazsan da saglik olsun, az da olsa bir kitlem var :)

Birincisi, iki yemege gitmekle hayaller yikilmiyor efendim. Yasimiz kemale erdi cok sukur, daha basindayken maldon* olan islere kafayi takmamayi yillar icerisinde zorla da olsa ogrendik. Ben genelde burada yazdigim her seyin komik olmasini istiyorum ve oyle olmasina dikkat ediyorum cunku hayat baska turlu cekilmiyor. Eh bu durumda benim geyigin bagrindan kopup gelen o sozlerime o arabesk yorum neden?

Ikincisi; ne ekersen onu bicersin mantigi gercekten de var mi? Ilahi adaletin er ya da gec vuku bulacagina ben de inaniyorum. Ama her konuda degil.

Mesela ben bu kadar kotu ne yapmis olabilirim hayatta, beni hasta ettirecek kadar? Evet sana soruyorum. Kimsenin ickisine siyanur kattigimi hatirlamiyorum. Hic bir hastanin serumuna yanlis ilac da karistirmadim.

Bak Adsiz farkettiysen hastalik ornegini ayni kulvardan durumlarla karsilastiriyorum. Simdi ask mesk konusuna geliyorum merak etme. Nikah masasindan kacmadim allaha sukur. Kimseye yuzyilin boynuzlusu Ednan Ziyagil muamelesi de yapmadim. Ha nedir? Kadinligin sanindan uyuzluklar ne bileyim bir regl sendormuyla sarfedilmis kotu sozler, bosa atilmis isabetsiz triplerse kastettigin, onlari yapmayana kadin denmiyor zahir.

Gicik oldum evet, ama ne olur bana "ben bir sey demedim ki, yaran var gocunuyorsun herhalde" klisesiyle gelme rica ederim. Illa bir sey yazacaksan yaratici ol, dimagimiz acilsin, bizi beyaz turklere katacak bir tartisma olsun. Elif Safak'tan alintilarla gel mesela. Olmazsa bi feylozofun sozleriyle morart beni. Ben de kapatayim blogu baska diyarlara gideyim. Lutfen.

Neden gicik oldugumu da aciklayayim sonra da uzayayim, cok bile yazdim. Sinir oldum cunku, beni tanimadan etmeden, benimle ilgili basina "belki" bile koymus olsan da bu sekilde bir yargiya varmis olman cok uzucu. Ote yandan bunu kendine saklamayip ulu orta umuma acik bir yere yazmis olman da sinir bozucu. Ha sen dedin diye hayal terminatoru mu oldum hayir ama yine de sen nasil istedigin gibi atip tutabiliyorsan ben de istedigim gibi gicik oluyorum.

Birine baska birinin hayallerini yikmis olabilecegini soylemek o insani tanisan bile cok agir bir itham. Biz ki tanismiyoruz durumu sen dusun. Boyle iste...

Ha bir de unutmadan *maldon: iskambilde ve kağıt oyunlarında kağıdın yanlış dağıtılmasına verilen ad, yani oyunun bastan yalan olmasi.

Saglicakla kalin, tabii ki sen de Adsiz :)

18.06.2010

TAMAMLAYICI TIP

Dun aksam annemlerde kaldim; hayirli evladim ben. Neyse bir ara ciktim sonra geri geldim. Geri geldigim sirada kahkahasi kendinden unlu kadin Saba Tumer'in programini izliyordu annem. Metin Hara diye bir eleman konuktu programa. Tamamlayici tip uzmaniymis kendisi. Annem de bir yandan izlerken bir yandan internette elemani arasitriyordu. -Kadinin arastirmaci kisiliginin internetin tehlikeye dustugu gunlere rastlamasi da kozmik bir tesaduf olsa gerek.-

Neyse; "Bir gitsene bu cocuga" dedi annem. Dedim: "Neci ki bu insan", "Tamamlayici tip" dedi o da. O ne ola ki soruma cok da bir cevap veremed i ama hastaliklati iyilestiriyormus.



Ne hastaligi annecigim, nasil yapiyormus? Bakti suratima, kafasini gosterdi her sey orada bitiyor demeye getirerek.

Giderim gormeye, yeter ki annemin ici rahat etsin, koymaz. Ama nedir arkadas bu her sey kafada bitiyor sendromu ya?!! Tamam ruh sagligi, efendime soyleyeyim pozitif dusunce vs bunlar guzel seyler de nereye kadar???

Valla bu yeni moda pozitif dusunce ot bok pusur islerine cidden gicccik oluyorum. Baslarda da yazmistim boyle bir sey. O zamanlar daha kibardim tabii.

Neden gicik olduguma gelince, iki tane tas gibi sebebim var.
Birincisi;

Her sey kafada bitiyor ise eger, demek ki hastalanmam da kafamdan kaynaklaniyor. E bu durumda ben bayagi zir deliyim.
Boylesine hos, muhtesem, tip dunyasinin gelen sorulara "bilemiyoruz efendim" diye cevap verdigi bir hastaliga yakalandigima gore Shining'deki Jack Nicholson'un kizi falan olmam lazim. Dolayisiyla: "Neaa, sen bana deli mi dedin?" diye nagralar atsam kimse agzini acmamali.
Tamam anladik; bulamadiniz caresini topunu bize attiniz. Attiniz da benim annemle babam da pek normal sayilmazlar ama allaha sukur ikisinin de masallahi var.

Yok efendim hastaligini sebebi olarak degil de sonunu getirmek icin soyluyorsa bu adamlar bunu; benim beynim o kadar guclu o kadar mohtesem olsaydi burada yazacagima Turk edebiyatinin 2000'li yillarda cikardigi en super yazar olurdum. Ama olamadim.
Ya da hayvan gibi resim yapardim, eserlerim Sotheby's'de satilirdi catir catir. Onu da olamadim.
Neymis, demek ki, her insanin beyninin gucu o kadar da acaip degilmis.
Ayrica olsa da gucumu ona harcamazdim efendim. Ilac var kullaniyorum guzel guzel yasiyorum. Ayrica Ms'ten dolayi daha da bana bi bok olmaz psikolojisine de girdim. Iyi bile geldi yani.
O zaman atom falan parcalardim, karsi cinsin hiyarliklarina katlanma katsayimi yukseltirdim, ne bileyim gunluk hayatta boyle natural high bir modda gezinir dururdum.

Gelelim ikinci sebebe;
Su tip isi ne kalles, insan hastlaniyor, uzerinden kimler ne paralar kazaniyor ya. "Haydi ilac yazalim sana ama kronik bu hastalik hayat boyu kullanacaksin."
"Tamam kullanirim, yeter ki sen iste"
"Aaa bosuna ilac kullaniyorsun, bu is kafada biter ben seni meditasyonla, alternatif tipla, bilemedin olmadi tamamlayici tipla iyilestirecegim."

Ay bir rahat birakin be. Hilal-i ahmer miyim ben, sonucsuz seyler icin para dokup duracagim?
Ha sozum meclisten disari; durum cok kotudur artik yapilacak hic bir sey kalmamistir, ne bileyim bir ayak cukurdadir, o zaman deneyenlere saygim sonsuz. Ama su parlak heriften bir farkim yokken bana bunlarla gelmeyiniz lutfen.

Ama tecrubeyle sabit olarak sunu soylemezsem gozum acik giderim; dusuncenin etkili oldugu yerler var. Misal bir ilaci kullanirken ise yarayacagina inanmak. Hem Efexor'da hem de Betaferon'da yasadim ben bunu. Ama MS miyim hala? E evet!

Deliyim ben deli...

KISSADAN HISSE:
Bosu bosuna bu tip islerle vakit harcamayiniz efendim. Ama yine de ihtiyaci olanlar vardir diyerek bu parlgin web sitesini verelim: www.insanaguven.com. Sitenin isminde bile meymenet yok ya!

16.06.2010

SEX & THE CITY 2

Birincisi zaten hayalkirikligiydi, ikincisinde gulmeyi birakip aglayacaktim az kalsin. O ne kotu filmdir allahim, o ne gereksiz uzunluk, ne sacma kiyafet secimleri, sakiz gibi uzayan hikaye vs vs...

Abartiyor muyum diye dusunuyordum bugun, dvd'ye 4. sezonu koydum.
Ve hatirladim ki; zamaninin ve onumuzdeki uzun bir zamanin en guzel dizilerinden biridir Sex & The City.
Oncelikle yazarlarinin hakkini vermek gerek; her bolumun ismiyle iceriginin arasinda kurulan ilgi, o isimdeki metafor ve o metaforun altinda yatan gercek anlamin o bolumun konusunu olusturmasi ... Praysliss.


Ilk bu diziyi izlemeye basladigimda yil 1998'di. Kac yasindaydim hesabini yapamiyorum kusura bakmayin. Ama o yaslarda belirli konularda yani evlenmek cocuk sahibi olmak ya da ask ile ilgili insanin belirli hayalleri oluyor. Dolayisiyla diziyi izlerken begeniyorsunuz, kendi hayatinizdan bazi noktalar buluyorsunuz evet ama daha cok isin eglenceli kisimlarina takiliyorsunuz. Eminim gunumuzde de bu diziyi severek izleyen genc kizlarin da dusunceleri budur, tabii bir de moda davasi var -ki o ayri bir yazi konusu olur-.

Simdi 31 yasindayim ve muhtemelen onlarca defa izledigim bolumleri tekrar seyrettigimde aldigim haz bambaska. Mesela,

4. sezonun ilk bolumunde Carrie'nin 35. yasgunu. Restoranda arkadaslarini beklerken yan masada 25 yasinda bir kizin dogumgunu kutlamasini goruyoruz. Ve pastasi gelince kiz bir anda: "Fuck! I'm old!!!" diye cildiriyor simarikca.
Evet gencler simarikca, biz de gectik ayni yollardan biz de aynilarini yaptik. 5-6 yil icin soylenecek sozler degilmis gibi gelebilir soylediklerim ama inanin bana o 5-6 yil bir kadinin hayatinda cok belirleyici, belki de hic belirleyemeyeci...

Ya da sosyal bir ortamdaki herkesin evli, nisanli bilemedin basinin bagli olmasi durumu. Boyle bir isteginiz olmasa bile birilerinin ayarlanmaya calisilmasi, yeri geldiginde saklanmaya calisilan acima dolu bakislar, sen de bulacaksin bir gunler... yine sacmaliyormusum gibi gorunse de tecrubeyle sabittir efendim bunlar, oyle kicimdan atmiyorum...

Tamam belki biz sabahtan aksama kadar calisip oyle bir gardroba sahip olamiyoruz belki ama bekar kadinlarin ruhsal inis cikislari, yedikleri kaziklarin yas gectikce sacmalanmasi beynelminel bir durum.

Iste bu yuzden super bir dizi Sex & The City.

Ama film oyle mi ya; ben yetiskin genc bir kadin olma yolundaki hayatimin bir bolumunu her bolumde farkli bir karaktertiyle ozdesleserek gecirdim. Artik 40'larinin sonunda olan bu hanimefendilerin karikaturize halleri benim hic ama hic hosuma gitmedi. Kaldi ki; nedir bu filmin konusu derseniz adam gibi cevap verebilecek bir allahin kulu oldugunu da sanmiyorum. Nerede o zeki diyaloglarla yuzumuzu gulduren kizlar, konusunun kivrak islenisiyle vay be dedirten senaryolar... Yok anam yok, bu eleman kisa metraj islerin adami, uzun metrajda eli ayagi birbirine giriyor.
Umarim 3.sunu cekilmeye heves etmez...

KISSADAN HISSE: Neymis efendim konu dizi dunyasi olunca ciddilesiyormusum. daha once de soylemistim ben bu isten anlarim, yillarimi verdim yillarimiii!!!

4.06.2010

MODA???

Insanin moda anlayisi yillar icerisinde ne kadar degisiyor degil mi?
Herkesin giydigini istemekten "moda kendine yakisani giymektir"e uzanan bir yol.

Benim bu isle ilgim alakam bir garip oldu hep.
Resimde turuncu bej arasi renkte ucu acik bir cift cizme var, hani bu sene cok moda olanlardan, hani topuklulari bir cok koleksiyona dahil olanlardan.. Hah iste, onun icindeki ayaklar benim. Babam almisti bana onlari, gorur gormez bayilmistim. Giymek icin zaman kolladim, cunku hem degisiktiler hem de keten. Zaman geldi catti, once resimdeki gun: Okuma bayrami. Ardindan Burgaz adasi. Malum dogasi geregi yaz ayakkabisydi onlar...

Benim cocuklugumun en guzel anilarinin ve en buyuk travmalarinin ana mekani hep Burgaz adasidir. 19 yasima kadar her okul kapanisiyla solugu aldigim bir yerdi ne de olsa.

Ama ilk travmami bu cizmeler yaratmisti.
Bayila bayila giydim onlari, iskeleye indim. Saniyorum ki trendsetter olacagim. Tabii o zaman boyle terimler yok, o kafayla zaten ne terimi, benim tek derdim butun kizlari kiskandirmak. Gururlu ama magrur ifadeyle tesekkur etmek. Olmadi, olamadi. Yerin dibine gecirdiler." Ucu acik cizme mi olurmus?" dediler. Daha dogrusu: " AA zipzip o ayagindaki ne?? HAhahahahah" diyerek dalga gectiler.

Ben bu insanlarin buyuk bir kismiyla belirli araliklarla gorusurum. Gecen yil bir tanesi gordu bu fotografi. Once ufak bir sok gecirdi. Ardindan hatirladi cizmeleri - zaten unutmak ne mumkun-.
"Inanamiyorum" dedi once, sonra "Ne kadar guzeller!! Bir de benim kiyafetime bak!!"

Eh be kadin, bunu 28 sene once soyleyeydin ya! Senin anan baban sana firfirli entailer alip, altina Kifidis Ortopedi ayakkabiyi caktiysa benim sucum ne? Benim annemle babam, bana bilekten deri bagciklari olan babetler alirladi, yaaa.

Haa peki bu travmanin sonucu ne oldu? Kotu oldu beee!
Bir kere yengec burcuyum; o zamanlar "aman kendimi degistireyim boyle hayat gecmez" demek de yok. Bunye ezilmeye musait hatta arabesk, seviyor melankoliyi. Benim cizmelerimin uzerinden gecerek bana guldugun an beni bitirdin. Ondan sonra anamgillerin aldigi farkli ne varsa giymeye korktum, bu hala da devam eder.
Bazen acaip guzel kombinasyonlar bulurum kafamda, cidden. Ya da bir yerde cok degisik bir sey gorurum, ama alamam. Sen ve senin gibi olan tum veletler yuzunden iste. Bir gidim dikkat cekici bir parca olsun ustumdeki, hemen iskillenirim, sokaktaki herkes bana bakiyor sanirim. Amma yaptim degil mi? Milletin isi gucu yok, bana bakip iclerinden dalga gececekler. Bunu yaptin bana sen, ariza cikardin zaten meyilli ruhumda.

Simdi de aksesuar tasarliyorum, kozmik bir saka! Ama uzerimde bir tane benim markama ait bir aksesuar goremezsin cunku sorarlarsa utanirim. Sen ve senin gibi veletler yuzunden iste!!!!

Cocuklar ne fena arkadas!!!

3.06.2010

POLITIK

Memleket kaynamakta, polıtık meselelere egilmek farz oldu.

Politik terimleri anlamiyorum. Solcu muyum mesela ben? Yoksa liberal mi? Isım kapitalizmden besleniyor, o zaman politik gorus ne oluyor?

Bilinmiyor ama emin olunan bir sey var; kimse "ne sehittir ne gazi bok yoluna gitti niyazi" diye anilmasin lutfen. Ne gemilerle giden "sivil toplum orgutu" uyeleri, ne maden altinda kalan isciler, ne askerler.

Ama tabii annemin biyiklari olsaydi babam olurdu, biliyorum. E peki en azindan madende isciler oldugunde birileri cikip da isin dogasindan dem vurmasin bari. Ha sanmayin ki; bu beyanati sadece televizyonda gorebilirsiniz. Ben dun aksam bunun canlisini gordum. Bir metreden yakin bir mesafede oturuyordu bana. "Cok normal" dedi, "Bu ise girerken olacaklari bilmiyorlar miydi?"
"Ne sakacisin" dedik, icimizden tabii ki. "Calisma sartlari, isci haklari, calisan guvenligi sorunlari, bunlari halletmek gerek" diye kendimizi savunmaya calistik. "Devletin buna yatiracak parasi yok" diye cevap verdi. Hey beee, devletime de bak sen, surunuyor, yazik!!! Bilemsem inanacagim...
Bir de piskince ekledi: "Can guvenligi yok diye madeni mi kapatsinlar? Kapatirlarsa onca insan issiz kalir, onun yerine 30 kisiyle kurtardilar" Hey guzel allahim sen su kullarina akil fikir ihsan eyle, yarattiktan sonra arada bir takip et.
Alinti yaptim ben: "Oylarini komurden kazanan bir devletin maden iscilerine karsi daha duyarli olmasi gerekirdi" dedim. O komurleri parasini verip aldiklarina inanmis, onu savundu.
Bu muhabbet uzadikca uzadi, tansiyon yukseldi. Sonunda bombayi patlatti: "O gemiyle gidecek olsam, ben de cocugumu yanima alabilirdim"
Karisi hamile, kizin yuzu bembeyaz kesildi, hakli.

Boyle insanlar var bu ulkede, hemen karsi masanizda, yemekte yaninizda, dogumgununde kanepede...

Allah sonumuzu hayretsin...

YOKLUGUNDA HIC KITAP OKUMADIM

Onun yerine twitter'a uye oldum, kendime internet sitesi yaptim, facebook'ta isim icin grup kurdum... Kendim icin buyuk, moda dunyasi icin kucuk adimlar attim anlayacagin.

Ama butun bunlari neden yaptim bir sor. Hayir hayiiiir, halkla iliskiler, tanitim gibi her sektorun uygulamasi gereken taktikler yuzunden degil, tamamen asosyalligimden yaptim.

Yeni insanlarla tanismayi beceremem ben, becersem de bir cogunun yaninda rahat hissedemem kendimi. Hele reklam, yaptiklarimi insanlara gosterme, hahah sacmalama kuzen!! Bir tutam guvensizlik, 250 gram da yabanilik var bende. 150'lik efexor az da olsa kirdi bunlari ama insan kolay kolay degisemiyor.
Bu sosyal aglar cok yardimci oldu markami tanitmamda. Oturdugum yerden kimselere yuzumu gostermeden, karsilikli olsak elimi kolumu koyacak yer bulamayacagimi belli etmeden insanlari ekledim listeme, inanmazsin onlar da beni ekledi. Bir kac populer insan beni bloglarina bile konu yapti. O sayede sanal camiada unum daha da yayildi, internet uzerinden satis bile yaptim.

Bizim gibi insan iliskileri ozurlusu insanlar icin bicilmis kaptan bu kuslu sosyal ag. Agabeyim soylemisti aynisini; buyuk sozu dinledim muradima erdim.

Su anda icim icime sigmiyor; web sitemin adresini yazmak istiyorum, anonim reklamin tadini aldim ya... Ama yapamam, kimligimi ifsa edemem :) Belki kendi becerilerinle bulursun, kim bilir...

11.04.2010

BENİM EV YANIYOOOOR!!

Eveeet, basarili bir kahvaltinin toplantisinin daha sonuna geldim. Cidden cok basariliydi. Yedik ictik, sohbet ettik. Ictik dediysem sadece cay icmekle yetinmedik, cidden ictik. Bir arkadaslarimizin evlilik yildonumuydu bugun. Onlarin gelecegini de dusunerek kutlama amacli Prosecco almistim Macro'dan Bellini yapmak icin. Arkadaslar gelmediler ama Bellini'ler ziyan olmadi. Saolsun gencler likir likir ictiler Prosecco'lari. Yetmedi gidip bir sise daha aldilar.

Sonra bir ikili civar butikleri gezmek amaciyla bizi terketti. Ama sadece 30 saniyeligine. İlk merdivenlerin yarisina geldiklerinde benim ve Burcu'nun cigliklarini duyup geri geldiler; perde yaniyordu. Ucundan azcuk alev almis olan o guzelim perde yaklasik bir 15 saniye icinde yandi bitti ve kul oldu. Ama verilmis sadakamiz varmis, kazara jaluzilere sicrasaydi iste o zaman itfaiyeyi aramamiz gerekebilirdi. Ucuz kurtardik, bu da bize bir ani, eve de nazarlik oldu. Son cumle zugurt tesellisi serisinden ozenle secilmistir.


Kissadan Hisse
Mum guzel bir seydir evet. Etrafa hos bir isik verir. Sigara kokusunun en buyuk dusmanidir. Ammaaa perdenin yakinlarinda yakilmamalidir. Yanmaz yanmaz demeyin, yanar! Aslinda yanmiyordu ta ki kapi acilip o hooj esinti olusana kadar. Sonrasi malum. Tez mumlar camdan uzaklastirila, bir adet yangin sondurucu alina! Gerci camdan uzaklastirmaya gerek kalmadi, cunku perde de kalmadi.
Hayirli gunler, mamaniz sizi disler. ( Bu cumleyi kac kisi anladi acaba?)

10.04.2010

SATURDAY NIGHT FEVER... MY ASS!!!

Cumartesi gecesi atesi cidden vardi icimde benim eskiden. Sanirim artik kalmadi. Simdilerde cok nadiren egleniyorum gece cikmalarinda. O yuzden evdeyim su anda.

Ama dun aksam ciktim misal; eglendigim nadir gecelerden biriydi. Kiki'de Sezyum'lu bir gece gecirdik. Some girls are bigger than others'i yuksek volumle dinlemek ayri bir olaymis, onu gorduk. Kaan Sezyum sen cok yasa!

Cikmayacaktim aslinda. Bacagim cok agriyordu ya hani,iste onun yuzunden. Belki Aksel bir ilac verir, olay hafifler dedim, saat 19.00'da Medica'ya gittim. Gittim ve sok oldum, hatta oha falan oldum. Etrafta temizlik yapiliyordu, bir tane bekleyen insan yoktu. Aman allahim dukkan iflas mi etti aceba? derkennn; anladim ki etmemis, 19.00 randevusu iptal olmus. Beni bekliyorlardi, I-N-A-N-I-L-M-A-Z!!!

Cerrahpasa'dan Melih de oradaydi. George Costanza gibi hissettim o an. Dunyalar karisti, Cerrrahpasa Cerrahpasa'da kalmaliydi. Ama Melih ortama uyum saglamis. Ikili olarak muayenemi gerceklestirdiler. Bir ilac yazdilar ve evime yolladilar. Kisa ve acisiz oldu, hala saskinim.

Sonrasinda annem ve babamla yemege gittik Takanik'e. Cuma aksami bulusmalarimizin mekani Takanik, seviyoruz orayi. Calisanlari sicak ve sempatik, yemekler guzel, fiyat uygun, daha ne olsun... Neyse konu o degil. Ne zaman MS'le ilgili birsey olsa, babam hep ayni soruyu soruyor: Atak miymis? Evet dersem karadenizde gemileri batiriyor, hayir dersem mutluluktan gozleri parliyor. Atak bazli bir hastalik olarak yerlestirdi bunu kafasina, onun disinda olanlar bu hastaliga ait degil sanki. Genel seyri var, bu tip seyler olabilir, atak disinda problemler de cikabilir dedigimde bos bos suratima bakiyor.
Vakt-i zamaninda kendisine MS for Dummies ayarinda 10 sayfalik bir MS aciklamasi vermistim. Okusun, ogrensin, kendini bosu bosuna uzmesin diye. Ama yok, bahse varim okumadi. Dosya nerede? Muamma. Simdi yeni bir plak takti pikaba. En son atagim 9 ay once olmusmus, simdi bu varmis. Bu atak diilmis ama olsunmus bir sonraki 2 bucuk sene sonra olacakmis - neden 2 bucuk sene oldugunu bilemiyoruz, kendi de bilmiyor muhtemelen - sonra da gececekmis.

Insanlarin olaylarla basa cikma stillerinin farkli oldugunun farkindayim. Ama yok saymak ne kadar dogru onu bilemiyorum. Ustelik bu yok sayma durumuna sinirleniyorum. Kendince boyle dusunuyor olabilir ama ne sacma oldugunu bilmiyor mu? Bana soylemesin en azindan. Artik bu tip yorumlarina tepki vermiyorum, konuyu degistiriyorum. Eskiden sinirlenir anlatmaya calisirdim bu bir hastaliklar toplulugu diye. Mesela, dun bana yazdiklari ilac aslinda epilepsi hastalari icin aslinda.

''Her sey insanlar icin'' diye guzel bir soz var. Cidden oyle. Bu hastalik cok degistirdi beni. Bir yerden sonra varliginin beni daha iyi bir insan yaptigini gordum, hayatimda erteledigim seyleri yapmam gerektigini ogrettigini anladim. Iyi tarafindan bakmak bu olsa gerek. Ama pedere kalsa; onun gunahlarinin ceremesini ben cekiyorum. Boyle bir yuku tasimayi neden secer ki insan? Bana bir sey oldugunda kendimden once neden babamin ne kadar uzulecegini dusunmek zorunda birakiliyorum? Bencil miyim boyle dusundugum icin? Kim bilir...

Neyseee... Ben yatiyorum gece kuslari, yarin gencleri agirlayacagim kahvalti icin...
Giderken Morrisey'den gelsin : Dear god, please help me!

Morrissey - Dear God, Please Help Me .mp3


Found at bee mp3 search engine

9.04.2010

FLAS FLAS FLAS!

Sol bacak alarm veriyor. Dun gece yarisi yatakta donmemle MS'li hayatimin son iki senesi bir film seridi gibi gecti gozlerimin onunden. Ben bu filmi gormustum dedim kendi kendime. Bacaktaki o cekilme, yatakta donmeyi hale imkansiz getiren o aci, ''alcisiz bacakla neden sekiyor bu abla'' diyen bakislar... Amanin yine geldi.

Sabah kalktim, skandal hala baki. Ustelik denemelerimle anladim ki; horizontal pozisyonda acinin vuku bulusu boynumla alakali. Herhangi bir hareketi yaparken boyun ve omuriligi ayni acida tutunca agri olmuyor. Ilginc...

E bir Akselcigimi arayayim, Advil alirsam gecer mi diye sorayim. Bosu bosuna acilar icinde eczaneye yurumemis olurum. Aradim ama selam verdim borclu ciktim gunluk. ''Aksam saat 7'de gel kapi arasindan bir goreyim seni'' dedi.

Her ne kadar''Kapi arasindan bir goreyim seni'' sipsak bir aktivite gibi gorunse de yanilmayiniz efendim. Muhtemel senaryo soyle olacaktir:
Zipzip saat 19.00'da Medica'nin deri koltuklarina kurulur. Bu arada annesi kapida belirir ve yanina yerlesir. Sanki ilk defa basimiza geliyormus gibi; ''Kacta alacak bu herif bizi? Hani soyle bir bakacakti? Off amma da bekletti beee!!1 '' nidalariyla icleri kiyar. Saatler 20.30-21.00 sularini gosterdiginde bombos muayenehanede Zipzip'in gercek adi yankilanir. Yukari cikilir. Sonrasi... Sonrasi muamma.

Gelismelerle karsinizda olacagim anacigim. Simdilik iyi hafta sonlari, her nerede yasiyor ve yasatiliyorsan.

8.04.2010

GALATA

Sazi aldim elime goruldugu uzere.

Bu Galata ilginc bir yer. Ayiptir soylemesi ben meshuuuuur Dogan Apartmani'nin sokaginda, daha az meshuuuuur Kamondo Han'in yaninda oturuyorum. Boyle saheste boyle zengin binalarin arasinda muhtelif metruk yapilar, 80'lerden kalma aliskanlikla bakkal, manav ve kasap bulunuyor. Sokakta cocuklar top kosturuyor, arada toplari soforlu Bentley'lerin altina kaciyor. Her sabahin korunde sokak sabunlu sularla yikaniyor ama aksama dogru apartmanlarin onu coplerle doluyor. Ilginc iste...

Ama bence en ilginci yenilenmemis apartmanlarda - yani benimkinde - varolan kim kime dumdumalik. Soyle ki; apartmanimizda kapici yok. Bunu bir sorun olarak soylemiyorum ama bir kapicinin duzen getirdigini burada gordum. Misal bir temizlik sorunu var ki ilk iki hafta ruyalarima girdi. Icimdeki yoneticiyi uyandiran bu soruna daha care bulamadim, arastirmaktayim. Han kapisi gibi acik olan apartman kapisi derdine apartman sakinlerinden ust komsu cozum buldu, hidroligi takti. Yerlerde surunen posta problemine bendeniz her daireye bir adet posta kutusu alarak cozum getirmeye calistim ama daha astirmayi basarabilmis degilim.

Aidati 15 lira olan bir apartmanda bunu odemekten kacinan daireler, aslinda depo odalarinin bulundugu bodrum katinda yasayan kimligi belirsiz insan, muhtemelen yapildigi yildan beri adam gibi temizlenmemis binayi boyle kabul etmeyi secmis ev sahipleri bana cidden cok yabanci. Ha bir de kediler var. Hidrolikten sonra sayilari azaldi, sanirim sadece bir tane kaldi. Ama o da hala mart ayinin etkisinden kurtulamamis olacak, durmadan agliyor ama durmadan. Sayesinde bu yasimda psikopat damgasi yeme pahasina katil olmaya adayim. Dun gece miy miy miyavlama isini tam kapimin onunde gerceklestirdi. Sensorlu isigim var ordan biliyorum. Benim geldigimi hissetti heralde tam o anda daha da cok miyavladi. Kapiya vurdum gitti.

Dertliyim dertli... 15 lirayi vermeyen adam temizlik sirketine 500 lirayi verir mi? Allahim bana hayirli isler, arkadaslara akil fikirler ver.

Ama evim cok seker :)

UYGUN BASLIK BULAMADIM BE GUNLUK

Sevgili gunluk;
Sana bu satirlari Ask-i Memnu dizisinden Bihter isimli karakterin sesine kil olarak yaziyorum. Ama kanali da cevirmiyorum, boyle de mazosist, boyle de ruh hastasi bir insanim.

Neyse, sabahki yazida dedim ya; Galata'ya tasindim gunluk. Bu mahallede televizyonunda su saatte Kanal D acik olan tek insan evladinin ben olduguma eminim. Bire bin bahis bile acabilirim, o derece... Gerci Kasimpasa semalarinda bu bahis beni gocertir o ayri.

Gecen Burcu dedi yeni evinde dizi izlemeyelim, sanat filmi izleyelim, bizim diziler Galata'ya yakismaz. Sanat filmi lafina da hastayim :)
Bu lafi etti ya; dvd'lerimi almak icin annemlere gittigimde babamin ne kadar capon filmi varsa aldim geldim. Kendisinde bakkal filmler koleksiyonunun krali bulunuyor ama Akira Kurosawa'lardan da odun vermiyor.

Hepsini guzelcene rafta en on siraya yelestirdim. 7 Samurai, Ran ve kardesleri manken edasiyla duruyorlar. Ha bir de Zatoichi The Blind Samurai var. Ne bileyim Star Wars serisi var, var da var. Ammaaa dvd oynatici yok.

3-5 takipcim var biliyorum; sozum size: bir dvd oynatici 100 lira bile degil. Haydi toplasin beni ulusal kanal dizi cilginligindan kurtarin takipciler. 5 kisi olsaniz adam basi 20 lira eder, hadi be, yapin bir guzellik. 'Niye yapalim kardesimmmm?' diye sorarsaniz eger, su cevabi veririm size: Birincisi bu blog aslinda yardim ve paylasim amacli acildi. Ha kimseye yaradi mi onu bilemiyorum. Ama ben sana gonlumu actim be okuyucu, ne depresyonum kaldi anlatmadigim, ne hastaligim. Bu bir Dvd'ye degmez mi? Bence deger. Parayi denklestirince bir mesaj ativerin ben size adresi yazarim.

Bu Efexor beni yuzsuz yapti be gunluk. Umarim kimse ciddiye almaz bu talebimi. Allaha sukur 100 liram var; bir de usengecligim olmasa...

7.04.2010

VICDAN MUHASEBESI

Sanirim bir otorite figuru olmadan disiplinli olmayi beceremiyorum ben. Bunun nedenlerini bulmak cok zor, cocukluga inmek gerek falan simdi, uzun is.

Cok uzatmadan baglayayim; kendi evime tasindim, ilac kullanimindaki duzensizligin cilkini cikardim. Kendim icin iyi olan bir seyi sadece baskalarina karsi sorumluluk duygusundan dolayi yapmam ne kadar saglikli bilemiyorum. Gerci saglikli aslinda cunku ilaci kullaniyorum ama anlik yokluklarindan yararlanmayi da ihmal etmiyorum. Eh artik yokluklari anlik degil uzun donemlerle tasvir edilebildigine gore getirin bezi onceden hazirlik olsun.

Lafi cok dolandirdim; Galata'ya tasindim, her seyi kafama estigi gibi yapiyorum dolayisiyla ilaci da istemezsem kullanmiyorum. Bu da bana cok agir bir vicdan azabi yasatiyor. Gelin gorun ki bu vicdan azabi dogru seyi yapmama da yardimci olmuyor.

Haa bu arada sol bacaktaki yerel uyusma ufak ufak gecmeye baslamisti, hem de yaklasik bir bucuk yillik bir surecten sonra. Ama tabii ki yanilmisim o gecmemis sadece yer degistirmis. Tebdil-i mekanda ferahlik vardir ne de olsa. Ben de yer degistirdim ya oradan biliyorum. Sag bacaktaki ise baki. Meraktaydim ne zaman yanacak diye; saolsun gecen hafta beklentilerimi bosa cikarmadi. Uc gun boyunca cayir cayir yandi. Bu yanma isini de ne okudum ne duydum arkadas. Anladik herkesin MS'i farkli oluyor da ben bu kadar ozel biri olamam, olmamaliyim. Cunku yandigi surec icerisinde ayni zamanda ayaga kalktigimda yuruyusumu de engelliyor. Kaslarim cekiliyor gibi hissediyorum.

Bir de sag gozum ufaktan gorme kabiliyetinin uzerine perde cekmeye karar verdi sanirim. Cok da emin degilim aslinda; icine bir sey kacmis da olabilir.

Persembe gunu pazartesi depresyonu edasiyla yazi yazabilmenin hakli gururunu tasiyorum yuregimde sayin okuyucu, size iyi hafta sonlari bana iyi haftalar...

22.03.2010

PAZARLIK

Hayirli haftalar internet dunyasi. Malumunuz, gecen hafta yillik kafa kontrolum vardi. Gittim, Mr'i cektirdim, hopladim zipladim, parmagimi burnuma goturdum ve alnimin akiyla muayenehaneden ciktim. Asayis berkemalmis, ustelik sirtimdaki lezyon kardes kaybolmus ama boynumdaki yerindeymis. Durum iyi olunca; pazarlik konusunu masaya yatirmakta gecikmedim tabii ki:

-''Aksel Bey, ben su ilaci biraksam artik?''
-''Olmaz.''
-''E peki Avonex'e gecsem, zulum haftada bire dusse.''
-''Olmaz.''
-''Sebep?''
-''Betaferon'la ilgili yaptigimiz testin sonuclari cok iyi cikti. Demek ki ise yariyor. Avonex Betaferon kadar etkili bir ilac degil.''
-''E peki...''

Velhasil bu konusmanin ardindan, pek sevgili aile buyuklerim yurdu terkettiler. Ben de tabii ki ilaci kullanmaya yine(!) ara verdim. Buraya kadar her sey kendi dinamigi icinde normal gorunuyor. (Burada dinamik, benim zirt pirt ilaci kafama gore kullanip kullanmamam)
Bugun kullanmiyor olusumun 5.gunu. Sabah sol bacagimin siddetli bir sekilde uyusuk oldugunu hissettim.
Simdi soru: Bu bacagin zaten uyusacagi var miydi? Yoksa ilaci kullanmadigim icin mi uyustu? Buyurdum, buradan yaktim.

Aslinda bence zaten uyusacagi vardi ama ilacla ilgili disiplinsizligimin verdigi aci vicdan azabindan ikisini bagdastirmaya calisiyor olabilirim.

Neyse, al tarafi hissiyat olarak hic bir ise yaramayan bir bolge uyustu, dunya sonu degil. Haydi eyvallah....

12.03.2010

Kontrol

Bu blogun bir amaci vardi degil mi? O amaca donuyorum hemen.
Yillik kontrol zamanim geldi. Ben de doktorumun muayenehanesini aradim randevu almak icin. Cep telefonundan aramiyorum zorunda kalmadikca; hep bir aceleyle konusuyor. Neyse, kendisine ulastim ve randevu lazim geldigini belirttim. En son ne zaman geldigimi sordu. Mayis sonu gibi hatirladigimdan; ''Mayis sonu gibi'' dedim.
Yok diye cevap verdi; ''6 haziranda gelmissin. Mykonos'a gitmeden once.''

Buyrun!!! Bu vesileyle gittigimi hatirliyorum, gozum kayiyordu cunku. Sicak tatil beldesi konseptinin bunyeye nasil bir etkisi olacagini merak etmistim. Bir de sasi bak sasir gozumun etkisi var tabii. Nereden hatirladigini sordum, not aldigini soyledi. Ciddi olup olmadigini sordum, ciddiyim dedi. Yaklasik bir 30 saniye karsilikli gulduk. Yetmedi nasil gectigini sordu. Gulusmelere 30 saniye daha ekledik.

Ilk bu ise bulastigimda, kendisinin yanindayken bir hastasi aramisti. Gule oynaya konusmuslardi telefonda, canimlar cicimler havada ucusuyordu. Cok sasirmistim, nasil boyle bir iliskileri oldugunu anlayamamistim artik anliyorum. Kaninizin isindigi bir doktor olunca ve tabii uzerine yillari da ekleyince oluyormus.

Ilk kendisini gormeye gittigimde bana kartini vermisti. Uzerine de cep telefonunu yazmisti ve ; ''Zipzip, bu karti al ve sakla. Uzerindeki numarayi da cep telefonuna kaydet. Artik arkadaslarinin isimlerinin arasinda benim ismim de olmali ne yazik ki.'' demisti. Iyidir benim norologum, bir numarasin Aksel Siva!!! Sak sak sak sak :))

Kissadan Hisse
Bir doktorla munasebetiniz olacaksa eger, sevdiginiz ve icinizin sindigi bir doktorla muhattap olmalisiniz. Hele MS gibi hayat boyu sizinle beraber olacak bir hastalikta. Doktorun yaklasimi sizin de hastaliga yaklasiminizi etkiliyor.
Ilk teshisim konuldugunda Alman Hastanesi'nde cok sevdigim ama dunyanin en panik insanlarindan biri bakmisti bana. Her olayda beni hastaneye yatirip, kortizonu dayiyordu. Aksel Bey sayesinde bunlarin cok gereksiz oldugunu ve her olayin dunya onemlisi bir ciddiyetle karsilanmamasi gerektigini ogrendim, tabii zamanla.
Cok panik bir insansaniz o zaman ona gore davranan ve istediginiz ihtimamla sizi tedavi eden doktoru bulun. Milletin dediklerini bosverin, MS dedigimiz illetin cok da fazla bir tedavisi yok ne de olsa. Icinize sinen birine gidin ki gorusmeleriniz eziyete donusmesin. Operim.

Bu Kalp Seni Unutur Mu?

Basliktaki dizi iptal oldu. Proje bazinda bakildiginda basarili bir is degildi. Oyunculuklar kotu, diyaloglar yapmacik ve sanat yonetmenligi yerlerde surunuyordu. '83 yilinda vatkasiz kiyafet giyeni dovuyorlardi ama bu dizide bir allahin kulunda vatka yoktu.

Neyse varmak istedigim nokta bambaska. Efendim televizyon radyo gibi kitlesel araclarin aslinda insan hayatinda egitici ogretici yerleri vardir daha dogrusu olmalidir. Dolayisiyla televizyonun bir aptal kutusu olusu sadece yurduma has bir durum. Belgesel diye bir sey var mesela literaturde, cocuklar icin birbirini parcalayan kediler ve farelerden ote egitici programlar var ve evet yasliyim, cizgi film kulturum Tom ve Jerry'yle sinirli. Yemek programlari da var milletin soylular gibi davranmaya calisip cemkirmedigi. Liste uzun, siz anladiniz beni...

Bahsi gecen dizinin bu baglamda onemi cok buyuk bence. Bir dizi bile olsa en azindan yakin tarihimizle ilgili bir ipucu verecekti biz Ozal cocuklarina. Ama olmadi, rating yarasi aldi ve yayindan kaldirildi. O kaldirilinca Hatirla Sevgili diye bir dizi varmis ona bakayim bari dedim internetten ve butun bolumlerini izledim. Bu izleyis bana cok sey katti sayin okuyucular. Ben cok azili Ozal'ci, Evren'ci ve Amerikan'ci bir ailenin cocuguyum. Uzun bir sure, Kenan Evren'i tonton bir amca olarak bildim, darbelerin guzelliklerine inandim. Yurumuyorsa sallandirirsin iki kisiyi is hallolur sandim.

Uyanmaya baslayisim cok uzak degil, 3-5 sene oncesidir en fazla. Ama gercekten bazi seyleri farkedisim, merak edisim ve ogrenisim bu diziyle olmustur. Ne kadar aci olsa da gercek. Boyle bir donemin cocuklariyiz biz ve yetiskin olduk artik. Olan bitene kayitsiz, 1938'den sonrasini onun bunun agzindan hurafe olarak duymus ama orali olmamis bir nesil olarak geziniyoruz etrafta.

Ben de oyleydim ama en azindan aydim, belki bu dizi iptal olmasaydi baskalari da ayacakti. Biz ilkokul siralarinda dirsek curutmeye basladiktan cok az bir sure once ne kiyametler koptu onlari ogreneceklerdi. Alp Aslan'in atinin kuyrugunu tarayip gittigi Malazgirt Savasi kadar sanli bir tarihimiz olmadigini ogrenmek aci olacakti belki... Ama bunlari okullarda ogretmiyorlar ve ogretmeyecekler.

Iste bu yuzden televizyon ve radyo onemlidir, egitici ogretici olmalidir. Yuzeysel bile olsa gercek konulara degindiklerinde insanlarin bakislarini degistirebilirler. Degistiremeseler de en azindan yolunu acarlar.

Geyik lazim, yoksa hayat gecmez ama bu kayitsizlik icimi burkuyor. Bu iki diziyi izlerken cok uzuldum, hic bir seye o nesil kadar yurekten bagli olamadigim icin... Ne solculuk, ne sagcilik degil derdim, herhangi bir seye baglilik; hayatta bir ideal sahibi olmak, bir amac ugrunda ugrasmak belki savasmak.

Daha dogmadan bu yetiyi elimizden alan, bir darbeyle boyle bir nesli yaratan sanli ordumuza buradan selam ederim...