29.07.2009

Neden?

Su Facebook cikti tum teshircilere gun dogdu. Bizim gibi rontgencilere de izlemek kaldi. O yuzden seviyorum ben Facebook'u; onun bunun fotograflarina bakip vakit oldurebiliyorum, oyun oynuyorum, hatta arada faydali bir kac bilgi edindigim bile oluyor; saheste bir olusum.

Ama bir duruma yuksek dozda gicik oluyorum ve bu durum gunden gune yayginlasiyor;
kullanicilardaki ingilizce sevdasi.

Simdi tum Ingilizceci Facebook uyelerine buradan soruyorum:

1) Free your mind'in turkcesi nedir? Ha biliyorsan neden oyle yazmadin? Cunku orijinali boyle, turkce'ye tam cevrilmiyor degil mi?? Tahmin etmistim.

2) Wine and cheese deyince daha mi sofistike oluyor? Ictiginiz sarap yabanci menseilidir umarim.

3) Likes Malcolm Goldwell books: O kadar havalisin ki; soyleyecek tek sozum yok.

4) It's not easy to get a tan under dalmatian sun: Tatildesin, anladik. Dalmacya gunesiyle ilgili Turkce yorum yapma kapasiteni Turkiye'de birakmissin onu da anladik.

Resimde goruldugu uzere, 6 uyenin 4 tanesinin kisisel durumunu belirtirken kullandigi cumleler İngilizce.

Size okulda edebiyat, dilbilgisi, kompozisyon ogretmediler mi? Ogrettilerse neden kullanmiyorsunuz?
Ozgur bilr ulkedeyiz; istediginiz gibi konusursunuz anliyorum, bazi kelimelerin gercekten tam turkce karsiligi yok; onun da farkindayim. Ama Turkce cok guzel bir dil, kullanin, kullanin ki yasasin, gelissin.

Personal message: Jenerasyon yerine nesil, user yerine kullanici, cool yerine havali kelimelerini tercih ettim, tavsiye ederim...

23.07.2009

Sayac

Teshisimin ilk konuldugu donemlerde, bu konuyla ilgili cok insanla konustum, dertlestim. Arkadaslarim, ailem hep bana destek oldular. Ama "Yasamayan bilemez" derler ya, dogruymus. Bu hastaligin cok gucume gittigini soyledim, kimseler tam olarak anlayamadi ne demek istedigimi. Ya bir gun yuruyemezsem diye korktugumu anlattim, bana da yarin araba carpabilir diye cevap verdiler. Avuttular beni hep, saolsunlar ama yasamayan bilemez.
Bu blogu acmamin en temel amaci; bir yerlerde benim gibi olan, ama kimselere tam anlamiyla derdini anlatamayan insanlarla bulusmakti. Tabii ki, muhtesem anlatim dilimi(!) sergilemek ve macerealarimi paylasmak gibi gizli sakli emellerim de var.
Gizli bir sayac yerlestirdim siteye, her gun girip bakiyorum bugun okuyan olmus mu diye. Bos gun olmuyor allaha sukur, ama ya arkadaslarim ya da benim gibi obez ustalar giriyor siteye, ne Ozsu'ymus kardesim...
Diyecegim odur ki; yakininizda birileri varsa bu kaderden muzdarip, gosterin bu siteyi. Belki biraz mutluluk bulur ruhlari yalniz olmadiklarini gorunce...

15.07.2009

Nasil fislendim?

Insan nasil evlendigi gunu unutmuyorsa, yuzune "Sen de MS var" dendigi gunu de unutmuyor sayin okuyucular. Eh ne de olsa bu da bir nevi evlilik...

Efendim, sefa dolu bir hafta sonunun cumartesi gecesinde farkettim ben parmaklarimin uyustugunu. Takip eden gunlerde bu uyusmanin vucuduma yayildigini gozlemledim ve bir doktora gitmeye karar verdim. İlk gittigim doktor, gerekli tetkikleri yapip bir terslik olmadigini ve tetkiklere devam edilmesi gerektigini dusundu. Bu sure zarfinda uyusmalar yayilmaya devam etti. Bu tip konularda evhamla uzaktan yakindan alakasi olmayan bendenizin icine bir kurt dustu ki sormayin gitsin. (Bu kurtlanmada emegi gecen internet alemine de buradan tesekkuru bir borc bilirim.)


31 Ekim gunu HOUSE'tan hallice jon bir norologun muayenehanesinde aldim solugu. Bakti, inceledi, sordu sorusturdu ve beni o gun o an hastaneye yatirmaya niyetlendi. Neden diye sorunca; "Zipzip sen de Guillain Barré sendromu var diye cevap verdi. Ne oldugunu sordum, anlatti, anlamadim. Neden hastaneye yatmam gerektigini sordum, anlatti, bu sefer anladim. Nefes alma sorunu cekebilirmisim, eger evde olursam hastaneye gelene kadar olme tehlikesi gecirebilirmisim. Isin ucunda tahtalikoy olunca o gun Alman Hastanesi'nin yeni sakinlerinden biri oldum. Ama icim rahatti, cunku bu durum insanin basina bir kere gelen bir seydi. Ustelik benim durumum cok hafifti. Hastaneden cikisimla bu defter guzelce kapanacakti.
Hastaneye yatis gunum 31 ekim 2007.
Takvimler 3 Kasim 2007'yi gosterdiginde HOUSE ve diger doktorum odama geldiler;
- Cok korktuk ama korktugumuz basimiza gelmedi, sen de sendrom yokmus.
Psikolojik oldugunu iddia eden arkadaslar hakliydi diye dusundum, ya da gercekten sinir sikismasi vardi soyledikleri gibi.
Ben bir gun sonra cikarim buradan diye hayal kurmaya baslamistim ki; annem oldurucu soruyu sordu.
Soyle cevapladi;
- Cok sevindik, sen de MS var Zipzip.
Ne zamandan beri Multipl Skleroz sevindirici bir haber oldu? Tamam mutluluk goreceli bir kavram olabilir, anliyorum da...YAVAS!!

Ilerleyen gunlerde HOUSE bana olan tum ilgisini kaybetti ve bir daha odama hic ugramadi. Milyonda bir gorulen bir vaka iken, MS ile siradan bir hasta olmustum gozunde, cok banal...

Zaman gectikce anladim ki; gercekten cok siradan. Cok engelleyici sorunlar cikartmiyorsa eger hic abartilacak, ciddiye alinacak bir durum degil.

Nasil anladigimin da hikayesi var, o da baska bir yaziya...

13.07.2009

...ama cok iyi gorunuyorsun

Evet iyi gorunuyorum. Cunku sabah kalktigimda sacimi basimi duzeltiyorum, dogru duzgun giyinmeye calisiyorum. MS sebepli yorgunlugum varsa, iyi uyuyamadim diye gecistiriyorum, bir sey almak icin yerimden kalktigimda neden kaltigimi unuttugum zaman, yaslanmisim diye hayiflaniyorum. Aslinda biliyorum hepsi hastaliktan, ama sizler bilmiyorsunuz. Soyledigimiz zaman da evham yaptigimizi dusunuyorsunuz. Ama oyle degil, iyi gorunmemize ragmen hastayiz.
Blog dunyasina ilk girdigimde az yazi cok resim dediler, elimden geleni yapmaya calisiyorum ama bu konuya nasil bir resim uydurulur bilemedim. Bir oncesi sonrasi durumu yok ne de olsa :)
O yuzden buyrunuz efendim, okuyunuz.

Ah Okan ahh!...

Bilindigi uzere Okan Bayulgen diye bir sahsiyet var yurdum medyasinda. Ben bu adami severdim ve fakat yillar icerisinde ufak ufak bir kac tahtasinin eksilmeye basladigina kanaat getirdim. Bu dusuncemin muhtelif sebepleri var tabii ki ama en baskin olani asagida goreceginiz metinde karsiniza cikacak.
Bahsi gecen metin bas karakterimizin NTV'de yayinlanan "Senin Hikayen" isimli programindan alintidir. Programin konugu TEMA vakfi baskani Hayrettin Karaca.

Hayrettin Karaca: Dünya bu kadar açken sen rahat uyuyorsun ben onu soruyorum şimdi.

Okan Bayülgen: Ben rahat uyuyamıyorum zaten de.

Hayrettin Karaca: Hayır onlara sesleniyorum.

Okan Bayülgen: Ben sermaye düşmanıyım sizde öyle olmuşsunuz.

Hayrettin Karaca: Ben sermaye düşmanı değilim.

Okan Bayülgen: Ben zengin adamı hiç sevmem.


Okan Bey, gectigimiz aylarda Galata Dogan Apartimani'nda bilmem kac milyon dolara bir daire almistir...


Programin videosunu bulamadim, ama metni buradan gorulebilir.

10.07.2009

Yuruyedur Michael.

Adamcagiz oleli gunler oldu ama yankilari hala suruyor. Anlasilan daha da devam edecek.
Dunyada Moonwalk isine gonul vermis ve belli ki cani cok sıkılmis insanlarin goruntulerinden ortaya cikan bir site gordum arkadasim Bahar sayesinde.
Buyrun izleyin, yetmezse kendi yorumunuzu da ekleyin. Yuruyun, haydi bakayim...
www.eternalmoonwalk.com