Farkettim ki politik icerikli yazilar yazmaya baslamisim, o yuzden bunlari Havadan Sudan diye etiketlemeye gonlum el vermiyor. Buranin ismi POLITIK!
Oyle bir donemde buyumusuz ki, politik farkindaligimin yasi baya geckin: 31!
Olacak is degil tabii ama oldu iste, tonton ressamima buradan bir daha selamlar.
Neyse o kadar soylendim ettim, haketmek lazim, tatilden erken donmek lazim diye, dondum de. Vicdanim rahat, kalbim sıkısik tamamladim geceyi.
Yatmadan once tatilde olan ve yurtdisina cikarken oy vereceklerini sanip babayi alan ailemle konustum telefonda - bu da bambaska bir skandal ya neyse-.
Moralimin bozuldugunu anlamis olacak peder bey sacmalamami ve burada boyle seylerin her zaman oldugunu soyledi -ki bu kabullenmislige ayrica gicigim-.
"Ne takiliyorsun bunlara, atma icine" dedi.
Dun gece bu konulari yuzyuze konusma firsati bulduk kendisiyle. Oy oranlari, boykot vesairenin otesinde bambaska bir seye takildi benim aklim.
Bu ulkeye idealist insanlar lazim geldiginden dem vurdum ve o anda kendini kaybetti babamgil - sever kendini kaybetmeyi :)-. "Ne yapabilirsin ki" dedi, "Otekisin sen burada".
Konu uzadi bambaska yerlere vardi, demagojinin kitabini yazar da kendisi o yuzden her zaman oldugu gibi "bos konusan" tecrubesiz hayalperest oldum ciktim tabii ki.
Kendisini bosverelim de, cidden oteki miyim ben bu ulkede? Ben kendimi oyle gormuyorum ve oyle davranmiyorum da, sizler beni oyle goruyor musunuz acaba yahudi oldugum icin?
Dogrudur devlet islerinde gorev aldrimazlar gayri muslimlere, yeri geldiginde Acun abimin yaptigi gibi turklugumuz sorgular bazilari.
Osmanli'dan gelen bir takim aliskanliklar diye dusunuyorum; her turlu devlet isinde gorev alsalar bile yine de farkli renk kiyafette gezermis gayri muslim devlet gorevlileri. Bakmayin kitaplarin her dini milleti kuckladi Osmanli dedigine.
Sonralari Adnan Menderes ile baslayan homojen Turk toplumu hikayeleriyle birer birer isler degisti. E tabi isin icine Varlik Vergisi, Trakya Olaylari ve daha bir cok kitaplara gecemeyecek kucuklukte olaylar da girince iyiyden iyiye zivanadan cikti is. Aslinda tam da bunlar yuzunden gayrimuslimlerin neden geride durdugunu anlamak cok da zor degil.
Lakin Osmanli'nin uzerinden yillar gecmis artik, bazi seyler degistiremez miyiz?
Simdiden bir seyler yapmaya baslasak, cocuklarimiza kiraci olduklari degil de ev sahibi olduklari bir ulke birakabiliriz belki, bilmiyorum.
Bu kiracilik isinde, gayri muslimlerin sucu da var babam ne derse desin. Getto mantigiyla yasayarak zaten egitim duzeyi dusuk bir ulkede, bir anda mucizevi bir sekilde kabul gormeyi beklemek de bana cok salakca geliyor, kimseler alinmasin.
Bu dedigimin arkasindan "Ama"yla baslayan milyonlarca cumle kurabilir gayri muslimler. Dediklerinin cogunda da hakli olabilirler. Velhasil bir yerlerden baslamak gerek.
Burasi benim ulkem, 500 kusur yildan beridir de boyle. Kim tersini dusunurse dusunsun, kim bana aksini hissettirirse hissettirsin. Yeri gelirse ulkem icin savasirim da, gerekirse fislenirim de. 3-5 capulcunun ettigi laflarla kimligim elden gitmiyor. Ben once Turk'um sonra yahudi.
Ev sahibiyim, kiraci degil. Kimsenin zoruyla evimi terketmeye de niyetim yok...
14.09.2010
6.09.2010
Ilac Cart Curt
Tam emin degilim ama, dun sanirim Betaferon kullanmayali bir ay oldu.
Allahim bu ne rahatlik! Kullanmaya basladiktan sonra onceki hayatini unutuyormus insan, ben hatirliyorum efendim; pek guzel ve ozgur.
Bayramdan sonra tekrar kullanmaya baslayacagim ama o zamana kadar bunun keyfini surmek arzusundayim.
Lakin bugun gozlerim yuvalarindan firlayacakmis gibi oluyor, o biraz tedirginlik vermedi desem yalan olur.
Daha once de bu goz isinden Aksel'cigime bahsetmistim ama bon bon suratima bakinmakla yetinmisti.
O yuzden aramak istemiyorum, aramayacagim da...
Cok isyankarim beee...
Allahim bu ne rahatlik! Kullanmaya basladiktan sonra onceki hayatini unutuyormus insan, ben hatirliyorum efendim; pek guzel ve ozgur.
Bayramdan sonra tekrar kullanmaya baslayacagim ama o zamana kadar bunun keyfini surmek arzusundayim.
Lakin bugun gozlerim yuvalarindan firlayacakmis gibi oluyor, o biraz tedirginlik vermedi desem yalan olur.
Daha once de bu goz isinden Aksel'cigime bahsetmistim ama bon bon suratima bakinmakla yetinmisti.
O yuzden aramak istemiyorum, aramayacagim da...
Cok isyankarim beee...
1.09.2010
Dun aksam yillar sonra tekrar Reality Bites'i izledim. Ne guzel filmmis. Genclik filmi en nihayetinde, ask mesk isleri ana konusu. Ama en azindan zeki diyaloglarla suslemisler ask mevzuunu. Her bir konusmada genclik bunalimini, universiteden mezuniyet sonrasi sudan cikmis balik kafalarinin etkilerini hissediyorsunuz, misss.
Sonra Breakfast Club vardi taaaa 80'lerde, fonda Simple Minds saheseri Don't you forget about me ile akillara kazinan. O da cok saglam filmdir. Lisede cumartesi gunu kutuphane cezasina kalmis ogrencilerin gecirdigi o ceza gununu anlatir. Her telden adam vardir tabii ki; sporcu, populer kiz, sert oglan, inek... Gunun sonunda hepsi degisirler, ya da -mis gibi yaparlar.
O da genclik ergenlik gibi acikli zamanlarin depresyonlarina, zorlukllarina guzel yaklasir. Filmle bir bag kurabilirsiniz yani.
Artik cekmiyorlar boyle filmler mirim, varsa yoksa kiyafetler, cantalar ayakkabilar. Hic mi derdi yok simdiki gencligin, ya da o kadar fena durumdalar da filmlerde de bunu gormek istemiyorlar mi? Bilemiyorum ama ici bosalmis isler cikiyor genelde karsima. Bu bir dizi de olabilir, ya da bahsettigim gibi bir film de...
Seviyorum ben teenager filmlerini.
Insan kucuklugunu, gencligini dusundugunde sadece guzel seyleri hatirliyor. Ama biraz daha derine indi mi, ne kadar buyuk karin agrilari cektigini animsayiveriyor. O ne dertti be; yok efendim matematik sinavi varmis, tarihci sozlu yapacakmis...
Ya da ust siniflardan havali abi, bilmem kim ona cok asikmis ama babayi almis, kizin dunyasi basina yikilmis. Hos bu simdi de geliyor basimiza ama en azindan dkolay kolay yikilmiyoruz, kasarlanmis olmanin dayanilmaz hafifligi...:)
Yine de film iyi oldu mu "vay beee" diyor insan, dunyanin bir yerinde baska insanlar da ayni dertten muzdarip olmuslar. Sandigimiz kadar da yalniz degilmisiz aslinda.
Ergenken, etrafimda hep cok mutlu insanlar vardi benim ya da oyle gostermeye calisiyorlardi bilemiyorum. Dolayisiyla derdimi anlayacak insan bulamiyordum. Filmleri izliyordum iste... Iyi geliyordu...
Izleyin izlettirin, begenirsiniz...
Sonra Breakfast Club vardi taaaa 80'lerde, fonda Simple Minds saheseri Don't you forget about me ile akillara kazinan. O da cok saglam filmdir. Lisede cumartesi gunu kutuphane cezasina kalmis ogrencilerin gecirdigi o ceza gununu anlatir. Her telden adam vardir tabii ki; sporcu, populer kiz, sert oglan, inek... Gunun sonunda hepsi degisirler, ya da -mis gibi yaparlar.
O da genclik ergenlik gibi acikli zamanlarin depresyonlarina, zorlukllarina guzel yaklasir. Filmle bir bag kurabilirsiniz yani.
Artik cekmiyorlar boyle filmler mirim, varsa yoksa kiyafetler, cantalar ayakkabilar. Hic mi derdi yok simdiki gencligin, ya da o kadar fena durumdalar da filmlerde de bunu gormek istemiyorlar mi? Bilemiyorum ama ici bosalmis isler cikiyor genelde karsima. Bu bir dizi de olabilir, ya da bahsettigim gibi bir film de...
Seviyorum ben teenager filmlerini.
Insan kucuklugunu, gencligini dusundugunde sadece guzel seyleri hatirliyor. Ama biraz daha derine indi mi, ne kadar buyuk karin agrilari cektigini animsayiveriyor. O ne dertti be; yok efendim matematik sinavi varmis, tarihci sozlu yapacakmis...
Ya da ust siniflardan havali abi, bilmem kim ona cok asikmis ama babayi almis, kizin dunyasi basina yikilmis. Hos bu simdi de geliyor basimiza ama en azindan dkolay kolay yikilmiyoruz, kasarlanmis olmanin dayanilmaz hafifligi...:)
Yine de film iyi oldu mu "vay beee" diyor insan, dunyanin bir yerinde baska insanlar da ayni dertten muzdarip olmuslar. Sandigimiz kadar da yalniz degilmisiz aslinda.
Ergenken, etrafimda hep cok mutlu insanlar vardi benim ya da oyle gostermeye calisiyorlardi bilemiyorum. Dolayisiyla derdimi anlayacak insan bulamiyordum. Filmleri izliyordum iste... Iyi geliyordu...
Izleyin izlettirin, begenirsiniz...
25.08.2010
Haketmek...
12 Eylul 2010'da referandum yapilacak; bence ve bir cok bilir kisiye gore genel secimlerden cok daha onemli bir referandum bu. Ustelik anli sanli tarihimizin en cok zaiyata sebep olmus darbesinin 30. yildonumunde; iktidarin manidar bir sakasi.
Gelin gorun ki; referandum ile Ramazan Bayrami'nin son gunu cakisiyor ve muhtelif kafalardan; "Mahsus yapiyolar, oy veremeyelim diye" sesleri yukseliyor. Bu cumlede imkansizlik varmis gibi gorunuyor olsa da, aslinda is pasa gonullerin yarida birakmak istemedikleri sefadan ibaret.
Mahsus veya degil; bu ulkede oy verip vermemek keyfi degil, zorunluolmali artik. Bunun zihinlere yerlesmesi, bir sey icin oy verilecekse her seyin birakilmasi gerektiginin anlasilmasi gerek.
Yani tatille secim cakisiyorsa; erken doneceksin yolcu ya da oturacaksin evinde, bu kadar basit.
Aslinda bu kadar basit dogru ama bir o kadar da zor ki...
1980 darbesi bir cok kapanmayacak yara acti ama bence bu yaralardan en buyugu; benim de icine dahil oldugum neslin vurdumduymazligi. Evren Pasa'm nasil yaptiysa cok iyi bir is cikardi ve apolitikligi tavan yapan bir genclik yaratmayi basardi; Sezar'in hakki Sezar'a...
Politik islerde alinan kararlarin, yillar icinde sekillendigini gorecek kadar buyuduk, okuduk ama nedense "bir oydan ne olacak ki"cilikten bir turlu kurtulamadik. Ama bir kismimiz televizyon karsisinda begenmedigimiz politikacilara sovup saymasini cok guzel ogrendik.
Diyecegim odur ki; olur da bu referandumda oy vermezseniz ve karsiti oldugunuz dusunce galip gelirse o zaman kendi kendinize televizyona bakip kufretmeye bile hakkiniz olmaz.
Kissadan Hisse
"Boyle konusuyorsun da sen tatile gitmiyor musun oy vermek icin." diye soracak olursaniz icinizden, cevaplamak boynumun borcudur. Sormasaniz da soyleyecektim zaten :)
Tatile gidiyorum evet, pazar sabahi donmeye calisiyorum ama yedeklerdeyim, olur da yer acilmazsa gitmeyecegim tatile. 3 gun evde otursam bir sey olmaz, daha once yapmadigim sey degil...
Gelin gorun ki; referandum ile Ramazan Bayrami'nin son gunu cakisiyor ve muhtelif kafalardan; "Mahsus yapiyolar, oy veremeyelim diye" sesleri yukseliyor. Bu cumlede imkansizlik varmis gibi gorunuyor olsa da, aslinda is pasa gonullerin yarida birakmak istemedikleri sefadan ibaret.
Mahsus veya degil; bu ulkede oy verip vermemek keyfi degil, zorunluolmali artik. Bunun zihinlere yerlesmesi, bir sey icin oy verilecekse her seyin birakilmasi gerektiginin anlasilmasi gerek.
Yani tatille secim cakisiyorsa; erken doneceksin yolcu ya da oturacaksin evinde, bu kadar basit.
Aslinda bu kadar basit dogru ama bir o kadar da zor ki...
1980 darbesi bir cok kapanmayacak yara acti ama bence bu yaralardan en buyugu; benim de icine dahil oldugum neslin vurdumduymazligi. Evren Pasa'm nasil yaptiysa cok iyi bir is cikardi ve apolitikligi tavan yapan bir genclik yaratmayi basardi; Sezar'in hakki Sezar'a...
Politik islerde alinan kararlarin, yillar icinde sekillendigini gorecek kadar buyuduk, okuduk ama nedense "bir oydan ne olacak ki"cilikten bir turlu kurtulamadik. Ama bir kismimiz televizyon karsisinda begenmedigimiz politikacilara sovup saymasini cok guzel ogrendik.
Diyecegim odur ki; olur da bu referandumda oy vermezseniz ve karsiti oldugunuz dusunce galip gelirse o zaman kendi kendinize televizyona bakip kufretmeye bile hakkiniz olmaz.
Kissadan Hisse
"Boyle konusuyorsun da sen tatile gitmiyor musun oy vermek icin." diye soracak olursaniz icinizden, cevaplamak boynumun borcudur. Sormasaniz da soyleyecektim zaten :)
Tatile gidiyorum evet, pazar sabahi donmeye calisiyorum ama yedeklerdeyim, olur da yer acilmazsa gitmeyecegim tatile. 3 gun evde otursam bir sey olmaz, daha once yapmadigim sey degil...
22.08.2010
Ruhumun Gidasi
El atmadigim bir bu kalmisti... Bu gercegi dakikalar once farkettim, zaten zamani da gelmisti.
Dun aksam Istiklal Caddesi'nde ikamet eden Mask'a gittim. Bir tanidigin erkek arkadasinin grubu caliyordu. Guzel performans sergiledi cocuklar, solistin sesi de sukela, daha ne olsun degil mi?
Ama o is oyle degil arkadas, o is oyle olmamali. Yillardir seyrek de olsa bu tip yerlere gidip canli muzik dinleme serefine nail olmus biri olarak artik "Yeter!" diye haykirasim var.
İstaiklal caddesi uzerinde kac tane canli muzik mekani var acaba ve kac tanesinde dun gece Sultans of Swing soylendi acaba?
Kassak 3 basamakli sayilara ulasirmisiz gibime geliyor. Ama ben artik bunlari dinlemek istemiyorum gencler.
Cover grup olmanin ve tabii mekana para kazandirmanin sanindan bu durum onun farkindayim. Ama Sunday Bloody Sunday calmaniz icin -ki o da en az Muse sarkilari kadar piyasa bir sarki en nihayetinde- yalvariyorsam eger, o iste bir terslik vardir.
Yillar once Ingiliz produktor bir arkadasim bana: "Bir cover her zaman orijinalinden daha degisik ve guzel olmalidir, yoksa o cover'i yapmanin bir anlami kalmaz" demisti. Taksim cover'cilarindan boyle bir beklentim yok tabii ki, ama zaten Radio Eksen'de dinledigim sarkiyi tanimadigim bir adamin sesinden dinlemesem de olur. Yarin obur gun radyoda orijinaline rastlarim nasil olsa.
Merak ediyorum neden hic birinin aklina Whiskey In A Jar'i calmak gelmez, ya da ne bileyim bir Fire in Cairo olmadi bir Gimme Shelter? Neden cidden anlayamiyorum. Bu ismi gecen sarkilar super klasikler sonucta, caldiginizda orada bulunan kitle illa ki cosacaktir. Muse caliyorsun da ne oluyor, her Muse sarkisi basina komisyon aliniyorsa o zaman susarim.
Ama "seyirci bunu istiyor" kafalari varsa sayet o zaman kuserim. Vallahi de billahi de kuserim efendim.
Bilmem kac yillik alternatif rock, grunge, metal trash ve turevlerine kiran dusmedigi inancindayim. Cok agir bir sarki olursa onu yumusatacak yetiye sahiptir herhalde bu gencler diye de dusunuyorum ustelik. E haydi ne duruyorsunuz, helva yapsanizaaaaa!
Kissadan Hisse: Bu hayatta MS'mis, sevgilim beni terketti sendromuymus, param yokmus gibi seyler zor tabii ama bos be. Hepsi gecer.
Ustelik bir sarkiya bakar her sey. O sarkiyi iyi secerseniz, yillar oncesine gidersiniz bazen, ya da gulmekten catladiginiz o geceyi hatirlarsiniz. O yuzden ruhun gidasidir ya muzik.
Cumlemize bol muzikli, yaratici cover'li gunler.
Aaaa unutmadan dun geceki abiler Killers caldi. Canli muzik dunyasinda cko sevindirici bir ilk ve gelisme :)
Dun aksam Istiklal Caddesi'nde ikamet eden Mask'a gittim. Bir tanidigin erkek arkadasinin grubu caliyordu. Guzel performans sergiledi cocuklar, solistin sesi de sukela, daha ne olsun degil mi?
Ama o is oyle degil arkadas, o is oyle olmamali. Yillardir seyrek de olsa bu tip yerlere gidip canli muzik dinleme serefine nail olmus biri olarak artik "Yeter!" diye haykirasim var.
İstaiklal caddesi uzerinde kac tane canli muzik mekani var acaba ve kac tanesinde dun gece Sultans of Swing soylendi acaba?
Kassak 3 basamakli sayilara ulasirmisiz gibime geliyor. Ama ben artik bunlari dinlemek istemiyorum gencler.
Cover grup olmanin ve tabii mekana para kazandirmanin sanindan bu durum onun farkindayim. Ama Sunday Bloody Sunday calmaniz icin -ki o da en az Muse sarkilari kadar piyasa bir sarki en nihayetinde- yalvariyorsam eger, o iste bir terslik vardir.
Yillar once Ingiliz produktor bir arkadasim bana: "Bir cover her zaman orijinalinden daha degisik ve guzel olmalidir, yoksa o cover'i yapmanin bir anlami kalmaz" demisti. Taksim cover'cilarindan boyle bir beklentim yok tabii ki, ama zaten Radio Eksen'de dinledigim sarkiyi tanimadigim bir adamin sesinden dinlemesem de olur. Yarin obur gun radyoda orijinaline rastlarim nasil olsa.
Merak ediyorum neden hic birinin aklina Whiskey In A Jar'i calmak gelmez, ya da ne bileyim bir Fire in Cairo olmadi bir Gimme Shelter? Neden cidden anlayamiyorum. Bu ismi gecen sarkilar super klasikler sonucta, caldiginizda orada bulunan kitle illa ki cosacaktir. Muse caliyorsun da ne oluyor, her Muse sarkisi basina komisyon aliniyorsa o zaman susarim.
Ama "seyirci bunu istiyor" kafalari varsa sayet o zaman kuserim. Vallahi de billahi de kuserim efendim.
Bilmem kac yillik alternatif rock, grunge, metal trash ve turevlerine kiran dusmedigi inancindayim. Cok agir bir sarki olursa onu yumusatacak yetiye sahiptir herhalde bu gencler diye de dusunuyorum ustelik. E haydi ne duruyorsunuz, helva yapsanizaaaaa!
Kissadan Hisse: Bu hayatta MS'mis, sevgilim beni terketti sendromuymus, param yokmus gibi seyler zor tabii ama bos be. Hepsi gecer.
Ustelik bir sarkiya bakar her sey. O sarkiyi iyi secerseniz, yillar oncesine gidersiniz bazen, ya da gulmekten catladiginiz o geceyi hatirlarsiniz. O yuzden ruhun gidasidir ya muzik.
Cumlemize bol muzikli, yaratici cover'li gunler.
Aaaa unutmadan dun geceki abiler Killers caldi. Canli muzik dunyasinda cko sevindirici bir ilk ve gelisme :)
13.08.2010
INCEPTION
Su an kiskancliktan catliyorum okuyucu. Orta yerimden ikiye ayrilmam an meselesi.
Ucundan kosesinden "kreatif" demeyi sevdigimiz bir isle alakadar oluyorsaniz eger bilirsiniz ki; her zaman ama her zaman agzinizi acik birakacak birileri vardir.
O insanlarin varligi sizi umutsuzluga surukler; ne yaparsaniz yapin aslinda bazilari gibi olamayacaginizi bilmek, kucuk dunyanizda kendinizin bir bok oldugunu sanarken aslinda bir bok olusunuzun sadece ruyadan ibaret oldugunu yine farketmek...
Evet efendim Inception'i izledim ben bu aksam. Oncelikle sormak istiyorum: Chris Nolan sen insan misin? Eger oyleysen bizler ne oluyoruz???
Ruyalardan gelecekle ilgili ipuclari arayan bir kulturun cocuguyum ne de olsa, "bilinc altimda neler oluyormus acaba" diye sormam uyandigimda. Sorsam da bendeki yaraticilik kirintisi o sorulardan bir kisa hikaye bile cikaramaz.
Biber acidir, gercekler de acidir demek ki gercek biberdir sayin okuyucu. Bu dunyada ruya dedigimiz o kisa filmlerden 2 saatten uzun nefes kesici filmi yaratmayi basarmis bir insan var. Ve ne yazik ki o insan ben degilim.

Neyse hasetimi bir kenara birakip filme nasil olup bittigimi anlatayim.
Sinemaya her gittigimde bir heyecan vardir icimde. Sıkıci ve tek duze hayatlarimizdan koptugumuz o karanlik salonlardan her cikisimda, izledigim filme gore bazen mutant olmak isterim, kimi zaman da eve donusunde arka fonda muhtesem bir sarki calan o kadin.. Bu filmden ciktigimda uyumak istedim, her filmde yasadigim o hissiyati tekrar yasayabilmek ve uyandigim zamani daha iyi analiz edebilmek icin.
Yer cekiminin olmadigi sahnede, otelin koridorlarindaki aksiyon basladiginda zevkten dort kose oldum desem...
Bir Matrix vardi karsimda, ama ucuslarin yuvarlanmalarin cok daha anlam kazandigi. Referans noktam olan filme taptigimi da eklememe gerek yok herhalde. Her kadar japon orneklerine selam cakiyor olsa da Neo'nun havalarda suzuldugu o sahnelerin benim icin yeri ayri
dir. Eh simdi bir de ruya konseptinin icine yedirilmis siir gibi sahneler gorunce kendimden gecmem cok da abes degil diye dusunuyorum.
Gorsel guzelligi bir yana, filmde her sahnenin ince ince islendigini goruyorsunuz. Bir cok insanin ortak noktasi olan "dusus"un kilit nokta olmasi, ruya icinde ruya konspetinin olay orgusundeki rolu, en sonda kasten akillara konulan soru isareti, of of of... Sen n'aptin be abi!!!
Kim bilir neler kacirdim izlerken, nerelerde ne detaylar gizliydi de ben agzim acik izlemekten oralara dikkat edemedim...
Yaz yaz bitmez efendim bu film. Gidin izleyin izlettirin. Ben pek yakinda ikinci defa bir sinema salonunda "Sen gercek misin?" diye soyleniyor olacagim, beklerim...
Ucundan kosesinden "kreatif" demeyi sevdigimiz bir isle alakadar oluyorsaniz eger bilirsiniz ki; her zaman ama her zaman agzinizi acik birakacak birileri vardir.
O insanlarin varligi sizi umutsuzluga surukler; ne yaparsaniz yapin aslinda bazilari gibi olamayacaginizi bilmek, kucuk dunyanizda kendinizin bir bok oldugunu sanarken aslinda bir bok olusunuzun sadece ruyadan ibaret oldugunu yine farketmek...
Evet efendim Inception'i izledim ben bu aksam. Oncelikle sormak istiyorum: Chris Nolan sen insan misin? Eger oyleysen bizler ne oluyoruz???
Ruyalardan gelecekle ilgili ipuclari arayan bir kulturun cocuguyum ne de olsa, "bilinc altimda neler oluyormus acaba" diye sormam uyandigimda. Sorsam da bendeki yaraticilik kirintisi o sorulardan bir kisa hikaye bile cikaramaz.
Biber acidir, gercekler de acidir demek ki gercek biberdir sayin okuyucu. Bu dunyada ruya dedigimiz o kisa filmlerden 2 saatten uzun nefes kesici filmi yaratmayi basarmis bir insan var. Ve ne yazik ki o insan ben degilim.

Neyse hasetimi bir kenara birakip filme nasil olup bittigimi anlatayim.
Sinemaya her gittigimde bir heyecan vardir icimde. Sıkıci ve tek duze hayatlarimizdan koptugumuz o karanlik salonlardan her cikisimda, izledigim filme gore bazen mutant olmak isterim, kimi zaman da eve donusunde arka fonda muhtesem bir sarki calan o kadin.. Bu filmden ciktigimda uyumak istedim, her filmde yasadigim o hissiyati tekrar yasayabilmek ve uyandigim zamani daha iyi analiz edebilmek icin.
Yer cekiminin olmadigi sahnede, otelin koridorlarindaki aksiyon basladiginda zevkten dort kose oldum desem...
Bir Matrix vardi karsimda, ama ucuslarin yuvarlanmalarin cok daha anlam kazandigi. Referans noktam olan filme taptigimi da eklememe gerek yok herhalde. Her kadar japon orneklerine selam cakiyor olsa da Neo'nun havalarda suzuldugu o sahnelerin benim icin yeri ayri
dir. Eh simdi bir de ruya konseptinin icine yedirilmis siir gibi sahneler gorunce kendimden gecmem cok da abes degil diye dusunuyorum.Gorsel guzelligi bir yana, filmde her sahnenin ince ince islendigini goruyorsunuz. Bir cok insanin ortak noktasi olan "dusus"un kilit nokta olmasi, ruya icinde ruya konspetinin olay orgusundeki rolu, en sonda kasten akillara konulan soru isareti, of of of... Sen n'aptin be abi!!!
Kim bilir neler kacirdim izlerken, nerelerde ne detaylar gizliydi de ben agzim acik izlemekten oralara dikkat edemedim...
Yaz yaz bitmez efendim bu film. Gidin izleyin izlettirin. Ben pek yakinda ikinci defa bir sinema salonunda "Sen gercek misin?" diye soyleniyor olacagim, beklerim...
11.08.2010
ACUN ILICALI
Bilirsiniz Acun Ilıcali efendimiz acilarin icinden kullerini silkip yeniden dogmus bir televizyon kisisi.Yillar, cook yillar once dunyanin uclarinda gezip, sokakta gordugu guzel kadinlara Turkce laf atmasiyla ve Ingilizce oldugunu sandigimiz bir dilde kendileriyle sohbet etmesiyle unlenmisti.
Sonralari yarisma dunyasinin duayeni adayligina soyundu. Simdi ise ne zaman televizyonu acsam karsimda.
Kendisine saygi duyardim; oyle ya da boyle adam cidden ayagina gelen sansi iyi degerlendirip bu dunyayla otekini satin alacak para kazanmayi basardi. Is sadece para kazanmak degilse eger; seveni de var, daha ne olsun?..
"Seyirci bunu istiyor" klisesini korgoze parmaksiz bir sekilde somurebilmesi de ayri bir becerisi.
Velhasil gecen aksam "Var misin Yok musun?"a rastladim. - Evet kabus geri dondu-. Iste o aksam kendisine olan saygim tiksintiye donustu. Aslinda sasirmam cok sacma cunku bu ulkenin sorunlarinin bir cogunu bunyesinde barindiriyor ne de olsa, bende salaklik...
Yarismayi daha beynelminel bir hale getirmek istediginden mi nedir bilinmez, birden fazla yabanci uyruklu insan barindiriyor seferki Var Misin Yok Musun. Bu yabanci uyruklu kisilerden biri de Ispanyol, esi ise Turk.
Buraya kadar her sey normal; her zamanki sevecenligiyle(!) Ispanyol yarismaciyla sohbet ediyor Acun'um. Esine donuyor sonra, ve ismini soruyor. Turkcesi degme sunuculara tas cikaracak kadar duzgun olan hanimefendi cevap veriyor: "Bianca".
Acun'un suratinda sacma bir ifade. Nasil anlatsam; boyle bir saskinlik ama ayni zamanda kil bir gulumseme, uzerine ah caaanim ifadesi...
"Aaa diyor" Acun'um "Nasil yahu, turk musun sen?". Kadincagiz "Evet" diyor urkekce. Basina gelecekleri biliyor tabii, o kadar cok yasamis ki bu durumu. Ama acar televizyoncu Acun durur mu, devam ediyor elinde saziyla;
"E neden ismin yabanci?" diye soruyor.
Kadin elindeki mikrofondan rahatsiz, ailesinin yabanci isimleri sevdigini soyluyor. Acun'daki saskinlik tavan yapmis hanimefendiyi sıkıstirdikca sıkıstiriyor. Ablasinin isminin de Diana oldugunu soyleyen kadin ailesinin kafiyeli isimler istedigi icin boyle bir isim sectiklerini soyluyor. Acun'um gulup geciyor ve iskence orada sonlaniyor.
Sonlaniyor da, bendeki sinir de o anda tavan yapiyor.
Gecen yil bir Roxy gecesinde Papatya(!) ismindeki salakliga mahkum bir kiz da bana neden ZipZip diye sormustu. Annemlerin '68 kusagindan oldugunu soylemistim, alakasi varmis gibi. Karsiliginda da "Aaaaa ne ilginc!" diye bir tepki almistim.
Ilahi Papatya, sen cok yasa emi!
Acun' a olan killigimin sebebine gelince; arkadas, bu ulkede azinlik diye adlandirilan bir kesim var. Hepsi T.C. vatandasi, Turkce'yi sen ve senin turevlerinden kat be kat daha iyi konusan, yeri geldiginde memleket meselelerine senden daha ilgili ve duyarli, ulkesini senden cok seven ama ailesinden birilerini mutlaka bu cahillik yuzunden baska ulkelere yollamis olan...
Acun'um simdi direk sana seslenecegim, umarim bir sekilde okursun bu yaziyi...
Omr-u hayatinda bir tanesini tanima sansina nail olamadin diyelim -ki bunu cok dogal karsilarim-, kitap da mi okumadin, hayatinda bir madam hikayesi de mi duymadin? Madam hikayesi duymussundur ama seninki Manukyan Hanim'inki olmustur ancak. Tanistin mi acaba kendisiyle, ona da sordun mu acaba ismi neden boyle bir degisik diye?!
Haydi hikaye de duymadin diyelim, nerede tarih bilgisi, bu ulkenin yakin tarihinden hic mi haberin yok? Varlik Vergisi'ni Abdullah Efendi icin mi cikardilar saniyorsun? Beklentimi gittikce dusuruyorum farkettiysen. En son gelebilecegim nokta Salkim Hanim'in Taneleri. Ustelik Hulya Avsar oynuyor, onu da mi izlemedin be adam!
Asil sorun ne biliyor musun Acun Bey, sen ve senin gibi insanlar yuzunden isimlerimizi gogsumuzu gere gere soyleyememiz. Uzayli muamelesi gormekten sıkıldik, adimizi her sorduklarinda arkasindan "Turk musun?" demelerinden biktik. Bianca televizyondaydi diye cekindi sanirim, ben de olsam cekinirdim herhalde. Ama gunluk hayatta oyle tepki vermiyorum artik biri bana senin yaptigini yapinca, "Yahudiyim" diye yapistiriyorum. Alisik degilsiniz tabi direk soylenmesine, bakakaliyorsunuz suratima. Ayip bir sey varmis gibi, pot kirmissiniz gibi konuyu degistiriyorsunuz hemen, ogrenmek soru sormak yerine.
Bu ulke boyle karisik oldugu icin guzel. Bir caminin yaninda gordugun o guzel binayi Rumlar yaptirdigi icin, ya da ne bileyim rakinin yaninda Ermeni mezesi topik yedigin icin guzel aslinda. Kimisi de ben topik sevmem diyor inatla, tadina hayatinda bakmamis olsa da...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)