Sanirim bir otorite figuru olmadan disiplinli olmayi beceremiyorum ben. Bunun nedenlerini bulmak cok zor, cocukluga inmek gerek falan simdi, uzun is.
Cok uzatmadan baglayayim; kendi evime tasindim, ilac kullanimindaki duzensizligin cilkini cikardim. Kendim icin iyi olan bir seyi sadece baskalarina karsi sorumluluk duygusundan dolayi yapmam ne kadar saglikli bilemiyorum. Gerci saglikli aslinda cunku ilaci kullaniyorum ama anlik yokluklarindan yararlanmayi da ihmal etmiyorum. Eh artik yokluklari anlik degil uzun donemlerle tasvir edilebildigine gore getirin bezi onceden hazirlik olsun.
Lafi cok dolandirdim; Galata'ya tasindim, her seyi kafama estigi gibi yapiyorum dolayisiyla ilaci da istemezsem kullanmiyorum. Bu da bana cok agir bir vicdan azabi yasatiyor. Gelin gorun ki bu vicdan azabi dogru seyi yapmama da yardimci olmuyor.
Haa bu arada sol bacaktaki yerel uyusma ufak ufak gecmeye baslamisti, hem de yaklasik bir bucuk yillik bir surecten sonra. Ama tabii ki yanilmisim o gecmemis sadece yer degistirmis. Tebdil-i mekanda ferahlik vardir ne de olsa. Ben de yer degistirdim ya oradan biliyorum. Sag bacaktaki ise baki. Meraktaydim ne zaman yanacak diye; saolsun gecen hafta beklentilerimi bosa cikarmadi. Uc gun boyunca cayir cayir yandi. Bu yanma isini de ne okudum ne duydum arkadas. Anladik herkesin MS'i farkli oluyor da ben bu kadar ozel biri olamam, olmamaliyim. Cunku yandigi surec icerisinde ayni zamanda ayaga kalktigimda yuruyusumu de engelliyor. Kaslarim cekiliyor gibi hissediyorum.
Bir de sag gozum ufaktan gorme kabiliyetinin uzerine perde cekmeye karar verdi sanirim. Cok da emin degilim aslinda; icine bir sey kacmis da olabilir.
Persembe gunu pazartesi depresyonu edasiyla yazi yazabilmenin hakli gururunu tasiyorum yuregimde sayin okuyucu, size iyi hafta sonlari bana iyi haftalar...
7.04.2010
22.03.2010
PAZARLIK
Hayirli haftalar internet dunyasi. Malumunuz, gecen hafta yillik kafa kontrolum vardi. Gittim, Mr'i cektirdim, hopladim zipladim, parmagimi burnuma goturdum ve alnimin akiyla muayenehaneden ciktim. Asayis berkemalmis, ustelik sirtimdaki lezyon kardes kaybolmus ama boynumdaki yerindeymis. Durum iyi olunca; pazarlik konusunu masaya yatirmakta gecikmedim tabii ki:
-''Aksel Bey, ben su ilaci biraksam artik?''
-''Olmaz.''
-''E peki Avonex'e gecsem, zulum haftada bire dusse.''
-''Olmaz.''
-''Sebep?''
-''Betaferon'la ilgili yaptigimiz testin sonuclari cok iyi cikti. Demek ki ise yariyor. Avonex Betaferon kadar etkili bir ilac degil.''
-''E peki...''
Velhasil bu konusmanin ardindan, pek sevgili aile buyuklerim yurdu terkettiler. Ben de tabii ki ilaci kullanmaya yine(!) ara verdim. Buraya kadar her sey kendi dinamigi icinde normal gorunuyor. (Burada dinamik, benim zirt pirt ilaci kafama gore kullanip kullanmamam)
Bugun kullanmiyor olusumun 5.gunu. Sabah sol bacagimin siddetli bir sekilde uyusuk oldugunu hissettim.
Simdi soru: Bu bacagin zaten uyusacagi var miydi? Yoksa ilaci kullanmadigim icin mi uyustu? Buyurdum, buradan yaktim.
Aslinda bence zaten uyusacagi vardi ama ilacla ilgili disiplinsizligimin verdigi aci vicdan azabindan ikisini bagdastirmaya calisiyor olabilirim.
Neyse, al tarafi hissiyat olarak hic bir ise yaramayan bir bolge uyustu, dunya sonu degil. Haydi eyvallah....
-''Aksel Bey, ben su ilaci biraksam artik?''
-''Olmaz.''
-''E peki Avonex'e gecsem, zulum haftada bire dusse.''
-''Olmaz.''
-''Sebep?''
-''Betaferon'la ilgili yaptigimiz testin sonuclari cok iyi cikti. Demek ki ise yariyor. Avonex Betaferon kadar etkili bir ilac degil.''
-''E peki...''
Velhasil bu konusmanin ardindan, pek sevgili aile buyuklerim yurdu terkettiler. Ben de tabii ki ilaci kullanmaya yine(!) ara verdim. Buraya kadar her sey kendi dinamigi icinde normal gorunuyor. (Burada dinamik, benim zirt pirt ilaci kafama gore kullanip kullanmamam)
Bugun kullanmiyor olusumun 5.gunu. Sabah sol bacagimin siddetli bir sekilde uyusuk oldugunu hissettim.
Simdi soru: Bu bacagin zaten uyusacagi var miydi? Yoksa ilaci kullanmadigim icin mi uyustu? Buyurdum, buradan yaktim.
Aslinda bence zaten uyusacagi vardi ama ilacla ilgili disiplinsizligimin verdigi aci vicdan azabindan ikisini bagdastirmaya calisiyor olabilirim.
Neyse, al tarafi hissiyat olarak hic bir ise yaramayan bir bolge uyustu, dunya sonu degil. Haydi eyvallah....
12.03.2010
Kontrol
Bu blogun bir amaci vardi degil mi? O amaca donuyorum hemen.
Yillik kontrol zamanim geldi. Ben de doktorumun muayenehanesini aradim randevu almak icin. Cep telefonundan aramiyorum zorunda kalmadikca; hep bir aceleyle konusuyor. Neyse, kendisine ulastim ve randevu lazim geldigini belirttim. En son ne zaman geldigimi sordu. Mayis sonu gibi hatirladigimdan; ''Mayis sonu gibi'' dedim.
Yok diye cevap verdi; ''6 haziranda gelmissin. Mykonos'a gitmeden once.''
Buyrun!!! Bu vesileyle gittigimi hatirliyorum, gozum kayiyordu cunku. Sicak tatil beldesi konseptinin bunyeye nasil bir etkisi olacagini merak etmistim. Bir de sasi bak sasir gozumun etkisi var tabii. Nereden hatirladigini sordum, not aldigini soyledi. Ciddi olup olmadigini sordum, ciddiyim dedi. Yaklasik bir 30 saniye karsilikli gulduk. Yetmedi nasil gectigini sordu. Gulusmelere 30 saniye daha ekledik.
Ilk bu ise bulastigimda, kendisinin yanindayken bir hastasi aramisti. Gule oynaya konusmuslardi telefonda, canimlar cicimler havada ucusuyordu. Cok sasirmistim, nasil boyle bir iliskileri oldugunu anlayamamistim artik anliyorum. Kaninizin isindigi bir doktor olunca ve tabii uzerine yillari da ekleyince oluyormus.
Ilk kendisini gormeye gittigimde bana kartini vermisti. Uzerine de cep telefonunu yazmisti ve ; ''Zipzip, bu karti al ve sakla. Uzerindeki numarayi da cep telefonuna kaydet. Artik arkadaslarinin isimlerinin arasinda benim ismim de olmali ne yazik ki.'' demisti. Iyidir benim norologum, bir numarasin Aksel Siva!!! Sak sak sak sak :))
Kissadan Hisse
Bir doktorla munasebetiniz olacaksa eger, sevdiginiz ve icinizin sindigi bir doktorla muhattap olmalisiniz. Hele MS gibi hayat boyu sizinle beraber olacak bir hastalikta. Doktorun yaklasimi sizin de hastaliga yaklasiminizi etkiliyor.
Ilk teshisim konuldugunda Alman Hastanesi'nde cok sevdigim ama dunyanin en panik insanlarindan biri bakmisti bana. Her olayda beni hastaneye yatirip, kortizonu dayiyordu. Aksel Bey sayesinde bunlarin cok gereksiz oldugunu ve her olayin dunya onemlisi bir ciddiyetle karsilanmamasi gerektigini ogrendim, tabii zamanla.
Cok panik bir insansaniz o zaman ona gore davranan ve istediginiz ihtimamla sizi tedavi eden doktoru bulun. Milletin dediklerini bosverin, MS dedigimiz illetin cok da fazla bir tedavisi yok ne de olsa. Icinize sinen birine gidin ki gorusmeleriniz eziyete donusmesin. Operim.
Yillik kontrol zamanim geldi. Ben de doktorumun muayenehanesini aradim randevu almak icin. Cep telefonundan aramiyorum zorunda kalmadikca; hep bir aceleyle konusuyor. Neyse, kendisine ulastim ve randevu lazim geldigini belirttim. En son ne zaman geldigimi sordu. Mayis sonu gibi hatirladigimdan; ''Mayis sonu gibi'' dedim.
Yok diye cevap verdi; ''6 haziranda gelmissin. Mykonos'a gitmeden once.''
Buyrun!!! Bu vesileyle gittigimi hatirliyorum, gozum kayiyordu cunku. Sicak tatil beldesi konseptinin bunyeye nasil bir etkisi olacagini merak etmistim. Bir de sasi bak sasir gozumun etkisi var tabii. Nereden hatirladigini sordum, not aldigini soyledi. Ciddi olup olmadigini sordum, ciddiyim dedi. Yaklasik bir 30 saniye karsilikli gulduk. Yetmedi nasil gectigini sordu. Gulusmelere 30 saniye daha ekledik.
Ilk bu ise bulastigimda, kendisinin yanindayken bir hastasi aramisti. Gule oynaya konusmuslardi telefonda, canimlar cicimler havada ucusuyordu. Cok sasirmistim, nasil boyle bir iliskileri oldugunu anlayamamistim artik anliyorum. Kaninizin isindigi bir doktor olunca ve tabii uzerine yillari da ekleyince oluyormus.
Ilk kendisini gormeye gittigimde bana kartini vermisti. Uzerine de cep telefonunu yazmisti ve ; ''Zipzip, bu karti al ve sakla. Uzerindeki numarayi da cep telefonuna kaydet. Artik arkadaslarinin isimlerinin arasinda benim ismim de olmali ne yazik ki.'' demisti. Iyidir benim norologum, bir numarasin Aksel Siva!!! Sak sak sak sak :))
Kissadan Hisse
Bir doktorla munasebetiniz olacaksa eger, sevdiginiz ve icinizin sindigi bir doktorla muhattap olmalisiniz. Hele MS gibi hayat boyu sizinle beraber olacak bir hastalikta. Doktorun yaklasimi sizin de hastaliga yaklasiminizi etkiliyor.
Ilk teshisim konuldugunda Alman Hastanesi'nde cok sevdigim ama dunyanin en panik insanlarindan biri bakmisti bana. Her olayda beni hastaneye yatirip, kortizonu dayiyordu. Aksel Bey sayesinde bunlarin cok gereksiz oldugunu ve her olayin dunya onemlisi bir ciddiyetle karsilanmamasi gerektigini ogrendim, tabii zamanla.
Cok panik bir insansaniz o zaman ona gore davranan ve istediginiz ihtimamla sizi tedavi eden doktoru bulun. Milletin dediklerini bosverin, MS dedigimiz illetin cok da fazla bir tedavisi yok ne de olsa. Icinize sinen birine gidin ki gorusmeleriniz eziyete donusmesin. Operim.
Bu Kalp Seni Unutur Mu?
Basliktaki dizi iptal oldu. Proje bazinda bakildiginda basarili bir is degildi. Oyunculuklar kotu, diyaloglar yapmacik ve sanat yonetmenligi yerlerde surunuyordu. '83 yilinda vatkasiz kiyafet giyeni dovuyorlardi ama bu dizide bir allahin kulunda vatka yoktu.
Neyse varmak istedigim nokta bambaska. Efendim televizyon radyo gibi kitlesel araclarin aslinda insan hayatinda egitici ogretici yerleri vardir daha dogrusu olmalidir. Dolayisiyla televizyonun bir aptal kutusu olusu sadece yurduma has bir durum. Belgesel diye bir sey var mesela literaturde, cocuklar icin birbirini parcalayan kediler ve farelerden ote egitici programlar var ve evet yasliyim, cizgi film kulturum Tom ve Jerry'yle sinirli. Yemek programlari da var milletin soylular gibi davranmaya calisip cemkirmedigi. Liste uzun, siz anladiniz beni...
Bahsi gecen dizinin bu baglamda onemi cok buyuk bence. Bir dizi bile olsa en azindan yakin tarihimizle ilgili bir ipucu verecekti biz Ozal cocuklarina. Ama olmadi, rating yarasi aldi ve yayindan kaldirildi. O kaldirilinca Hatirla Sevgili diye bir dizi varmis ona bakayim bari dedim internetten ve butun bolumlerini izledim.
Bu izleyis bana cok sey katti sayin okuyucular. Ben cok azili Ozal'ci, Evren'ci ve Amerikan'ci bir ailenin cocuguyum. Uzun bir sure, Kenan Evren'i tonton bir amca olarak bildim, darbelerin guzelliklerine inandim. Yurumuyorsa sallandirirsin iki kisiyi is hallolur sandim.
Uyanmaya baslayisim cok uzak degil, 3-5 sene oncesidir en fazla. Ama gercekten bazi seyleri farkedisim, merak edisim ve ogrenisim bu diziyle olmustur. Ne kadar aci olsa da gercek. Boyle bir donemin cocuklariyiz biz ve yetiskin olduk artik. Olan bitene kayitsiz, 1938'den sonrasini onun bunun agzindan hurafe olarak duymus ama orali olmamis bir nesil olarak geziniyoruz etrafta.
Ben de oyleydim ama en azindan aydim, belki bu dizi iptal olmasaydi baskalari da ayacakti. Biz ilkokul siralarinda dirsek curutmeye basladiktan cok az bir sure once ne kiyametler koptu onlari ogreneceklerdi. Alp Aslan'in atinin kuyrugunu tarayip gittigi Malazgirt Savasi kadar sanli bir tarihimiz olmadigini ogrenmek aci olacakti belki... Ama bunlari okullarda ogretmiyorlar ve ogretmeyecekler.
Iste bu yuzden televizyon ve radyo onemlidir, egitici ogretici olmalidir. Yuzeysel bile olsa gercek konulara degindiklerinde insanlarin bakislarini degistirebilirler. Degistiremeseler de en azindan yolunu acarlar.
Geyik lazim, yoksa hayat gecmez ama bu kayitsizlik icimi burkuyor. Bu iki diziyi izlerken cok uzuldum, hic bir seye o nesil kadar yurekten bagli olamadigim icin... Ne solculuk, ne sagcilik degil derdim, herhangi bir seye baglilik; hayatta bir ideal sahibi olmak, bir amac ugrunda ugrasmak belki savasmak.
Daha dogmadan bu yetiyi elimizden alan, bir darbeyle boyle bir nesli yaratan sanli ordumuza buradan selam ederim...
Neyse varmak istedigim nokta bambaska. Efendim televizyon radyo gibi kitlesel araclarin aslinda insan hayatinda egitici ogretici yerleri vardir daha dogrusu olmalidir. Dolayisiyla televizyonun bir aptal kutusu olusu sadece yurduma has bir durum. Belgesel diye bir sey var mesela literaturde, cocuklar icin birbirini parcalayan kediler ve farelerden ote egitici programlar var ve evet yasliyim, cizgi film kulturum Tom ve Jerry'yle sinirli. Yemek programlari da var milletin soylular gibi davranmaya calisip cemkirmedigi. Liste uzun, siz anladiniz beni...
Bahsi gecen dizinin bu baglamda onemi cok buyuk bence. Bir dizi bile olsa en azindan yakin tarihimizle ilgili bir ipucu verecekti biz Ozal cocuklarina. Ama olmadi, rating yarasi aldi ve yayindan kaldirildi. O kaldirilinca Hatirla Sevgili diye bir dizi varmis ona bakayim bari dedim internetten ve butun bolumlerini izledim.

Bu izleyis bana cok sey katti sayin okuyucular. Ben cok azili Ozal'ci, Evren'ci ve Amerikan'ci bir ailenin cocuguyum. Uzun bir sure, Kenan Evren'i tonton bir amca olarak bildim, darbelerin guzelliklerine inandim. Yurumuyorsa sallandirirsin iki kisiyi is hallolur sandim. Uyanmaya baslayisim cok uzak degil, 3-5 sene oncesidir en fazla. Ama gercekten bazi seyleri farkedisim, merak edisim ve ogrenisim bu diziyle olmustur. Ne kadar aci olsa da gercek. Boyle bir donemin cocuklariyiz biz ve yetiskin olduk artik. Olan bitene kayitsiz, 1938'den sonrasini onun bunun agzindan hurafe olarak duymus ama orali olmamis bir nesil olarak geziniyoruz etrafta.
Ben de oyleydim ama en azindan aydim, belki bu dizi iptal olmasaydi baskalari da ayacakti. Biz ilkokul siralarinda dirsek curutmeye basladiktan cok az bir sure once ne kiyametler koptu onlari ogreneceklerdi. Alp Aslan'in atinin kuyrugunu tarayip gittigi Malazgirt Savasi kadar sanli bir tarihimiz olmadigini ogrenmek aci olacakti belki... Ama bunlari okullarda ogretmiyorlar ve ogretmeyecekler.
Iste bu yuzden televizyon ve radyo onemlidir, egitici ogretici olmalidir. Yuzeysel bile olsa gercek konulara degindiklerinde insanlarin bakislarini degistirebilirler. Degistiremeseler de en azindan yolunu acarlar.
Geyik lazim, yoksa hayat gecmez ama bu kayitsizlik icimi burkuyor. Bu iki diziyi izlerken cok uzuldum, hic bir seye o nesil kadar yurekten bagli olamadigim icin... Ne solculuk, ne sagcilik degil derdim, herhangi bir seye baglilik; hayatta bir ideal sahibi olmak, bir amac ugrunda ugrasmak belki savasmak.
Daha dogmadan bu yetiyi elimizden alan, bir darbeyle boyle bir nesli yaratan sanli ordumuza buradan selam ederim...
8.02.2010
ORMANTIK KOMEDI

Malum olunageldigi uzere, her konuda soyleyecek bir seyim vardir benim. Cok konusurum, umarim bos konusmam...
Gelelim sadede, bugunun konusu Romantik Komedi isimli guzide eser.
Fragmanlarini gordum, sempatik bir filme benziyor diye dusundum ve pazar gunu bu filmi izlemeye gittim iki arkadasimla. Oncelikle zaman ve nakit kaybi oldugunu soylemeliyim.
Her ne kadar sinema salonuna benimkinden tamamen zit goruslerin hakim oldugunu gormus olsam da, bu kanaatimin arkasindayim.
Ilk maruzatim filmdeki sozde reklam ajansi. Oyunculara konkur dedirtip, ellerine iki tane storyboard tutusturunca ajans atmosferini sagladiklarini dusunmus olabilir filmin yaraticilari. Ama ben yemem. 3 senemi harcadim bir ajansta. Junior adama musteri karsisinda sunum yaptirmazlar, birak yaptirmamayi toplantiya bile rica minnet sokarlar. Oyle gece surtmeleri, ise gec gitmeler, istedigin saatte cikmalar falan zaten hayatta olmaz. Adi ustunde; junior. Etinden de sutunden de yararlanirlar insanin. Yeri gelir bir basligi yuzlerce kez yazdirirlar, yetmez yer bile supurttururler, karsiliginda da uc kurus tutustururlar elinize.
Su reklamcilik da hep cok havali lanse ediliyor nedense, anlamadim gitti...
Filmin konusunu anlatmaya gerek yok, adi ustunde zaten. Ama konu kopuk. Karakterler ise bir garip. Mesela karikaturize eleman gurgen palamudunun canlandirdigi insanla arkadas olabilecek bir tane erkek olduguna inanmiyorum ben. Varsa sozumu geri almasini da bilirim :)
Kadin kararterlerin aralarindaki yas farki da cok bariz bir sekilde ortada, dolayisiyla "muhtesem dostluklari" bir yalan oluyor aninda.
Engin Altan Duzyatan'a Kurklu Merkur'den beri hastayim, o yuzden ona tek bir lafim var; "Heba etme canim sen kendini boyle islerde, yeteneklisin, yakisiklisin, ne gerek var bunlara..."
Dadi dizisinden tanidigim kiz-ki su anda ismini kesinlikle hatirlayamiyorum- ugrasirsa olacak. Arti Amerikan ornekleri de hep bu tip filmlerle cikis yaparlar. Dolayisiyla gidisat dogru, bir kac film sonra daha oturakli islere gecmesini temenni ediyorum.
Genel olarak sunu soyleyebilirim ki; cok vasat bir amerikan romantik komedi ozentisi/taklidi izledim. Uzgunum...
Bu kopuk ve en az film kadar kotu yazimi sinemadan cikarken izleyenlerin birinden duydugum cok acaip su cumleyle bitirmek istiyorum;
"Ayy hep amerikan filmi hep amerikan filmi, sıkılmistik valla. Bak ne guzel film cekmisler!" Saka misiniz siz??!!!
19.01.2010
ALTIN KURE
Eveeet bir kis mevsiminin daha sonlarina dogru yaklasirken, odul sezonu da acildi. Biz sinemaseverlerin izlemekten hoslandigi organizasyonlar oluyor bu torenler. Ya da en azindan benim icin oyle.
Velhasil, son 3-5 senedir gittikce bakkallastigina inaniyorun ben bu torenlerin. Ha diyeceksiniz; "Sen bu konuda bir otorite misin?", tabii ki; "Hayir" diye cevaplayacagim. Ama iyi bir izleyici oldugumu soylersem cok da kendimi begenmislik etmemis olurum diye dusunuyorum.
Gelelim bu yilki ALTİN KURE odullerine. Efendim ben bu Hollywood Foreign Press Association denilen olusumun su oylama isini nasil bir halet-i ruhiye icinde yaptigini cok merak etmekteyim. Cunku bir insan grubu Haneke'ye odul verip de arkasindan Hangover'a kure takdim ederse benim aklima soru isaretleri takilir.


Mesela; White Ribbon'dan sonra gecenin gec saatlerinde Hangover'i izlemek zorunda kaldiklarini dusunurum. Butun gun film izlemekten kan canagi olmus gozlerini, sulanmis beyinlerini rahatlatmak icin alternatif yollara basvurduklarina inanirim. Uyelerden birinin oglunun odasindan ot caldigina, otu guzelce sarip arkadaslarla tutturduklerine kalibimi basarim.
Yoksa hic bir insan evladi 31 cekiyormus gibi yaptirilan bir bebegi ihtiva eden su filmin oyuncularini sahneye odul icin cikarmaz. Olsa olsa sebeklik icin alirlar onlari oraya. Boyle ikilemler icerisindeyken sevgili Haneke'ye bir cift sozum var. (Evet sevgili dedim, bu memleketin bir cocuguyum, besinci sinif sarkici agzindan kurtulamiyorum.
Be adam, gittin Funny Games'i Amerikanca cektin. Afedersin ama guzelim filmin icine ettin. Tamam yillardir piyasadasin, yeni dunyada adini bilen yok, gider ayak su dunyayi yoneten abiler de beni takdir etsin dedin.
Sonra White Ribbon'a geldi sira. Izlemedim ama duydum ki; yumusamissin, bu filmden boyle anlasiliyormus. Ama takdirinden sual olunmaz holivud medya pres sana odul verdi. Hem de en yumusak filminle!!!! Benny's Video'yu izleseler ne derlerdi acaba? Uzuldugum nokta nedir biliyor musun? Simdi ne kadar cakma entel dantel varsa hepsi senden haberdar. Numarasiz kemik gozlukleriyle kiz kaldirmaya calisan abilerin mezesi olacaksin. Sen benim ayakta kalan son kalelerimden biriydin, tecavuze ugradin.
Neyse kapatiyorum bu Haneke konusunu, yuregim kaldirmiyor.
Her sey bu kadar kotu degil tabii ki; bir Ricky Gervais harikasi vardi mesela. Sonra Martin Scorsese cikti sahneye odul almak icin. Tum sinema sektorune tesekkurlerini sundu. Bir cok yonetmen ismi saydi, sinemanin bu yonetmenler sayesinde buralara geldigini soyledi, soylerken Bergman'i zikretti. Gonlumdeki tahtinin gercek sahibi oldugunu kanitladi. Robert Downey Jr vardi sonra. Odul konusmasiyle yuzumde guller actirdi. Bir insan gecmisiyle bu kadar mi barisik olur??
Simdi sirada Oscar toreni var; vakt-i zamaninda Shakespeare in Love'a odul vermislerdi utanmadan, bakalim bu yil ne haltlar edecekler?
Velhasil, son 3-5 senedir gittikce bakkallastigina inaniyorun ben bu torenlerin. Ha diyeceksiniz; "Sen bu konuda bir otorite misin?", tabii ki; "Hayir" diye cevaplayacagim. Ama iyi bir izleyici oldugumu soylersem cok da kendimi begenmislik etmemis olurum diye dusunuyorum.
Gelelim bu yilki ALTİN KURE odullerine. Efendim ben bu Hollywood Foreign Press Association denilen olusumun su oylama isini nasil bir halet-i ruhiye icinde yaptigini cok merak etmekteyim. Cunku bir insan grubu Haneke'ye odul verip de arkasindan Hangover'a kure takdim ederse benim aklima soru isaretleri takilir.


Mesela; White Ribbon'dan sonra gecenin gec saatlerinde Hangover'i izlemek zorunda kaldiklarini dusunurum. Butun gun film izlemekten kan canagi olmus gozlerini, sulanmis beyinlerini rahatlatmak icin alternatif yollara basvurduklarina inanirim. Uyelerden birinin oglunun odasindan ot caldigina, otu guzelce sarip arkadaslarla tutturduklerine kalibimi basarim.
Yoksa hic bir insan evladi 31 cekiyormus gibi yaptirilan bir bebegi ihtiva eden su filmin oyuncularini sahneye odul icin cikarmaz. Olsa olsa sebeklik icin alirlar onlari oraya. Boyle ikilemler icerisindeyken sevgili Haneke'ye bir cift sozum var. (Evet sevgili dedim, bu memleketin bir cocuguyum, besinci sinif sarkici agzindan kurtulamiyorum.
Be adam, gittin Funny Games'i Amerikanca cektin. Afedersin ama guzelim filmin icine ettin. Tamam yillardir piyasadasin, yeni dunyada adini bilen yok, gider ayak su dunyayi yoneten abiler de beni takdir etsin dedin.
Sonra White Ribbon'a geldi sira. Izlemedim ama duydum ki; yumusamissin, bu filmden boyle anlasiliyormus. Ama takdirinden sual olunmaz holivud medya pres sana odul verdi. Hem de en yumusak filminle!!!! Benny's Video'yu izleseler ne derlerdi acaba? Uzuldugum nokta nedir biliyor musun? Simdi ne kadar cakma entel dantel varsa hepsi senden haberdar. Numarasiz kemik gozlukleriyle kiz kaldirmaya calisan abilerin mezesi olacaksin. Sen benim ayakta kalan son kalelerimden biriydin, tecavuze ugradin.
Neyse kapatiyorum bu Haneke konusunu, yuregim kaldirmiyor.
Her sey bu kadar kotu degil tabii ki; bir Ricky Gervais harikasi vardi mesela. Sonra Martin Scorsese cikti sahneye odul almak icin. Tum sinema sektorune tesekkurlerini sundu. Bir cok yonetmen ismi saydi, sinemanin bu yonetmenler sayesinde buralara geldigini soyledi, soylerken Bergman'i zikretti. Gonlumdeki tahtinin gercek sahibi oldugunu kanitladi. Robert Downey Jr vardi sonra. Odul konusmasiyle yuzumde guller actirdi. Bir insan gecmisiyle bu kadar mi barisik olur??
Simdi sirada Oscar toreni var; vakt-i zamaninda Shakespeare in Love'a odul vermislerdi utanmadan, bakalim bu yil ne haltlar edecekler?
13.01.2010
Yas 12
Bir evvelki yazimda belirtmistim; tamamen kendi irademle gectigimiz 10 gun boyunca pek sevgili ilacim Betaferon'u kullanmadim. Irade kelimesi cok havali diye onu sectim aslina bakarsaniz benimkisi bildigin gerzeklik. Bu 10 gunluk sureci doktoruma danismisligim yok ne de olsa.
Ama hep soylerler, belirli bir sure boyunca bir ilac kullanildiginda ufaktan bir sıkınti emareleri bas gosterirmis. Bende de aynen ondan oldu. Gerci bendeki daha cok cocukluktu.
Cocukluk olmasinin sebebini anlatayim.
Efendim aileyle yasamanin getirdigi artilar kadar eksiler de var; annenin 31 yasa 13 yas muamelesi yapmasi, muhtelif elektronik aletlerin gosterdigi en kucuk arizada evde isminizin yankilanmasi, ustunu kalin giy, yemek ye, yalin ayak gezme...Eh insanin cocugu 70 yasina da gelse cocuk kaliyormus diyorlar, dogru herhalde. Daha doguramadim, sadece empati kurabiliyorum, anladigimdan degil :)Bir de mutfaga giderken bile ''Zipzip nereye?'' diye sorulmasi durumu var ki ona bayiliyorum. Nereye gidiyor olabilirim? Ya mutfaktir, ya tualettir. Goren de 500 metrekarelik evde oturuyoruz, telefonlari Ziyagil malikanesi diye aciyoruz sanir.
Hah durumun neden cocukca oldugun anlatacaktim. Anne baba isin icinde olunca, ozgur iradeyle bazi seyleri reddetmek de zorlasiyor tabii...
10 gun once ilac gunumun oldugu bir aksam annem odama girdi, ilac yapmamin gerektigini soyledi. Yok dedim yapmayacagim. Niye diye sordu, istemiyorum dedim. Saolsun zorlamadi annecigim. İki gun sonra yine ilac gunumde; ''Bugun yapacaksin herhalde degil mi ilacini'' dedi. Pozitif cevap verdim. Ama yas 12 ya bende; ilaci buzdolabindan aldim, gerekli malzemelerle birlikte odama gittim. Ve sonraaaa; hazirladigim ilaci peceteye enjekte ettim... Takip eden ilac gunlerinde ayni seyi yaptim. Ama pazar gunu kendime soz verdim tekrar duzenli bir sekilde ilaci
kullanmaya.

O gun geldi catti. Yine malzemeler elde, odaya dogru ilerliyorum. İcimden bir ses; ''peceteye peceteye'' diye bagiriyor. Vicdanim elvermedi, yaptim enjeksiyonu. Yapmaz olaydim, fazla canim yandi bu sefer. Sunlarin haplari cikinca cok mutlu olacagimi hissediyorum... Haydi ilac kartelleri, calisin, bir ise yarayin!!!
Kissadan Hisse:
Buradan alinacak yegane ders, yas kemale erince, ekonomik durum az biraz duzeltilince evi terketmektir sayin okuyucu. Ama tabii ana baba gibi yar olmaz bunu da unutmamak lazim. Seviyorum ulan!!!!
Ama hep soylerler, belirli bir sure boyunca bir ilac kullanildiginda ufaktan bir sıkınti emareleri bas gosterirmis. Bende de aynen ondan oldu. Gerci bendeki daha cok cocukluktu.
Cocukluk olmasinin sebebini anlatayim.
Efendim aileyle yasamanin getirdigi artilar kadar eksiler de var; annenin 31 yasa 13 yas muamelesi yapmasi, muhtelif elektronik aletlerin gosterdigi en kucuk arizada evde isminizin yankilanmasi, ustunu kalin giy, yemek ye, yalin ayak gezme...Eh insanin cocugu 70 yasina da gelse cocuk kaliyormus diyorlar, dogru herhalde. Daha doguramadim, sadece empati kurabiliyorum, anladigimdan degil :)Bir de mutfaga giderken bile ''Zipzip nereye?'' diye sorulmasi durumu var ki ona bayiliyorum. Nereye gidiyor olabilirim? Ya mutfaktir, ya tualettir. Goren de 500 metrekarelik evde oturuyoruz, telefonlari Ziyagil malikanesi diye aciyoruz sanir.
Hah durumun neden cocukca oldugun anlatacaktim. Anne baba isin icinde olunca, ozgur iradeyle bazi seyleri reddetmek de zorlasiyor tabii...
10 gun once ilac gunumun oldugu bir aksam annem odama girdi, ilac yapmamin gerektigini soyledi. Yok dedim yapmayacagim. Niye diye sordu, istemiyorum dedim. Saolsun zorlamadi annecigim. İki gun sonra yine ilac gunumde; ''Bugun yapacaksin herhalde degil mi ilacini'' dedi. Pozitif cevap verdim. Ama yas 12 ya bende; ilaci buzdolabindan aldim, gerekli malzemelerle birlikte odama gittim. Ve sonraaaa; hazirladigim ilaci peceteye enjekte ettim... Takip eden ilac gunlerinde ayni seyi yaptim. Ama pazar gunu kendime soz verdim tekrar duzenli bir sekilde ilaci
kullanmaya.

O gun geldi catti. Yine malzemeler elde, odaya dogru ilerliyorum. İcimden bir ses; ''peceteye peceteye'' diye bagiriyor. Vicdanim elvermedi, yaptim enjeksiyonu. Yapmaz olaydim, fazla canim yandi bu sefer. Sunlarin haplari cikinca cok mutlu olacagimi hissediyorum... Haydi ilac kartelleri, calisin, bir ise yarayin!!!
Kissadan Hisse:
Buradan alinacak yegane ders, yas kemale erince, ekonomik durum az biraz duzeltilince evi terketmektir sayin okuyucu. Ama tabii ana baba gibi yar olmaz bunu da unutmamak lazim. Seviyorum ulan!!!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)