Sazi aldim elime goruldugu uzere.
Bu Galata ilginc bir yer. Ayiptir soylemesi ben meshuuuuur Dogan Apartmani'nin sokaginda, daha az meshuuuuur Kamondo Han'in yaninda oturuyorum. Boyle saheste boyle zengin binalarin arasinda muhtelif metruk yapilar, 80'lerden kalma aliskanlikla bakkal, manav ve kasap bulunuyor. Sokakta cocuklar top kosturuyor, arada toplari soforlu Bentley'lerin altina kaciyor. Her sabahin korunde sokak sabunlu sularla yikaniyor ama aksama dogru apartmanlarin onu coplerle doluyor. Ilginc iste...
Ama bence en ilginci yenilenmemis apartmanlarda - yani benimkinde - varolan kim kime dumdumalik. Soyle ki; apartmanimizda kapici yok. Bunu bir sorun olarak soylemiyorum ama bir kapicinin duzen getirdigini burada gordum. Misal bir temizlik sorunu var ki ilk iki hafta ruyalarima girdi. Icimdeki yoneticiyi uyandiran bu soruna daha care bulamadim, arastirmaktayim. Han kapisi gibi acik olan apartman kapisi derdine apartman sakinlerinden ust komsu cozum buldu, hidroligi takti. Yerlerde surunen posta problemine bendeniz her daireye bir adet posta kutusu alarak cozum getirmeye calistim ama daha astirmayi basarabilmis degilim.
Aidati 15 lira olan bir apartmanda bunu odemekten kacinan daireler, aslinda depo odalarinin bulundugu bodrum katinda yasayan kimligi belirsiz insan, muhtemelen yapildigi yildan beri adam gibi temizlenmemis binayi boyle kabul etmeyi secmis ev sahipleri bana cidden cok yabanci. Ha bir de kediler var. Hidrolikten sonra sayilari azaldi, sanirim sadece bir tane kaldi. Ama o da hala mart ayinin etkisinden kurtulamamis olacak, durmadan agliyor ama durmadan. Sayesinde bu yasimda psikopat damgasi yeme pahasina katil olmaya adayim. Dun gece miy miy miyavlama isini tam kapimin onunde gerceklestirdi. Sensorlu isigim var ordan biliyorum. Benim geldigimi hissetti heralde tam o anda daha da cok miyavladi. Kapiya vurdum gitti.
Dertliyim dertli... 15 lirayi vermeyen adam temizlik sirketine 500 lirayi verir mi? Allahim bana hayirli isler, arkadaslara akil fikirler ver.
Ama evim cok seker :)
8.04.2010
UYGUN BASLIK BULAMADIM BE GUNLUK
Sevgili gunluk;
Sana bu satirlari Ask-i Memnu dizisinden Bihter isimli karakterin sesine kil olarak yaziyorum. Ama kanali da cevirmiyorum, boyle de mazosist, boyle de ruh hastasi bir insanim.
Neyse, sabahki yazida dedim ya; Galata'ya tasindim gunluk. Bu mahallede televizyonunda su saatte Kanal D acik olan tek insan evladinin ben olduguma eminim. Bire bin bahis bile acabilirim, o derece... Gerci Kasimpasa semalarinda bu bahis beni gocertir o ayri.
Gecen Burcu dedi yeni evinde dizi izlemeyelim, sanat filmi izleyelim, bizim diziler Galata'ya yakismaz. Sanat filmi lafina da hastayim :)
Bu lafi etti ya; dvd'lerimi almak icin annemlere gittigimde babamin ne kadar capon filmi varsa aldim geldim. Kendisinde bakkal filmler koleksiyonunun krali bulunuyor ama Akira Kurosawa'lardan da odun vermiyor.
Hepsini guzelcene rafta en on siraya yelestirdim. 7 Samurai, Ran ve kardesleri manken edasiyla duruyorlar. Ha bir de Zatoichi The Blind Samurai var. Ne bileyim Star Wars serisi var, var da var. Ammaaa dvd oynatici yok.
3-5 takipcim var biliyorum; sozum size: bir dvd oynatici 100 lira bile degil. Haydi toplasin beni ulusal kanal dizi cilginligindan kurtarin takipciler. 5 kisi olsaniz adam basi 20 lira eder, hadi be, yapin bir guzellik. 'Niye yapalim kardesimmmm?' diye sorarsaniz eger, su cevabi veririm size: Birincisi bu blog aslinda yardim ve paylasim amacli acildi. Ha kimseye yaradi mi onu bilemiyorum. Ama ben sana gonlumu actim be okuyucu, ne depresyonum kaldi anlatmadigim, ne hastaligim. Bu bir Dvd'ye degmez mi? Bence deger. Parayi denklestirince bir mesaj ativerin ben size adresi yazarim.
Bu Efexor beni yuzsuz yapti be gunluk. Umarim kimse ciddiye almaz bu talebimi. Allaha sukur 100 liram var; bir de usengecligim olmasa...
Sana bu satirlari Ask-i Memnu dizisinden Bihter isimli karakterin sesine kil olarak yaziyorum. Ama kanali da cevirmiyorum, boyle de mazosist, boyle de ruh hastasi bir insanim.
Neyse, sabahki yazida dedim ya; Galata'ya tasindim gunluk. Bu mahallede televizyonunda su saatte Kanal D acik olan tek insan evladinin ben olduguma eminim. Bire bin bahis bile acabilirim, o derece... Gerci Kasimpasa semalarinda bu bahis beni gocertir o ayri.
Gecen Burcu dedi yeni evinde dizi izlemeyelim, sanat filmi izleyelim, bizim diziler Galata'ya yakismaz. Sanat filmi lafina da hastayim :)
Bu lafi etti ya; dvd'lerimi almak icin annemlere gittigimde babamin ne kadar capon filmi varsa aldim geldim. Kendisinde bakkal filmler koleksiyonunun krali bulunuyor ama Akira Kurosawa'lardan da odun vermiyor.
Hepsini guzelcene rafta en on siraya yelestirdim. 7 Samurai, Ran ve kardesleri manken edasiyla duruyorlar. Ha bir de Zatoichi The Blind Samurai var. Ne bileyim Star Wars serisi var, var da var. Ammaaa dvd oynatici yok.
3-5 takipcim var biliyorum; sozum size: bir dvd oynatici 100 lira bile degil. Haydi toplasin beni ulusal kanal dizi cilginligindan kurtarin takipciler. 5 kisi olsaniz adam basi 20 lira eder, hadi be, yapin bir guzellik. 'Niye yapalim kardesimmmm?' diye sorarsaniz eger, su cevabi veririm size: Birincisi bu blog aslinda yardim ve paylasim amacli acildi. Ha kimseye yaradi mi onu bilemiyorum. Ama ben sana gonlumu actim be okuyucu, ne depresyonum kaldi anlatmadigim, ne hastaligim. Bu bir Dvd'ye degmez mi? Bence deger. Parayi denklestirince bir mesaj ativerin ben size adresi yazarim.
Bu Efexor beni yuzsuz yapti be gunluk. Umarim kimse ciddiye almaz bu talebimi. Allaha sukur 100 liram var; bir de usengecligim olmasa...
7.04.2010
VICDAN MUHASEBESI
Sanirim bir otorite figuru olmadan disiplinli olmayi beceremiyorum ben. Bunun nedenlerini bulmak cok zor, cocukluga inmek gerek falan simdi, uzun is.
Cok uzatmadan baglayayim; kendi evime tasindim, ilac kullanimindaki duzensizligin cilkini cikardim. Kendim icin iyi olan bir seyi sadece baskalarina karsi sorumluluk duygusundan dolayi yapmam ne kadar saglikli bilemiyorum. Gerci saglikli aslinda cunku ilaci kullaniyorum ama anlik yokluklarindan yararlanmayi da ihmal etmiyorum. Eh artik yokluklari anlik degil uzun donemlerle tasvir edilebildigine gore getirin bezi onceden hazirlik olsun.
Lafi cok dolandirdim; Galata'ya tasindim, her seyi kafama estigi gibi yapiyorum dolayisiyla ilaci da istemezsem kullanmiyorum. Bu da bana cok agir bir vicdan azabi yasatiyor. Gelin gorun ki bu vicdan azabi dogru seyi yapmama da yardimci olmuyor.
Haa bu arada sol bacaktaki yerel uyusma ufak ufak gecmeye baslamisti, hem de yaklasik bir bucuk yillik bir surecten sonra. Ama tabii ki yanilmisim o gecmemis sadece yer degistirmis. Tebdil-i mekanda ferahlik vardir ne de olsa. Ben de yer degistirdim ya oradan biliyorum. Sag bacaktaki ise baki. Meraktaydim ne zaman yanacak diye; saolsun gecen hafta beklentilerimi bosa cikarmadi. Uc gun boyunca cayir cayir yandi. Bu yanma isini de ne okudum ne duydum arkadas. Anladik herkesin MS'i farkli oluyor da ben bu kadar ozel biri olamam, olmamaliyim. Cunku yandigi surec icerisinde ayni zamanda ayaga kalktigimda yuruyusumu de engelliyor. Kaslarim cekiliyor gibi hissediyorum.
Bir de sag gozum ufaktan gorme kabiliyetinin uzerine perde cekmeye karar verdi sanirim. Cok da emin degilim aslinda; icine bir sey kacmis da olabilir.
Persembe gunu pazartesi depresyonu edasiyla yazi yazabilmenin hakli gururunu tasiyorum yuregimde sayin okuyucu, size iyi hafta sonlari bana iyi haftalar...
Cok uzatmadan baglayayim; kendi evime tasindim, ilac kullanimindaki duzensizligin cilkini cikardim. Kendim icin iyi olan bir seyi sadece baskalarina karsi sorumluluk duygusundan dolayi yapmam ne kadar saglikli bilemiyorum. Gerci saglikli aslinda cunku ilaci kullaniyorum ama anlik yokluklarindan yararlanmayi da ihmal etmiyorum. Eh artik yokluklari anlik degil uzun donemlerle tasvir edilebildigine gore getirin bezi onceden hazirlik olsun.
Lafi cok dolandirdim; Galata'ya tasindim, her seyi kafama estigi gibi yapiyorum dolayisiyla ilaci da istemezsem kullanmiyorum. Bu da bana cok agir bir vicdan azabi yasatiyor. Gelin gorun ki bu vicdan azabi dogru seyi yapmama da yardimci olmuyor.
Haa bu arada sol bacaktaki yerel uyusma ufak ufak gecmeye baslamisti, hem de yaklasik bir bucuk yillik bir surecten sonra. Ama tabii ki yanilmisim o gecmemis sadece yer degistirmis. Tebdil-i mekanda ferahlik vardir ne de olsa. Ben de yer degistirdim ya oradan biliyorum. Sag bacaktaki ise baki. Meraktaydim ne zaman yanacak diye; saolsun gecen hafta beklentilerimi bosa cikarmadi. Uc gun boyunca cayir cayir yandi. Bu yanma isini de ne okudum ne duydum arkadas. Anladik herkesin MS'i farkli oluyor da ben bu kadar ozel biri olamam, olmamaliyim. Cunku yandigi surec icerisinde ayni zamanda ayaga kalktigimda yuruyusumu de engelliyor. Kaslarim cekiliyor gibi hissediyorum.
Bir de sag gozum ufaktan gorme kabiliyetinin uzerine perde cekmeye karar verdi sanirim. Cok da emin degilim aslinda; icine bir sey kacmis da olabilir.
Persembe gunu pazartesi depresyonu edasiyla yazi yazabilmenin hakli gururunu tasiyorum yuregimde sayin okuyucu, size iyi hafta sonlari bana iyi haftalar...
22.03.2010
PAZARLIK
Hayirli haftalar internet dunyasi. Malumunuz, gecen hafta yillik kafa kontrolum vardi. Gittim, Mr'i cektirdim, hopladim zipladim, parmagimi burnuma goturdum ve alnimin akiyla muayenehaneden ciktim. Asayis berkemalmis, ustelik sirtimdaki lezyon kardes kaybolmus ama boynumdaki yerindeymis. Durum iyi olunca; pazarlik konusunu masaya yatirmakta gecikmedim tabii ki:
-''Aksel Bey, ben su ilaci biraksam artik?''
-''Olmaz.''
-''E peki Avonex'e gecsem, zulum haftada bire dusse.''
-''Olmaz.''
-''Sebep?''
-''Betaferon'la ilgili yaptigimiz testin sonuclari cok iyi cikti. Demek ki ise yariyor. Avonex Betaferon kadar etkili bir ilac degil.''
-''E peki...''
Velhasil bu konusmanin ardindan, pek sevgili aile buyuklerim yurdu terkettiler. Ben de tabii ki ilaci kullanmaya yine(!) ara verdim. Buraya kadar her sey kendi dinamigi icinde normal gorunuyor. (Burada dinamik, benim zirt pirt ilaci kafama gore kullanip kullanmamam)
Bugun kullanmiyor olusumun 5.gunu. Sabah sol bacagimin siddetli bir sekilde uyusuk oldugunu hissettim.
Simdi soru: Bu bacagin zaten uyusacagi var miydi? Yoksa ilaci kullanmadigim icin mi uyustu? Buyurdum, buradan yaktim.
Aslinda bence zaten uyusacagi vardi ama ilacla ilgili disiplinsizligimin verdigi aci vicdan azabindan ikisini bagdastirmaya calisiyor olabilirim.
Neyse, al tarafi hissiyat olarak hic bir ise yaramayan bir bolge uyustu, dunya sonu degil. Haydi eyvallah....
-''Aksel Bey, ben su ilaci biraksam artik?''
-''Olmaz.''
-''E peki Avonex'e gecsem, zulum haftada bire dusse.''
-''Olmaz.''
-''Sebep?''
-''Betaferon'la ilgili yaptigimiz testin sonuclari cok iyi cikti. Demek ki ise yariyor. Avonex Betaferon kadar etkili bir ilac degil.''
-''E peki...''
Velhasil bu konusmanin ardindan, pek sevgili aile buyuklerim yurdu terkettiler. Ben de tabii ki ilaci kullanmaya yine(!) ara verdim. Buraya kadar her sey kendi dinamigi icinde normal gorunuyor. (Burada dinamik, benim zirt pirt ilaci kafama gore kullanip kullanmamam)
Bugun kullanmiyor olusumun 5.gunu. Sabah sol bacagimin siddetli bir sekilde uyusuk oldugunu hissettim.
Simdi soru: Bu bacagin zaten uyusacagi var miydi? Yoksa ilaci kullanmadigim icin mi uyustu? Buyurdum, buradan yaktim.
Aslinda bence zaten uyusacagi vardi ama ilacla ilgili disiplinsizligimin verdigi aci vicdan azabindan ikisini bagdastirmaya calisiyor olabilirim.
Neyse, al tarafi hissiyat olarak hic bir ise yaramayan bir bolge uyustu, dunya sonu degil. Haydi eyvallah....
12.03.2010
Kontrol
Bu blogun bir amaci vardi degil mi? O amaca donuyorum hemen.
Yillik kontrol zamanim geldi. Ben de doktorumun muayenehanesini aradim randevu almak icin. Cep telefonundan aramiyorum zorunda kalmadikca; hep bir aceleyle konusuyor. Neyse, kendisine ulastim ve randevu lazim geldigini belirttim. En son ne zaman geldigimi sordu. Mayis sonu gibi hatirladigimdan; ''Mayis sonu gibi'' dedim.
Yok diye cevap verdi; ''6 haziranda gelmissin. Mykonos'a gitmeden once.''
Buyrun!!! Bu vesileyle gittigimi hatirliyorum, gozum kayiyordu cunku. Sicak tatil beldesi konseptinin bunyeye nasil bir etkisi olacagini merak etmistim. Bir de sasi bak sasir gozumun etkisi var tabii. Nereden hatirladigini sordum, not aldigini soyledi. Ciddi olup olmadigini sordum, ciddiyim dedi. Yaklasik bir 30 saniye karsilikli gulduk. Yetmedi nasil gectigini sordu. Gulusmelere 30 saniye daha ekledik.
Ilk bu ise bulastigimda, kendisinin yanindayken bir hastasi aramisti. Gule oynaya konusmuslardi telefonda, canimlar cicimler havada ucusuyordu. Cok sasirmistim, nasil boyle bir iliskileri oldugunu anlayamamistim artik anliyorum. Kaninizin isindigi bir doktor olunca ve tabii uzerine yillari da ekleyince oluyormus.
Ilk kendisini gormeye gittigimde bana kartini vermisti. Uzerine de cep telefonunu yazmisti ve ; ''Zipzip, bu karti al ve sakla. Uzerindeki numarayi da cep telefonuna kaydet. Artik arkadaslarinin isimlerinin arasinda benim ismim de olmali ne yazik ki.'' demisti. Iyidir benim norologum, bir numarasin Aksel Siva!!! Sak sak sak sak :))
Kissadan Hisse
Bir doktorla munasebetiniz olacaksa eger, sevdiginiz ve icinizin sindigi bir doktorla muhattap olmalisiniz. Hele MS gibi hayat boyu sizinle beraber olacak bir hastalikta. Doktorun yaklasimi sizin de hastaliga yaklasiminizi etkiliyor.
Ilk teshisim konuldugunda Alman Hastanesi'nde cok sevdigim ama dunyanin en panik insanlarindan biri bakmisti bana. Her olayda beni hastaneye yatirip, kortizonu dayiyordu. Aksel Bey sayesinde bunlarin cok gereksiz oldugunu ve her olayin dunya onemlisi bir ciddiyetle karsilanmamasi gerektigini ogrendim, tabii zamanla.
Cok panik bir insansaniz o zaman ona gore davranan ve istediginiz ihtimamla sizi tedavi eden doktoru bulun. Milletin dediklerini bosverin, MS dedigimiz illetin cok da fazla bir tedavisi yok ne de olsa. Icinize sinen birine gidin ki gorusmeleriniz eziyete donusmesin. Operim.
Yillik kontrol zamanim geldi. Ben de doktorumun muayenehanesini aradim randevu almak icin. Cep telefonundan aramiyorum zorunda kalmadikca; hep bir aceleyle konusuyor. Neyse, kendisine ulastim ve randevu lazim geldigini belirttim. En son ne zaman geldigimi sordu. Mayis sonu gibi hatirladigimdan; ''Mayis sonu gibi'' dedim.
Yok diye cevap verdi; ''6 haziranda gelmissin. Mykonos'a gitmeden once.''
Buyrun!!! Bu vesileyle gittigimi hatirliyorum, gozum kayiyordu cunku. Sicak tatil beldesi konseptinin bunyeye nasil bir etkisi olacagini merak etmistim. Bir de sasi bak sasir gozumun etkisi var tabii. Nereden hatirladigini sordum, not aldigini soyledi. Ciddi olup olmadigini sordum, ciddiyim dedi. Yaklasik bir 30 saniye karsilikli gulduk. Yetmedi nasil gectigini sordu. Gulusmelere 30 saniye daha ekledik.
Ilk bu ise bulastigimda, kendisinin yanindayken bir hastasi aramisti. Gule oynaya konusmuslardi telefonda, canimlar cicimler havada ucusuyordu. Cok sasirmistim, nasil boyle bir iliskileri oldugunu anlayamamistim artik anliyorum. Kaninizin isindigi bir doktor olunca ve tabii uzerine yillari da ekleyince oluyormus.
Ilk kendisini gormeye gittigimde bana kartini vermisti. Uzerine de cep telefonunu yazmisti ve ; ''Zipzip, bu karti al ve sakla. Uzerindeki numarayi da cep telefonuna kaydet. Artik arkadaslarinin isimlerinin arasinda benim ismim de olmali ne yazik ki.'' demisti. Iyidir benim norologum, bir numarasin Aksel Siva!!! Sak sak sak sak :))
Kissadan Hisse
Bir doktorla munasebetiniz olacaksa eger, sevdiginiz ve icinizin sindigi bir doktorla muhattap olmalisiniz. Hele MS gibi hayat boyu sizinle beraber olacak bir hastalikta. Doktorun yaklasimi sizin de hastaliga yaklasiminizi etkiliyor.
Ilk teshisim konuldugunda Alman Hastanesi'nde cok sevdigim ama dunyanin en panik insanlarindan biri bakmisti bana. Her olayda beni hastaneye yatirip, kortizonu dayiyordu. Aksel Bey sayesinde bunlarin cok gereksiz oldugunu ve her olayin dunya onemlisi bir ciddiyetle karsilanmamasi gerektigini ogrendim, tabii zamanla.
Cok panik bir insansaniz o zaman ona gore davranan ve istediginiz ihtimamla sizi tedavi eden doktoru bulun. Milletin dediklerini bosverin, MS dedigimiz illetin cok da fazla bir tedavisi yok ne de olsa. Icinize sinen birine gidin ki gorusmeleriniz eziyete donusmesin. Operim.
Bu Kalp Seni Unutur Mu?
Basliktaki dizi iptal oldu. Proje bazinda bakildiginda basarili bir is degildi. Oyunculuklar kotu, diyaloglar yapmacik ve sanat yonetmenligi yerlerde surunuyordu. '83 yilinda vatkasiz kiyafet giyeni dovuyorlardi ama bu dizide bir allahin kulunda vatka yoktu.
Neyse varmak istedigim nokta bambaska. Efendim televizyon radyo gibi kitlesel araclarin aslinda insan hayatinda egitici ogretici yerleri vardir daha dogrusu olmalidir. Dolayisiyla televizyonun bir aptal kutusu olusu sadece yurduma has bir durum. Belgesel diye bir sey var mesela literaturde, cocuklar icin birbirini parcalayan kediler ve farelerden ote egitici programlar var ve evet yasliyim, cizgi film kulturum Tom ve Jerry'yle sinirli. Yemek programlari da var milletin soylular gibi davranmaya calisip cemkirmedigi. Liste uzun, siz anladiniz beni...
Bahsi gecen dizinin bu baglamda onemi cok buyuk bence. Bir dizi bile olsa en azindan yakin tarihimizle ilgili bir ipucu verecekti biz Ozal cocuklarina. Ama olmadi, rating yarasi aldi ve yayindan kaldirildi. O kaldirilinca Hatirla Sevgili diye bir dizi varmis ona bakayim bari dedim internetten ve butun bolumlerini izledim.
Bu izleyis bana cok sey katti sayin okuyucular. Ben cok azili Ozal'ci, Evren'ci ve Amerikan'ci bir ailenin cocuguyum. Uzun bir sure, Kenan Evren'i tonton bir amca olarak bildim, darbelerin guzelliklerine inandim. Yurumuyorsa sallandirirsin iki kisiyi is hallolur sandim.
Uyanmaya baslayisim cok uzak degil, 3-5 sene oncesidir en fazla. Ama gercekten bazi seyleri farkedisim, merak edisim ve ogrenisim bu diziyle olmustur. Ne kadar aci olsa da gercek. Boyle bir donemin cocuklariyiz biz ve yetiskin olduk artik. Olan bitene kayitsiz, 1938'den sonrasini onun bunun agzindan hurafe olarak duymus ama orali olmamis bir nesil olarak geziniyoruz etrafta.
Ben de oyleydim ama en azindan aydim, belki bu dizi iptal olmasaydi baskalari da ayacakti. Biz ilkokul siralarinda dirsek curutmeye basladiktan cok az bir sure once ne kiyametler koptu onlari ogreneceklerdi. Alp Aslan'in atinin kuyrugunu tarayip gittigi Malazgirt Savasi kadar sanli bir tarihimiz olmadigini ogrenmek aci olacakti belki... Ama bunlari okullarda ogretmiyorlar ve ogretmeyecekler.
Iste bu yuzden televizyon ve radyo onemlidir, egitici ogretici olmalidir. Yuzeysel bile olsa gercek konulara degindiklerinde insanlarin bakislarini degistirebilirler. Degistiremeseler de en azindan yolunu acarlar.
Geyik lazim, yoksa hayat gecmez ama bu kayitsizlik icimi burkuyor. Bu iki diziyi izlerken cok uzuldum, hic bir seye o nesil kadar yurekten bagli olamadigim icin... Ne solculuk, ne sagcilik degil derdim, herhangi bir seye baglilik; hayatta bir ideal sahibi olmak, bir amac ugrunda ugrasmak belki savasmak.
Daha dogmadan bu yetiyi elimizden alan, bir darbeyle boyle bir nesli yaratan sanli ordumuza buradan selam ederim...
Neyse varmak istedigim nokta bambaska. Efendim televizyon radyo gibi kitlesel araclarin aslinda insan hayatinda egitici ogretici yerleri vardir daha dogrusu olmalidir. Dolayisiyla televizyonun bir aptal kutusu olusu sadece yurduma has bir durum. Belgesel diye bir sey var mesela literaturde, cocuklar icin birbirini parcalayan kediler ve farelerden ote egitici programlar var ve evet yasliyim, cizgi film kulturum Tom ve Jerry'yle sinirli. Yemek programlari da var milletin soylular gibi davranmaya calisip cemkirmedigi. Liste uzun, siz anladiniz beni...
Bahsi gecen dizinin bu baglamda onemi cok buyuk bence. Bir dizi bile olsa en azindan yakin tarihimizle ilgili bir ipucu verecekti biz Ozal cocuklarina. Ama olmadi, rating yarasi aldi ve yayindan kaldirildi. O kaldirilinca Hatirla Sevgili diye bir dizi varmis ona bakayim bari dedim internetten ve butun bolumlerini izledim.

Bu izleyis bana cok sey katti sayin okuyucular. Ben cok azili Ozal'ci, Evren'ci ve Amerikan'ci bir ailenin cocuguyum. Uzun bir sure, Kenan Evren'i tonton bir amca olarak bildim, darbelerin guzelliklerine inandim. Yurumuyorsa sallandirirsin iki kisiyi is hallolur sandim. Uyanmaya baslayisim cok uzak degil, 3-5 sene oncesidir en fazla. Ama gercekten bazi seyleri farkedisim, merak edisim ve ogrenisim bu diziyle olmustur. Ne kadar aci olsa da gercek. Boyle bir donemin cocuklariyiz biz ve yetiskin olduk artik. Olan bitene kayitsiz, 1938'den sonrasini onun bunun agzindan hurafe olarak duymus ama orali olmamis bir nesil olarak geziniyoruz etrafta.
Ben de oyleydim ama en azindan aydim, belki bu dizi iptal olmasaydi baskalari da ayacakti. Biz ilkokul siralarinda dirsek curutmeye basladiktan cok az bir sure once ne kiyametler koptu onlari ogreneceklerdi. Alp Aslan'in atinin kuyrugunu tarayip gittigi Malazgirt Savasi kadar sanli bir tarihimiz olmadigini ogrenmek aci olacakti belki... Ama bunlari okullarda ogretmiyorlar ve ogretmeyecekler.
Iste bu yuzden televizyon ve radyo onemlidir, egitici ogretici olmalidir. Yuzeysel bile olsa gercek konulara degindiklerinde insanlarin bakislarini degistirebilirler. Degistiremeseler de en azindan yolunu acarlar.
Geyik lazim, yoksa hayat gecmez ama bu kayitsizlik icimi burkuyor. Bu iki diziyi izlerken cok uzuldum, hic bir seye o nesil kadar yurekten bagli olamadigim icin... Ne solculuk, ne sagcilik degil derdim, herhangi bir seye baglilik; hayatta bir ideal sahibi olmak, bir amac ugrunda ugrasmak belki savasmak.
Daha dogmadan bu yetiyi elimizden alan, bir darbeyle boyle bir nesli yaratan sanli ordumuza buradan selam ederim...
8.02.2010
ORMANTIK KOMEDI

Malum olunageldigi uzere, her konuda soyleyecek bir seyim vardir benim. Cok konusurum, umarim bos konusmam...
Gelelim sadede, bugunun konusu Romantik Komedi isimli guzide eser.
Fragmanlarini gordum, sempatik bir filme benziyor diye dusundum ve pazar gunu bu filmi izlemeye gittim iki arkadasimla. Oncelikle zaman ve nakit kaybi oldugunu soylemeliyim.
Her ne kadar sinema salonuna benimkinden tamamen zit goruslerin hakim oldugunu gormus olsam da, bu kanaatimin arkasindayim.
Ilk maruzatim filmdeki sozde reklam ajansi. Oyunculara konkur dedirtip, ellerine iki tane storyboard tutusturunca ajans atmosferini sagladiklarini dusunmus olabilir filmin yaraticilari. Ama ben yemem. 3 senemi harcadim bir ajansta. Junior adama musteri karsisinda sunum yaptirmazlar, birak yaptirmamayi toplantiya bile rica minnet sokarlar. Oyle gece surtmeleri, ise gec gitmeler, istedigin saatte cikmalar falan zaten hayatta olmaz. Adi ustunde; junior. Etinden de sutunden de yararlanirlar insanin. Yeri gelir bir basligi yuzlerce kez yazdirirlar, yetmez yer bile supurttururler, karsiliginda da uc kurus tutustururlar elinize.
Su reklamcilik da hep cok havali lanse ediliyor nedense, anlamadim gitti...
Filmin konusunu anlatmaya gerek yok, adi ustunde zaten. Ama konu kopuk. Karakterler ise bir garip. Mesela karikaturize eleman gurgen palamudunun canlandirdigi insanla arkadas olabilecek bir tane erkek olduguna inanmiyorum ben. Varsa sozumu geri almasini da bilirim :)
Kadin kararterlerin aralarindaki yas farki da cok bariz bir sekilde ortada, dolayisiyla "muhtesem dostluklari" bir yalan oluyor aninda.
Engin Altan Duzyatan'a Kurklu Merkur'den beri hastayim, o yuzden ona tek bir lafim var; "Heba etme canim sen kendini boyle islerde, yeteneklisin, yakisiklisin, ne gerek var bunlara..."
Dadi dizisinden tanidigim kiz-ki su anda ismini kesinlikle hatirlayamiyorum- ugrasirsa olacak. Arti Amerikan ornekleri de hep bu tip filmlerle cikis yaparlar. Dolayisiyla gidisat dogru, bir kac film sonra daha oturakli islere gecmesini temenni ediyorum.
Genel olarak sunu soyleyebilirim ki; cok vasat bir amerikan romantik komedi ozentisi/taklidi izledim. Uzgunum...
Bu kopuk ve en az film kadar kotu yazimi sinemadan cikarken izleyenlerin birinden duydugum cok acaip su cumleyle bitirmek istiyorum;
"Ayy hep amerikan filmi hep amerikan filmi, sıkılmistik valla. Bak ne guzel film cekmisler!" Saka misiniz siz??!!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)